Bakış Açısı: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Bakış Açısı konusundaki 22 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

22 kelime Görüş İle İlgili İngilizce Deyimler
long story short /lˈɑːŋ stˈoːɹi ʃˈɔːɹt/ ifade

kısaca söylemek gerekirse

detaylara girmeden, yalnızca ana hatlarıyla anlatmak için kullanılan ifade

"Long story short, I said no."Kısaca söylemek gerekirse, hayır dedim.

to [put] out feelers /pˌʊt ˈaʊt fˈiːlɚz/ ifade

duyurular yaymak

Birinin ne düşündüğünü veya belirli bir kişi veya şey hakkındaki görüşlerini öğrenmek için bazı sorular sormak.

"I put out feelers."Duyurular yaydım.

the (other|flip|opposite) side of the coin /ðə ˈʌðɚ flˈɪp ˈɑːpəsˌɪt sˈaɪd ʌvðə kˈɔɪn/ ifade

paranın diğer yüzü

bir duruma farklı bir bakış açısı ya da yaklaşım

"The other side of the coin is poverty."Paranın diğer yüzü yoksulluktur.

to coin a phrase /tə kˈɔɪn ɐ fɹˈeɪz/ ifade

bir deyişle

tanınmış, sık kullanılan ya da uydurma bir ifadeyi kullanmadan önce söylenen giriş

"To coin a phrase, it was a disaster."Bir deyişle, tam bir felaketti.

to [hold] the floor /hˈoʊld ðə flˈoːɹ/ ifade

sahneyi ele almak

kesintiye izin vermeden uzun bir konuşma yapacak kadar cesur ya da sosyal olmak

"The senator held the floor for an hour."Senatör bir saat boyunca sahneyi eline aldı.

the other way around /ðɪ ˈʌðɚ wˈeɪ ɐɹˈaʊnd/ ifade

tam tersi

söylenenin tam tersinin doğru olduğunu vurgulamak için kullanılır

"It is the other way around."Tam tersi.

to [get] a word in edgewise /ɡɛt ɐ wˈɜːd ɪn ˈɛdʒwaɪz/ ifade

söz hakkı bulmak

başkasının uzun konuşması sırasında bir şey söyleyebilmek için fırsat elde etmek

"She never lets me get a word in edgewise."O bana asla söz hakkı buldurmaz.

hot potato /hˈɑːt pətˈeɪɾoʊ/ isim

zorlu konu

konuşulması ya da ele alınması rahatsız edici ve riskli olan, tartışmalı ya da zor bir mesele

"The issue becomes a hot potato for the politician."Bu mesele politikacı için zorlu bir konu haline geldi.

for the record /fɚðə ɹˈɛkɚd/ ifade

kayıt altına almak için

birinin bilmesini ya da hatırlamasını istediğiniz bir gerçeği söylemeden önce kullanılan ifade

"For the record, I disagree."Kayıt altına almak için, katılmıyorum.

moot point /mˈuːt pˈɔɪnt/ isim

tartışmalı konu

Farklı görüşlerin ya da anlaşmazlıkların olduğu konu

"The issue is a moot point."Onun yalan söyleyip söylemediği tartışmalı bir konudur.

to [broaden|expand|widen] {one's} (horizons|mind) /bɹˈɔːdən ɛkspˈænd wˈaɪdən wˈʌnz hɚɹˈaɪzən mˈaɪnd/ ifade

ufkunu genişletmek

Yeni yerler, fikirler ya da kültürler keşfederek bilgi, deneyim ve bakış açısını artırmak.

"Travel helps to broaden your horizons."Seyahat, ufkunu genişletmene yardımcı olur.

in a bad light /ɪn ɐ bˈæd lˈaɪt/ ifade

olumsuz bir ışıkta

birini kötü ya da yetersiz gösteren bir şekilde

"The article showed him in a bad light."Makale onu olumsuz bir ışıkta gösterdi.

in a good light /ɪn ɐ ɡˈʊd lˈaɪt/ ifade

olumlu bir ışıkta

birinin olumlu yönlerini ya da yeteneklerini vurgulayan bir şekilde

"The interview showed her in a good light."Röportaj onu olumlu bir ışıkta gösterdi.

for my money /fɔːɹ maɪ mˈʌni/ ifade

bana göre

kişinin görüş ya da inancını ifade etmek için kullanılan bir kalıp

"For my money, she is the best singer."Bana göre o en iyi şarkıcı.

frame of mind /fɹˈeɪm ʌv mˈaɪnd/ ifade

zihniyet

belirli bir kişi ya da şey hakkında belirli duygular, inançlar ve davranışlar sergileyen geçici ruh hali

"I am not in the right frame of mind."Şu anda doğru zihniyette değilim.

in {one's} eyes /ɪn wˈʌnz ˈaɪz/ ifade

gözünde

Kişinin görüşüne göre, birinin bakış açısından

"In his eyes, she can do no wrong."Onun gözünde, o hiçbir zaman yanılmaz.

to [read] from the same page /ɹˈiːd fɹʌmðə sˈeɪm pˈeɪdʒ/ ifade

aynı sayfada olmak

bir konu hakkında aynı düşünce, fikir ya da görüşe sahip olmak

"We are all reading from the same page now."Artık hepimiz aynı sayfadayız.

to [sing] from the same hymn book /sˈɪŋ fɹʌmðə sˈeɪm hˈɪm bˈʊk/ ifade

aynı şarkıyı söylemek

başkalarıyla aynı görüşleri paylaşmak ya da aynı anlayışı benimsemek

"We sing from the same hymn book."Biz aynı şarkıyı söylüyoruz.

in a nutshell /ɪn ɐ nˈʌtʃɛl/ zarf

kısaca söylemek gerekirse

bir şeyi özetlemek ya da kısaca tanımlamak için kullanılan bir ifade

"In a nutshell, it failed."Kısaca söylemek gerekirse plan başarısız oldu.

or else /ər ɛls/ ifade

yoksa

durumun farklı olsaydı nasıl olacağını hayal etmek için kullanılır

"Or else, I would be sad."Yoksa, üzülürdüm.

give and take /gɪv ənd teɪk/ ifade

verip alma

bir şey için en iyi çözümü veya yaklaşımı bulmak amacıyla iki tarafın fikir alışverişinde bulunduğu bir durum

"We need give and take."Verip almamız gerekiyor.

tunnel vision /ˈtənəl ˈvɪʒən/ isim

tünel görüşü

bir kişinin bir şeye çok odaklandığı ve diğer önemli şeyleri kaçırmasına neden olabilecek bir durum

"He has tunnel vision."Onun tünel görüşü var.

Bu listedeki 22 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Görüş İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular