a fool and his money are soon parted/ɐ fˈuːl ænd hɪz mˈʌni ɑːɹ sˈuːn pˈɑːɹɾᵻd/kalıp
aptalın parası çabuk ayrılır
Budala, dikkatsiz ya da düşüncesiz kişilerin paralarını çabuk ve kolayca kaybettiğini, genellikle kötü kararlar ya da dolandırıcılıkların bir sonucu olduğunu anlatan söz.
"Foolish people lose money quickly — a fool and his money are soon parted."Budala insanlar paralarını çabuk kaybeder — aptalın parası çabuk ayrılır.
he that goes a borrowing, goes a sorrowing/hiː ðæt ɡoʊz ɐ bˈɔːɹoʊɪŋ ɡoʊz ɐ sˈɔːɹoʊɪŋ/kalıp
borç alan, dertle yürür
Borç almanın finansal sıkıntı ve pişmanlık gibi olumsuz sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarı yapan, maddi ilişkilerde temkinli ve sorumlu olunması gerektiğini hatırlatan söz.
"Borrowing leads to stress — he that goes a borrowing goes a sorrowing."Borç almak strese yol açar — borç alan, dertle yürür.
interest on debt grows without rain/ˈɪntɹəst ˌɑːn dˈɛt ɡɹˈoʊz wɪðˌaʊt ɹˈeɪn/kalıp
borç faizi yağmur beklemez
Ödenmeyen bir borcun, zamanla faizle büyüyerek kontrol edilmesi zor bir yük haline geleceğini ifade eden atasözü.
"Debt keeps growing on its own — interest on debt grows without rain."Borç kendi kendine büyür — borç faizi yağmur beklemez.
great spenders are bad lenders/ɡɹˈeɪt spˈɛndɚz ɑːɹ bˈæd lˈɛndɚz/kalıp
çok harcayanlar kötü borç verenlerdir
Kendi paralarını yönetmekte iyi olmayanlara borç vermekten insanları caydırmak için kullanılır, çünkü muhtemelen başkalarının parasını da iyi yönetemezler.
"Don't lend to spendthrifts."Savurganlara borç vermeyin.
debt is the worst (kind of|) poverty/dˈɛt ɪz ðə wˈɜːst kˈaɪnd ʌv pˈɑːvɚɾi/kalıp
borç, en kötü yoksulluktur
Borç içinde olmanın finansal istikrarsızlık yarattığını, hedeflere ulaşmayı ve yoksulluktan kurtulmayı zorlaştırdığını belirten söz.
"Debt is a terrible burden — debt is the worst kind of poverty."Borç büyük bir yük — borç, en kötü yoksulluktur.
a fat kitchen makes a lean will/ɐ fˈæt kˈɪtʃən mˌeɪks ɐ lˈiːn wˈɪl/kalıp
dolgun mutfak, zayıf irade doğurur
Kaynakların bolluğunun aşırı harcama ve disiplin eksikliğine yol açabileceğini, denge ve özdenetimin önemini vurgulayan atasözü.
"Too much leads to nothing."Aşırı harcama geride hiçbir şey bırakmaz — dolgun mutfak, zayıf irade doğurur.
beware of little expenses (, a small leak will sink a great ship|)/bɪwˈɛɹ ʌv lˈɪɾəl ɛkspˈɛnsᵻz ɐ smˈɔːl lˈiːk wɪl sˈɪŋk ɐ ɡɹˈeɪt ʃˈɪp/kalıp
küçük masraflardan kaçının (küçük bir sızıntı büyük bir gemiyi batırır)
Küçük veya önemsiz görünen harcamaların zamanla birikerek kişinin mali durumunu önemli ölçüde etkileyebileceği konusunda tavsiyede bulunmak için kullanılır.
"Small expenses add up — beware of little expenses; a small leak will sink a great ship."Küçük harcamalar birikir — küçük masraflardan kaçının; küçük bir sızıntı büyük bir gemiyi batırır.
a man without money is a bow without an arrow/ɐ mˈæn wɪðˌaʊt mˈʌni ɪz ɐ bˈoʊ wɪðˌaʊt ɐn ˈæɹoʊ/kalıp
parası olmayan adam, oku olmayan yay gibidir
Para, hedeflere ulaşmak ve istekleri gerçekleştirmek için gerekli bir araçtır; para olmadan kişinin harekete geçmesi ve ilerlemesi zorlaşır anlamına gelen söz.
"Money is needed for action."Parası olmayanın gücü yoktur — parası olmayan adam, oku olmayan yay gibidir.
out of debt, out of danger/ˌaʊɾəv dˈɛt ˌaʊɾəv dˈeɪndʒɚ/ifade
borçsuz, tehlikesiz
Borçsuz olmanın mali olarak güvende ve emniyette kalmanın anahtarı olduğunu ima etmek için kullanılır.
"No debt means safety."Borç olmaması güvenlik demektir.
Bu listedeki 9 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren