Haberler ve Bilgi: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Haberler ve Bilgi konusundaki 19 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

19 kelime Bilgi İle İlgili İngilizce Deyimler
(straight|) from the horse's mouth /stɹˈeɪt fɹʌmðə hˈɔːɹsɪz mˈaʊθ/ ifade

doğrudan kaynağından

(bilgi) güvenilir ve kesin bir kaynaktan gelmek

"I heard it from the horse's mouth."Bunu doğrudan kaynağından duydum.

to [blow] the whistle on {sb/sth} /blˈoʊ ðə wˈɪsəl ˌɑːn ˌɛsbˈiː slˈæʃ ˌɛstˌiːˈeɪtʃ/ ifade

ihbar etmek

gizli bir durumu ya da yasal bir ihlali, özellikle ahlaki bir zorunluluk nedeniyle yetkililere bildirmek

"He blew the whistle on his boss."Patronunu ihbar etti.

to [hear] {sth} (through|on) the grapevine /hˈɪɹ ˌɛstˌiːˈeɪtʃ θɹuː ˌɑːn ðə ɡɹˈeɪpvaɪn/ ifade

dedikodu yoluyla duymak

Birinin bir başkasından başka birine aktarılmasıyla duyulan söylenti ya da dedikodu.

"I heard through the grapevine that you are moving."Dedikodu yoluyla taşındığını duydum.

in the loop /ɪnðə lˈuːp/ ifade

güncel tutmak / haberdar olmak

Bir konu ya da süreç hakkında tam bilgi sahibi olmak ve/veya aktif olarak katılmak.

"Keep me in loop."Projeyle ilgili beni güncel tut.

to [keep] on top /kˈiːp ˌɑːn tˈɑːp/ ifade

güncel kalmak

Bir durumun gelişimini sürekli takip ederek bilgi sahibi olmak ya da tam kontrol altında tutmak.

"She keeps on top."E-postalarımı güncel tutmaya çalışıyorum.

to [keep] {sb} posted /kˈiːp ˌɛsbˈiː pˈoʊstᵻd/ ifade

güncel tutmak

birine ilgili ve yeterli bilgi sağlamak

"Keep me posted."Beni haberler hakkında güncel tut.

to [put] {sb} in the picture /pˌʊt ˌɛsbˈiː ɪnðə pˈɪktʃɚ/ ifade

birini sürece dahil etmek

Birine bir durumu anlayabilmesi ya da yönetebilmesi için gerekli bilgileri vermek.

"Can you put me in the picture?"Beni sürece dahil eder misin?

to [spread] like wildfire /spɹˈɛd lˈaɪk wˈaɪldfaɪɚ/ ifade

yangın gibi yayılmak

(Haber, bilgi, dedikodu vb.) çok kısa sürede çoğu kişi tarafından bilinmesi.

"The news spread like wildfire."Haber yangın gibi yayıldı.

up on {sth} /ˌʌp ˌɑːn ˌɛstˌiːˈeɪtʃ/ ifade

güncel olmak

Mevcut konular ve gelişmeler hakkında kapsamlı bilgi sahibi olmak.

"I am not up on the latest fashion."En yeni moda trendlerine hâlâ güncel değilim.

first hand /fˈɜːst hˈænd/ ifade

ilk elden

(Bilgi) Başkalarının müdahalesi olmadan doğrudan elde edilmiş.

"I heard the story first hand from him."Olayı ilk elden duydum.

(by|through) (the|) word of mouth /baɪ θɹuː ðə wˈɜːd ʌv mˈaʊθ/ ifade

ağızdan dolaşarak

yazılı ya da görsel bir tanıtım yerine sözlü olarak başkalarına anlatmak suretiyle

"I heard it by word of mouth."Bunu ağızdan duyduğum.

heads-up /ˈhɛdˌzəp/ isim

önceden uyarı

Bir durumu önceden bildirmek, genellikle karşındakini gelecek olan şey için hazırlamak amacıyla yapılan uyarı ya da bildirim.

"Thanks for the heads-up."Trafik hakkında önceden uyarı için teşekkür ederim.

a little bird /ɐ lˈɪɾəl bˈɜːd/ ifade

gizli bir kaynak

Kimliği belli olmayan, anonim bir bilgi kaynağı.

"A little bird told me."Gizli bir kaynak bana doğum günün olduğunu söyledi.

{one's} ears [are] burning /wˈʌnz ˈɪɹz ɑːɹ bˈɜːnɪŋ/ kalıp

kulakların yanması

Birinin kendisi yokken başkalarının kendisi hakkında konuştuğunu düşündüğünü ifade etmek için kullanılır.

"My ears are burning now."Şu anda kulaklarım yanıyor.

Chinese whispers /tʃaɪnˈiːz wˈɪspɚz/ isim

kulaktan kulağa

bir mesajın bir kişiden diğerine geçtiği, ancak yol boyunca genellikle değiştiği bir durum

"The game of Chinese whispers distorted the message."Kulaktan kulağa oyunu mesajı çarpıttı.

paper trail /pˈeɪpɚ tɹˈeɪl/ isim

kağıt izi

Bir kişinin faaliyetlerini belgeleyen yazılı ya da kayıtlı belgeler bütünü.

"The auditor followed the paper trail."Denetçi kağıt izini takip etti.

fishing expedition /fˈɪʃɪŋ ˌɛkspədˈɪʃən/ isim

balık tutma soruşturması

Bir konu hakkında çok sayıda bilgi toplayarak, genellikle gizlice, gerçeği ortaya çıkarmaya çalışmak.

"The investigation was a fishing expedition."Soruşturma bir balık tutma soruşturmasıydı.

hot off the press /hˈɑːt ˈɔf ðə pɹˈɛs/ ifade

yeni basılmış

(bir haber ya da bilgi) yeni alınmış, henüz yayılmamış.

"This news is hot off the press."Bu haber yeni basılmış.

out of touch /ˌaʊɾəv tˈʌtʃ/ ifade

güncel olmayan, temas dışı

Bir konu ya da olay hakkında güncel bilgiye sahip olmamak.

"My old friend and I are out of touch."Eski arkadaşım ve ben artık temas dışıyız.

Bu listedeki 19 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Bilgi İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular