all is grist that comes to the mill/ˈɔːl ɪz ɡɹˈɪst ðæt kˈʌmz tə ðə mˈɪl/kalıp
değirmenine gelen her şey öğütülür
Her şeyin bir şekilde faydalı olabileceğini, kaynakların yaratıcı ve açık fikirli kullanılmasının önemini vurgular.
"Use everything that comes your way — all is grist that comes to the mill."Karşına çıkan her şeyi değerlendir — değirmenine gelen her şey öğütülür.
all is fish that comes to the net/ˈɔːl ɪz fˈɪʃ ðæt kˈʌmz tə ðə nˈɛt/kalıp
ağına gelen her balık balıktır
Karşına çıkan fırsatları ya da durumları, istenen olsun ya da olmasın, değerlendirmek gerektiğini söyler; her şeyde bir değer bulunur.
"Use every opportunity available — all is fish that comes to the net."Mevcut her fırsatı kullan — ağına gelen her balık balıktır.
everyone speaks well of the bridge (which|that) carries him over/ˈɛvɹɪwˌʌn spˈiːks wˈɛl ʌvðə bɹˈɪdʒ wˌɪtʃ ðæt kˈæɹɪz hˌɪm ˈoʊvɚ/kalıp
herkes kendisine fayda sağlayan köprüyü över
Bireylerin kendilerine doğrudan yarar sağlayan şeyleri ya da kişileri olumlu bir şekilde değerlendirme eğiliminde olduklarını ifade eder.
"People praise what has helped them — everyone speaks well of the bridge that carries them over."İnsanlar kendilerine yardımcı olanı över — herkes kendisine fayda sağlayan köprüyü över.
give and take is fair play/ɡˈɪv ænd tˈeɪk ɪz fˈɛɹ plˈeɪ/kalıp
ver almak adil oyunun kuralıdır
Adil bir takasın, alınan karşılığında bir şey vermeyi gerektirdiğini, ilişkilerde karşılıklılık ve dengenin önemini vurgulayan ifade
"Fairness in exchange keeps things balanced — give and take is fair play."Takas adaleti dengeleri korur — ver almak adil oyunun kuralıdır.
to the victor (go|belong) the spoils/tə ðə vˈɪktɚ ɡˌoʊ bɪlˈɑːŋ ðə spˈɔɪlz/kalıp
zafer kazanana ganimetler gider
Bir çatışma ya da yarışmanın galibi, zaferinin ödüllerini alır demektir.
"Winners take all the rewards — to the victor go the spoils."Kazananlar tüm ödülleri alır — zafer kazanana ganimetler gider.
a fair exchange is no robbery/ɐ fˈɛɹ ɛkstʃˈeɪndʒ ɪz nˈoʊ ɹˈɑːbɚɹi/kalıp
adil bir takas hırsızlık değildir
Adil bir alışverişin iki taraf için de karşılıklı fayda sağladığını, haksız ya da aldatıcı bir işlem olmadığını vurgular.
"A fair swap is not theft — a fair exchange is no robbery."Adil bir değişim hırsızlık değildir — adil bir takas hırsızlık değildir.
let every man praise the bridge he goes over/lˈɛt ˈɛvɹi mˈæn pɹˈeɪz ðə bɹˈɪdʒ hiː ɡoʊz ˈoʊvɚ/kalıp
her insan kendisinin geçtiği köprüyü översin
Geçmişte bize yardımcı olan şeyleri ya da kişileri takdir etmeli, eleştirmemeliyiz; başkaları için ideal olmasa da bize yararlı oldukları sürece değer vermeliyiz.
"Praise what has helped you — let every man praise the bridge he goes over."Sana yardımcı olanı öv — her insan kendisinin geçtiği köprüyü översin.
Bu listedeki 7 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren