yerine bakmak
birinin hasta ya da izinli olduğu süre boyunca sorumluluklarını üstlenmek
"She covered for her friend yesterday."Dün arkadaşının yerine baktı.
İş Sorumlulukları ve Görevleri konusundaki 16 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
yerine bakmak
birinin hasta ya da izinli olduğu süre boyunca sorumluluklarını üstlenmek
"She covered for her friend yesterday."Dün arkadaşının yerine baktı.
eldeki proje
bir kişinin içinde bulunduğu, üzerinde çalıştığı proje, faaliyet ya da iş
"He has an iron in the fire."Onun bir eldeki projesi var.
göreve almak
birine bir görev ya da iş vermek
"The farmer put us to work immediately."Çiftçi bizi hemen göreve aldı.
birden çok rol üstlenmek
aynı anda farklı görev, pozisyon ya da işleri yapmak
"She wears many different hats daily."O, her gün birçok farklı rol üstleniyor.
büyük ayakkabılar giymek
öncekinden aynı seviyeye gelmek için çok çaba harcamak zorunda olmak
"You have big shoes to fill."Büyük ayakkabılar giymen gerekiyor.
okulu kaçırmak
izin almadan ya da açıklama yapmadan işe, okula ya da başka bir sorumluluğa gitmemek
"The boys played hooky from school."Çocuklar okulu kaçırdı.
çalışma saatinde
çalışılması gereken saatler içinde olmak
"I get paid to be on the clock."Çalışma saatinde olduğum için maaş alıyorum.
birinin yerine geçmek
Birinin görev, rol ya da işini, özellikle o kişi ayrıldıktan sonra devralmak.
"It is hard to step into his shoes."Onun yerine geçmek zor.
bayrağı devralmak
Başkası tarafından başlanmış veya yarım kalmış bir görevi veya projeyi devam ettirmek veya tamamlamak.
"She picked up the baton from her predecessor."Önceki yöneticisinden bayrağı devraldı.
bayrağı {birine} devretmek
Sorumluluğu veya bir görevi bir kişiden diğerine aktarmak.
"It is time to hand over the baton."Bayrağı devretme zamanı geldi.
elinde bir şey bulundurmak
Bir sorumluluk ya da yük olarak bir konuyla ilgilenmek zorunda olmak.
"She has a problem on her hands."Onun elinde bir sorun var.
kalesi tutmak
Gerçek sorumlu kişi dönene kadar bir işi tamamen kontrol etmek ya da sorumluluğu üstlenmek, özellikle iş ortamında.
"Please hold the fort while I am gone."Gittiğimde kalesi tutar mısın?
yerini doldurmak
Bir kişinin ayrıldıktan sonra onun pozisyonunu, rolünü ya da sorumluluğunu üstlenmek.
"No one can fill her shoes."Onun yerini kimse dolduramaz.
boşluğu doldurmak
Zor ya da sıkıntılı bir durumda harekete geçmek, sorumluluk almak; özellikle başkaları yapamadığında ya da istemediğinde.
"He stepped into the breach when the manager quit."Müdür istifa ettiğinde boşluğu doldurdu.
kuralına göre çalışmak
Çalışanların işlerini sadece yazılı kurallar ve prosedürler çerçevesinde, ek bir çaba göstermeden yapmayı seçtiği, genellikle bir protesto yöntemi olarak kullanılan iş stratejisi.
"The union voted to work to rule."Sendika kuralına göre çalışmaya karar verdi.
kuralına göre çalışmak
(İşçiler için) Fazladan iş yapmaktan kaçınmak, sadece zorunlu olanı yapmak.
"The union told them to work to rule."Sendika onlara kuralına göre çalışmalarını söyledi.
Bu listedeki 16 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla