Deneylerde ya da laboratuvar işlemlerinde sıcak kâse, cam eşya veya benzeri nesneleri güvenli bir şekilde tutmak için kullanılan özel alet.
"Beaker tongs lift hot glassware from the burner."Kâse tutacağı sıcak cam eşyayı ocaktan kaldırır.
test tube/tˈɛst tˈuːb/isim
deney tüpü
Laboratuvar ortamında küçük miktarda sıvı ya da gazı tutmak, karıştırmak ya da ısıtmak için kullanılan silindirik cam ya da plastik tüp.
"The test tube contains a blue liquid."Deney tüpü mavi bir sıvı içerir.
graduated cylinder/ɡɹˈædjuːˌeɪɾᵻd sˈɪlɪndɚ/isim
ölçüm silindiri
hacim işaretleri bulunan, sıvıların hacmini ölçmek için kullanılan silindirik kap
"The graduated cylinder measures liquid volume accurately."Ölçüm silindiri sıvı hacmini doğru bir şekilde ölçer.
pipette/ˌpaɪˈpɛt/isim
pipet
Küçük hacimlerde sıvıyı ölçmek ve taşımak için kullanılan laboratuvar aracı
"Use the pipette precisely."Pipeti kullanın.
evaporating dish/ɪvˈæpɚɹˌeɪɾɪŋ dˈɪʃ/isim
buharlaştırma kabı
genellikle cam ya da porselenden yapılan, tabanı düz ve sığ bir kap; laboratuvarda sıvıları buharlaştırarak çözeltileri yoğunlaştırmak ya da çözünen maddeleri çökeltmek için kullanılır
"The evaporating dish is left on the windowsill."Buharlaştırma kabı pencere pervazına bırakılmıştır.
crucible/ˈkɹusəbəɫ/isim
pota
Maddeleri yüksek sıcaklıklarda eritmek veya ısıtmak için kullanılan ısıya dayanıklı bir kap.
"The crucible is heated to melt the metal."Pota metali eritmek için ısıtılır.
glass rod/ɡlˈæs ɹˈɑːd/isim
cam çubuk
ince, silindirik cam nesne; bilimsel deneylerde, laboratuvar ortamlarında ya da cam üflemede kullanılır
"The glass rod stirs the solution."Cam çubuk çözeltiyi karıştırır.
Bunsen burner/bˈʌnsən bˈɜːnɚ/isim
bunsen brülörü
gaz yakıp alev oluşturan laboratuvar ekipmanı
"Use Bunsen burner."Bunsen brülörü kullanın.
funnel/ˈfənəɫ/isim
huni
Sıvı ya da tozu dar bir açıklığı olan kaba dökerken dökülmesini önleyen konik mutfak aracı.
"The funnel pours liquids into narrow-mouthed jars."Huni, dar ağızlı kavanozlara sıvı döker.
dropper/ˈdɹɑpɝ/isim
damlalık
uç kısmı daraltılmış, küçük miktarlarda sıvıyı kontrollü bir şekilde dağıtmak için kullanılan ince tüp
"The dropper adds one drop at a time."Damlalık bir seferde bir damla ekler.
microscope/ˈmaɪkrəˌskoʊp/isim
mikroskop
bilimsel çalışmalarda küçük nesneleri veya organizmaları büyüterek incelemeyi sağlayan bir araç
"The microscope is powerful."Mikroskop güçlü bir araçtır.
Erlenmeyer flask/ˈɜːlənmˌaɪɚ flˈæsk/isim
erlenmeyer şişesi
dar bir boynu olan konik laboratuvar şişesi; karıştırma, ısıtma ve sıvı depolama amaçlarıyla kullanılır
"The Erlenmeyer flask has a conical shape."Erlenmeyer şişesinin konik bir şekli vardır.
condenser/kənˈdɛnsɝ/isim
kondansör
Buharı soğutarak sıvıya dönüştüren cihaz
"The condenser cools the steam into water."Kondansör, buharı suya soğutarak dönüşüm sağlar.
map/mæp/isim
harita
bir bölgedeki ülkeler, denizler, şehirler, yollar vb. yerlerin gösterildiği görüntü
"The map shows the city center."Harita şehir merkezini gösteriyor.
thematic map/θiːmˈæɾɪk mˈæp/isim
tematik harita
belirli bir tema ya da konuya (ör. nüfus yoğunluğu, iklim, arazi kullanımı) odaklanan harita türü
"Thematic map shows population density by color."Tematik harita nüfus yoğunluğunu renklerle gösterir.
telescope/ˈtɛɫəˌskoʊp/isim
teleskop
Özellikle uzaydaki uzak cisimlerin net bir şekilde görünmesini sağlayan alet
"He looked at the stars through his telescope."Teleskobundan yıldızlara baktı.
geographic information system/dʒˌɪəɡɹˈæfɪk ˌɪnfɚmˈeɪʃən sˈɪstəm/isim
coğrafi bilgi sistemi
mekânsal ya da coğrafi verileri yakalama, depolama, işleme, analiz, yönetme ve sunma amacıyla bilgisayar tabanlı olarak tasarlanmış sistem
"GIS maps analyze city data."Coğrafi bilgi sistemi bize yardımcı olur.
Bu listedeki 17 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren