the best of friends must part (ways|)/ðə bˈɛst ʌv fɹˈɛndz mˈʌst pˈɑːɹt wˈeɪz/kalıp
en yakın dostlar da ayrılmak zorundadır
Değişimin ve ayrılığın kaçınılmaz olduğunu hatırlatarak, dostlukların kıymetini bilmeyi öğütler.
"Even best friends must say goodbye sometimes — the best of friends must part."En yakın dostlar bile bazen veda etmek zorunda kalır — en yakın dostlar da ayrılmak zorundadır.
history [repeat] itself/hˈɪstɚɹi ɹɪpˈiːt ɪtsˈɛlf/kalıp
tarih kendini tekrar eder
İnsan davranışları ve toplumsal kalıpların tekrarlanma eğiliminde olduğunu, geçmişten ders alınması gerektiğini vurgular.
"This mistake happened before — history repeats itself."Bu hata daha önce de olmuştu — tarih kendini tekrar eder.
a man can die but once/ɐ mˈæn kæn dˈaɪ bˌʌt wˈʌns/kalıp
insan bir kez ölebilir
Hayatı dolu dolu yaşamanın, ölümün kaçınılmaz olduğunu bilerek korkusuzca hareket etmenin önemini vurgular.
"Do not be afraid — a man can die but once."Korkma — insan bir kez ölebilir.
accidents will happen in the best of families/ˈæksɪdənts wɪl hˈæpən ɪnðə bˈɛst ʌv fˈæmɪlɪz/kalıp
en iyi ailelerde bile kazalar olur
En dikkatli ya da en hazırlıklı ailelerin bile beklenmedik hatalar ya da kazalar yaşayabileceğini ifade eder.
"The child knocked over the vase. Accidents will happen in the best of families."Çocuk vazoyu devirdi. En iyi ailelerde bile kazalar olur.
all roads lead to Rome/ˈɔːl ɹˈoʊdz lˈiːd tə ɹˈoʊm/kalıp
tüm yollar Roma'ya çıkar
Farklı yöntemlerin aynı sonuca ulaşacağını ifade eder.
"Many different methods lead to the same result — all roads lead to Rome."Çeşitli yöntemler aynı sonucu verir — tüm yollar Roma'ya çıkar.
there are (many|multiple) paths to the top of the mountain, but the view is (always|) the same/ðɛɹˌɑːɹ mˈɛni mˈʌltɪpəl pˈæθs tə ðə tˈɑːp ʌvðə mˈaʊntɪn bˌʌt ðə vjˈuː ɪz ˈɔːlweɪz ðə sˈeɪm/kalıp
dağın tepesine (birçok|) farklı yol vardır, ama manzara (her zaman|) aynıdır
Alınan farklı rotalardan bağımsız olarak, nihai sonucun veya neticenin önceden belirlenmiş ve kaçınılmaz olduğu fikrini iletmek için kullanılır.
"You can reach the top in different ways — there are many paths to the top of the mountain, but the view is always the same."Tepesine farklı yollardan ulaşabilirsin - dağın tepesine birçok yol vardır, ama manzara her zaman aynıdır.
the tongue always returns to the sore tooth/ðə tˈʌŋ ˈɔːlweɪz ɹɪtˈɜːnz tə ðə sˈoːɹ tˈuːθ/kalıp
dil acı dişe geri döner
İnsanların kendilerine acı veren konulara takılıp kalma eğilimini, bunun da durumu daha da kötüleştirdiğini ifade eder.
"He keeps talking about his old job — the tongue always returns to the sore tooth."Eski işinden bahsetmeyi bırakmıyor — dil acı dişe geri döner.
what will be, will be/wˌʌt wɪl bˈiː wɪl bˈiː/kalıp
olacak olan olacak
İnsan kontrolünün dışındaki şeylere takılmanın boşuna olduğunu, akıbeti kabullenmenin daha sağlıklı olduğunu söyler.
"Do not worry — what will be, will be."Endişelenme — olacak olan olacak.
at the end of the game, the king and the pawn go back in the same box/æt ðɪ ˈɛnd ʌvðə ɡˈeɪm ðə kˈɪŋ ænd ðə pˈɔːn ɡˌoʊ bˈæk ɪnðə sˈeɪm bˈɑːks/kalıp
oyunun sonunda kral ve piyon aynı kutuya döner
Hayattaki statü ya da konum ne olursa olsun, herkesin sonunda aynı sona — ölümü — ulaştığını vurgular.
"We all end up the same — at the end of the game, the king and the pawn go back in the same box."Hepimiz aynı noktaya varırız — oyunun sonunda kral ve piyon aynı kutuya döner.
the sea refuses no river/ðə sˈiː ɹɪfjˈuːzᵻz nˈoʊ ɹˈɪvɚ/kalıp
deniz hiçbir nehri reddetmez
Uyum ve esnekliğin önemini, değişimin doğal ve yeni fırsatlar doğurabileceğini vurgular.
"Everyone is welcome here — the sea refuses no river."Herkes burada hoş karşılanır — deniz hiçbir nehri reddetmez.
Bu listedeki 10 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren