kapı açmak
Bir işe ya da kuruma giriş için fırsat sağlamak, ileride daha büyük başarılar elde etmeyi mümkün kılmak.
"This job is a foot in the door."Staj, kariyerinde bir kapı açtı.
İş Fırsatları konusundaki 18 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
kapı açmak
Bir işe ya da kuruma giriş için fırsat sağlamak, ileride daha büyük başarılar elde etmeyi mümkün kılmak.
"This job is a foot in the door."Staj, kariyerinde bir kapı açtı.
günlük işi bırakmamak
Birine yeni bir işe girişmenin başarısız olma ihtimali yüksek olduğunda mevcut işine devam etmesini tavsiye etmek.
"Don't give up the day job."Günlük işini bırakma.
kılıcını indirmek
Suçlamaları ya da cezayı üstlenmek; tamamen sorumlu olmamakla birlikte başkasını korumak ya da onurunu korumak için sorumluluğu kabul etmek.
"He fell on his sword for them."Onların hatasını üstlenerek kılıcını indirdi.
işten kovulmak
Pozisyonundan ya da işinden çıkarılmak.
"She got the sack last week."Geçen hafta işten kovuldu.
pembe kağıt vermek
Çalışanına işten çıkarıldığını bildirmek.
"They gave him the pink slip."Ona pembe kağıt verdiler.
başlar dönecek
İnsanların bir şey için, özellikle işten çıkarılma gibi, cezalandırılacağını ifade eder
"Heads will roll."Skandal sonrası üst yönetimde başlar dönecek.
kariyer merdiveni
Bir meslek içinde deneyim ve beceri kazanıldıkça yükseltilen farklı görev ve sorumluluk seviyeleri.
"She climbed the career ladder."O, kariyer merdivenini tırmandı.
işten çıkarmak
Bir çalışanını görevden almak.
"They gave her the sack yesterday."Dün ona işten çıkardılar.
ıslıklanmak
Başkaları tarafından onaylanmamaya, reddedilmeye veya eleştirilmeye maruz kalmak, genellikle ıslıklarla.
"The actor got the bird."Aktör ıslıklandı.
kapısını kapatmak
Birini işten ya da bir konumdan uzaklaştırmak, kovmak.
"She showed the employee the door."Kaba müşteriye kapısını kapattı.
eldivenlerini asmak
Fiziksel ya da rekabetçi bir meslek ya da etkinlikten emekli olmak, bırakmak.
"The boxer hung up his gloves."Boksör eldivenlerini astı.
çizmelerini asmak
Bir meslek ya da faaliyetten, özellikle uzun yıllar süren bir kariyerden emekli olmak.
"He hung up his boots last year."Geçen yıl çizmelerini astı.
kendi nişini yaratmak
Özellikle belirli bir alanda uzmanlaşarak iş dünyasında kendine sağlam bir konum elde etmek.
"She carved out a niche for herself."Kendi nişini yarattı.
çıkış belgesi
Birine işten ya da bir yerden ayrılması gerektiğini bildiren resmi bildiri.
"He got his walking papers yesterday."Dün çıkış belgesini aldı.
emekliye ayırmak
Birini yaşlılığı nedeniyle emekli etmek.
"They put the old horse out to pasture."Yaşlı atı emekliye ayırdılar.
perde arkasında beklemek
Bir fırsat ortaya çıkana kadar harekete geçmek için beklemek.
"The young actor is waiting in the wings."Genç aktör perde arkasında bekliyor.
kovulmak
genellikle ani veya saygısız bir şekilde bir işten kovulmak veya uzaklaştırılmak
"He got the bird."Kovuldu.
kapıyı göstermek
birini işinden veya pozisyonundan kovmak veya uzaklaştırmak
"Show him the door."Ona kapıyı göster.
Bu listedeki 18 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla