Dinlenme ve Gevşeme: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Dinlenme ve Gevşeme konusundaki 14 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

14 kelime Günlük Hayat İle İlgili İngilizce Deyimler
to [kick] {one's} feet up /kˈɪk wˈʌnz fˈiːt ˈʌp/ ifade

bacaklarını havaya kaldırmak

Sofada, yatakta vb. rahatlamak için ayakları yukarı koymak.

"I kicked my feet up and watched TV."Bacaklarımı havaya kaldırıp televizyon izledim.

to [smell] the roses /smˈɛl ðə ɹˈoʊzᵻz/ ifade

gül bahçesini koklamak

Hayatın tadını çıkarmak, stresli anlarda yavaşlayıp anın keyfini sürmek.

"Take time to stop and smell the roses."Durup gül bahçesini koklamayı unutma.

second wind /sˈɛkənd wˈɪnd/ isim

ikinci nefes

Fiziksel bir çaba sırasında enerjinin ya da dayanıklılığın yeniden kazanılması.

"The runner found his second wind."Koşucu ikinci nefesini buldu.

to [catch] {one's} breath /kˈætʃ wˈʌnz bɹˈɛθ/ ifade

nefes almak

Yapılan bir aktiviteyi kısa bir ara vererek durdurup nefes almak ve rahatlamak.

"I stopped running to catch my breath."Koşmayı bıraktım nefes almak için.

to [max] and [relax] /mˈæks ænd ɹɪlˈæks/ ifade

tam gaz ver ve dinlen

önce elinden geleni yapmak, ardından dinlenmek

"Let us max and relax today."Bugün tam gaz ver ve dinlenelim.

to [recharge] {one's} batteries /ɹɪtʃˈɑːɹdʒ wˈʌnz bˈæɾɚɹiz/ ifade

enerjisini toplamak

Kayıp enerjiyi geri kazanmak için dinlenmek ve rahatlamak.

"I took a nap to recharge my batteries."Enerjimi toplamak için bir şekerleme yaptım.

to [stretch] {one's} legs /stɹˈɛtʃ wˈʌnz lˈɛɡz/ ifade

bacaklarını uzatmak

Uzun süre oturduktan sonra yürüyüşe çıkmak.

"We stopped to stretch legs."Yolda giderken bacaklarımızı uzattık.

to [let] {oneself} go /lˈɛt wʌnsˈɛlf ɡˈoʊ/ ifade

kendini ihmal etmek

fiziksel görünüm, hijyen ya da zihinsel iyilik haline özen göstermeyi bırakmak

"He has let himself go."Kendini ihmal etmiş.

to [let] {one's} hair down /lˈɛt wˈʌnz hˈɛɹ dˈaʊn/ ifade

kollarını gevşetmek

Sorunları ya da başkalarının görüşlerini düşünmeden rahat bir şekilde davranmak

"Let your hair down now."Partide sonunda kollarını gevşetti.

to [blow|clear] away the cobwebs /blˈoʊ ɔːɹ klˈɪɹ ɐwˈeɪ ðə kˈɑːbwɛbz/ ifade

örümcek ağlarını temizlemek

Kendini yenilemek, genellikle dışarı çıkmak ya da fiziksel bir aktivite yapmak.

"A morning walk blows away the cobwebs."Sabah yürüyüşü örümcek ağlarını temizler.

(ready|fit) to drop /ɹˈɛdi fˈɪt tə dɹˈɑːp/ ifade

tamamen bitkin olmak

Tamamen güç ve enerji kaybı içinde olmak.

"I am fit to drop now."Şu an tamamen bitkinim.

to [breathe] a sigh of relief /bɹˈiːð ɐ sˈaɪ ʌv ɹɪlˈiːf/ ifade

rahat bir nefes almak

Endişe, stres ya da beklentinin ardından rahatlama ya da ferahlama hissetmek

"She breathed a sigh of relief when the test was over."Sınav bittiğinde rahat bir nefes aldı.

catchone'sbreath /catchone'sbreath*/ ifade

nefesini tutmak

yapmakta olduğu herhangi bir aktiviteye kısa bir ara vermek ve biraz dinlenmek için ara vermek

"Let me catch my breath."Nefesimi tutayım.

letoneselfgo /letoneselfgo*/ ifade

kendini salmak

başkalarının görüşlerini umursamadan istediği gibi davranmak

"She will let herself go."Kendini salacak.

Bu listedeki 14 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Günlük Hayat İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular