Meşgul ve Aktif: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Meşgul ve Aktif konusundaki 16 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

16 kelime İş ve Para İle İlgili İngilizce Deyimler
a (hive|beehive) of (activity|industry) /ɐ hˈaɪv bˈiːhaɪv ʌv æktˈɪvɪɾi ˈɪndʌstɹi/ ifade

aktivite kovanı

Birçok insanın çok meşgul olduğu yer.

"The office was a hive of activity."Ofis bir aktivite kovanıydı.

to [be|get] (run|rushed) off {one's} feet /biː ɡɛt ɹˈʌn ɹˈʌʃt ˈɔf wˈʌnz fˈiːt/ ifade

ayağına karasular değmek

Yapılması gereken çok fazla şey olması.

"I am run off my feet."Ayağıma karasular değiyor.

to [have] (a lot|too much) on {one's} plate /hæv ɐ lˈɑːt ɔːɹ tˈuː mʌtʃ ˌɑːn wˈʌnz plˈeɪt/ ifade

çok iş/çok sorumluluk üstlenmek

Üstlenmesi gereken bir dizi görev ya da sorun olması.

"I have a lot on my plate right now."Şu anda çok işim var.

to [work|slog|sweat] {one's} guts out /wˈɜːk wˈʌnz ɡˈʌts ˈaʊt/ ifade

kolları sıvamak

Bir hedefe ulaşmak için çok çaba harcamak.

"He worked his guts out for the exam."Sınav için kollarını sıvadı.

(as|) busy as a bee /æz bˈɪzi æz ɐ bˈiː/ ifade

arı gibi meşgul

İş, etkinlik vb. konularda çok meşgul olmak.

"He is as busy as a bee at work."İşte arı gibi meşgul.

to [work] like a (horse|dog|Trojan) /wˈɜːk lˈaɪk ɐ hˈɔːɹs dˈɑːɡ tɹˈoʊdʒən/ ifade

at gibi çalışmak

Aşırı derecede çok çalışmak.

"She works like a horse."O, at gibi çalışıyor.

to [burn] the [candle] at both ends /bˈɜːn ðə kˈændəl æt bˈoʊθ ˈɛndz/ ifade

iki ucu yanmış bir mum yakmak

Gece geç saatlere kadar çalışıp sabah erken kalkarak kendini tüketmek.

"Don't burn the candle at both ends."İki ucu yanmış bir mum yakma.

(as|) busy as a beaver /æz bˈɪzi æz ɐ bˈiːvɚ/ ifade

kunduz gibi meşgul

Aşırı aktif, meşgul ve çalışkan olmak.

"She is as busy as a beaver today."Bugün kunduz gibi meşgul.

to [have] {one's} hands full /hæv wˈʌnz hˈændz fˈʊl/ ifade

elleri dolu olmak

yapılacak çok işi olmak

"She has her hands full today."Bugün elleri dolu.

(in|into) high gear /ɪn ˌɪntʊ hˈaɪ ɡˈɪɹ/ ifade

tam gazda, yüksek viteste

Çok verimli, yoğun ve aktif bir çalışma hâlinde olmak.

"Our team is in high gear."Ekibimiz tam gazda çalışıyor.

to {not} [have] a minute to call {one's} own /nˌɑːt hæv ɐ mˈɪnɪt tə kˈɔːl wˈʌnz ˈoʊn/ ifade

kendi kendine bir dakikası bile yok

O kadar meşgul olmak ki hiç boş zamanı kalmamak.

"I do not have a minute to call my own."Kendi kendime bir dakikam bile yok.

on the go /ɑːnðə ɡˈoʊ/ ifade

her daim hareket halinde

Sürekli meşgul, aktif bir yaşam tarzı içinde olmak.

"She is always on the go."O, her daim hareket halinde.

to [juggle] frogs /dʒˈʌɡəl fɹˈɑːɡz/ ifade

kurbağa jonglörü olmak

Aynı anda birden fazla zor görevi yönetmeye çalışmak, yoğun ve talepkar bir durumu vurgulamak.

"This project is like juggling frogs."Bu proje, kurbağa jonglörü olmaya benziyor.

to [spread] {oneself} too thin /spɹˈɛd wʌnsˈɛlf tˈuː θˈɪn/ ifade

kendini çok yaymak

Kendinden daha fazla iş ya da sorumluluk üstlenmek, odaklanamamak ve verimliliğin düşmesi.

"Do not spread yourself too thin."Kendini çok yayma.

pressed for time /pɹˈɛst fɔːɹ tˈaɪm/ ifade

zamanı kısıtlı

Çok az zamanının kalması.

"I am pressed for time today."Bugün zamanım kısıtlı.

the heat [is] on /ðə hˈiːt ɪz ˈɑːn/ kalıp

baskı artıyor

Durumun yoğun, kritik ve baskının arttığını belirtmek.

"The heat is on — the deadline is tomorrow."Baskı artıyor — teslim tarihi yarın.

Bu listedeki 16 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

İş ve Para İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular