fate leads the willing and drags (along|) the unwilling/fˈeɪt lˈiːdz ðə wˈɪlɪŋ ænd dɹˈæɡz ɐlˈɑːŋ ɔːɹ ðɪ ʌnwˈɪlɪŋ/kalıp
kader isteyeni yönlendirir, istemeyeni sürükler
Kaderin insanları belirli bir yola itebileceğini, fakat bu yolda ilerlemek ya da direnmek kişinin tutumuna bağlı olduğunu anlatır.
"He resisted change but ended up being pulled along — fate leads the willing and drags the unwilling."Değişime direnç gösterdi ama sonunda sürüklendi — kader isteyeni yönlendirir, istemeyeni sürükler.
if it is meant to be, it will be/ɪf ɪt ɪz mˈɛnt tə bˈiː ɪt wɪl bˈiː/kalıp
olması gerekiyorsa olur
Bazı olayların insan kontrolünün ötesinde, önceden belirlenmiş bir plana göre gerçekleşeceğini ima eder.
"Do not force it — if it is meant to be, it will be."Zorlamaktan vazgeç — olması gerekiyorsa olur.
if you are born to be hanged, then you will never be drowned/ɪf juː ɑːɹ bˈɔːɹn təbi hˈæŋd ðˈɛn juː wɪl nˈɛvɚ biː dɹˈaʊnd/kalıp
asılacak doğduysa, asla boğulmaz
Kişinin kaderinin önceden belirlenmiş olduğunu ve değiştirilemez olduğunu vurgular.
"He survived every danger thrown at him — if you are born to be hanged, you will never be drowned."Atılan her tehlikeden kurtuldu — asılacak doğduysa, asla boğulmaz.
man proposes, (heaven|God) disposes/mˈæn pɹəpˈoʊzᵻz hˈɛvən ɡˈɑːd dɪspˈoʊzᵻz/kalıp
insan plan yapar, Tanrı dağıtır
İnsanların planlar yapabileceğini, fakat nihai sonucun kader ya da ilahi bir güç tarafından belirlendiğini ifade eder.
"We make plans, but life decides — man proposes, God disposes."Planlar yaparız, ama hayat karar verir — insan plan yapar, Tanrı dağıtır.
you plan and God laughs/juː plˈæn ænd ɡˈɑːd lˈæfz/kalıp
planla, Tanrı güler
İyi planlar yapsanız da, beklenmedik olayların sonuçları değiştirebileceğini anlatır.
"He had everything planned perfectly, then life changed it all — you plan and God laughs."Her şey mükemmel planlanmıştı, sonra hayat her şeyi değiştirdi — planla, Tanrı güler.
every bullet has (a|its) billet/ˈɛvɹi bˈʊlɪt hɐz ɐ ɪts bˈɪlɪt/kalıp
her kurşunun bir hedefi vardır
Kaderin ya da alacağın kimleri öldüreceğini, şansın ya da rastgele bir olayın değil, belirlediğini anlatmak için kullanılır.
"Fate decides who dies."Her riskin bir sonucu vardır — her kurşunun bir hedefi vardır.
every bullet hasabillet/ˈɛvəri ˈbʊlət hasabillet*/kalıp
her kurşunun bir hedefi vardır
şans veya rastgele bir tesadüf yerine kaderin veya yazgının kimi öldüreceğini belirlediğini ima etmek için kullanılır
"Every bullet has a billet."Her kurşunun bir hedefi vardır.
Bu listedeki 7 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren