İştah: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

İştah konusundaki 13 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

13 kelime Günlük Hayat İle İlgili İngilizce Deyimler
to [have] a sweet tooth /hæv ɐ swˈiːt tˈuːθ/ ifade

tatlıya düşkün olmak

çok şekerli yiyecekleri sevme eğilimi göstermek

"I have a sweet tooth for chocolate."Çikolataya tatlıya düşkünüm.

hollow leg /hˈɑːloʊ lˈɛɡ/ isim

kocaman bir mide

Aşırı miktarda yiyecek ya da içecek tüketebilme yeteneği.

"He has a hollow leg."Yarışmacının kocaman bir mideye sahip olması gerekir.

the munchies /ðə mˈʌntʃɪz/ isim

iştah patlaması

Ani ve yoğun bir yeme isteği.

"He got the munchies late at night."Gece geç saatlerde iştah patlaması yaşadı.

{sb} (can|could) eat a horse /ˌɛsbˈiː kæn kʊd ˈiːt ɐ hˈɔːɹs/ kalıp

at yiyebilir

açlığın dayanılmaz derecede yoğun olduğunu ve bir fırsat buldukça bir şeyler yemek istediğini söylemek

"I am so hungry I could eat a horse."O kadar açım ki at yiyebilirim.

to [make] {one's} mouth water /mˌeɪk wˈʌnz mˈaʊθ wˈɔːɾɚ/ ifade

ağız sulandırmak

birini bir şeyi yapmaya veya denemeye cazip hale getirmek

"Food makes mouth water."Yemek ağız sulandırır.

{one's} eyes are bigger than {one's} (stomach|belly) /wˈʌnz ˈaɪz ɑːɹ bˈɪɡɚ ðɐn wˈʌnz stˈʌmək bˈɛli/ kalıp

gözleri karnından büyük

Kişinin yiyebileceğinden fazlasını alacak kadar açgözlü olması.

"My eyes are bigger than my stomach."Gözlerim karnımdan büyük.

to [whet] {one's} appetite /wˈɛt wˈʌnz ˈæpɪtˌaɪt/ ifade

iştahı kabartmak

yeme isteğini büyük ölçüde artırmak

"The smell of food whetted my appetite."Yemek kokusu iştahımı kabarttı.

to [get] stuck (in|into) /ɡɛt stˈʌk ɪn ˌɪntʊ/ ifade

sıkışmak

bir yerden ya da konumdan hareket edememek

"The car got stuck in the mud."Araba çamura sıkıştı.

{sb} could murder {sth} /ˌɛsbˈiː kʊd mˈɜːdɚ ˌɛstˌiːˈeɪtʃ/ kalıp

bir şeyi çok isteyebilmek

birinin bir şeyden çok fazla yiyip içtiğini söylemek için kullanılır

"I could murder this."Bunu çok isteyebilirim.

(as|) full as a tick /æz fˈʊl æz ɐ tˈɪk/ ifade

kene kadar dolu

midenin tamamen dolmuş olması nedeniyle daha fazla yiyememek

"I am full as a tick now."Şimdi kene kadar doluyum.

to [melt] in {one's} mouth /mˈɛlt ɪn wˈʌnz mˈaʊθ/ ifade

ağzında erimek

(yiyecek için) çok lezzetli olmak ve çiğnemeye pek ihtiyaç duymamak

"The chocolate cake melted in my mouth."Çikolatalı kek ağzımda eridi.

makeone'smouth water /makeone'smouth* ˈwɔtər/ ifade

ağzı sulanmak

lezzetli bir yiyecek veya içecek gördüğünde, kokladığında ve hatta düşündüğünde aşırı ve kontrol edilemeyen açlık hissetmek

"It makes my mouth water."Ağzımı sulandırıyor.

get stuckin /gɪt stuckin*/ ifade

hevesle başlamak

büyük bir coşkuyla başlamak

"Let's get stuck in."Haydi başlayalım.

Bu listedeki 13 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Günlük Hayat İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular