Anlama: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Anlama konusundaki 12 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

12 kelime Bilgi İle İlgili İngilizce Deyimler
to [know] a hawk from a handsaw /nˈoʊ ɐ hˈɔːk fɹʌm ɐ hˈændsɔː/ ifade

şahini eldivenden ayırt etmek

iki birey veya şey arasındaki farkı göstermek veya tanımak

"She knows a hawk from a handsaw."Şahini eldivenden ayırt edebiliyor.

open book /ˈoʊpən bˈʊk/ isim

açık kitap

Anlaşılması ya da tahmin edilmesi kolay olan kişi ya da şey.

"His life is an open book."Onun hayatı bir açık kitaptır.

to [read] {sb} like a book /ɹˈiːd ˌɛsbˈiː lˈaɪk ɐ bˈʊk/ ifade

birini kitap gibi okumak

Birinin ne düşündüğünü ya da niyetini kolayca anlayabilmek.

"I can read him like a book."Onu kitap gibi okuyabiliyorum.

to [get] to the (heart|bottom) of {sth} /ɡɛt tə ðə hˈɑːɹt ʌv ˌɛstˌiːˈeɪtʃ/ ifade

konunun özüne inmek

Bir sorunun ya da olayın altında yatan asıl nedeni ortaya çıkarmak ya da belirlemek.

"Get to the heart of it."Bu gizemi kökünden çözmemiz gerekiyor.

to [read] between the lines /ɹˈiːd bɪtwˌiːn ðə lˈaɪnz/ ifade

satır aralarını okumak

birinin sözlerinden ya da yazdıklarından gerçek niyetini ya da duygusunu anlamaya çalışmak

"She can read between the lines well."O, satır aralarını iyi okuyabiliyor.

to [drum] {sth} into {one's} [head] /dɹˈʌm ˌɛstˌiːˈeɪtʃ ˌɪntʊ wˈʌnz hˈɛd/ ifade

kafasının içine sokmak

birine bir şeyi tekrar tekrar söyleyerek nihayet öğrenmesini veya ezberlemesini sağlamak

"The teacher drummed grammar into our heads."Öğretmen dilbilgisini kafamıza soktu.

quick off the mark /kwˈɪk ˈɔf ðə mˈɑːɹk/ ifade

hızlı hareket etmek

Bir fırsata ya da duruma çabuk, anında yanıt vermek.

"He was quick off the mark with his answer."Cevabıyla hızlı hareket etti.

in words of one syllable /ɪn wˈɜːdz ʌv wˈʌn sˈɪləbəl/ ifade

tek heceli kelimelerle anlatmak

Çok kişiye anlaşılır bir şekilde, sade bir dille açıklamak.

"Explain it in words of one syllable."Bunu tek heceli kelimelerle açıkla.

the scales [fall] from {one's} eyes /ðə skˈeɪlz fˈɔːl fɹʌm wˈʌnz ˈaɪz/ kalıp

gözlerinden perde kalkmak

Bir durumun gerçeğini aniden fark etmek.

"After reading the report, the scales finally fell from his eyes."Raporu okuduktan sonra gözlerinden perde sonunda kalktı.

light bulb moment /lˈaɪt bˈʌlb mˈoʊmənt/ ifade

aydınlanma anı

Bir şeyin, genellikle bir fikir ya da çözümün aniden fark edilmesi ya da anlaşılması

"I had a light bulb moment and solved the problem."Bir aydınlanma anı yaşadım ve sorunu çözdüm.

to [shed] light on {sth} /ʃˈɛd lˈaɪt ˌɑːn ˌɛstˌiːˈeɪtʃ/ ifade

aydınlatmak

Bir konu, durum ya da soruna açıklık, anlayış ya da içgörü sağlamak

"This document sheds light on the mystery."Bu belge gizemi aydınlatıyor.

head trip /hɛd trɪp/ isim

kafa dağıtıcı deneyim

çok heyecan verici ve unutulmaz bir deneyim

"It was a head trip."Kafa dağıtıcı bir deneyimdi.

Bu listedeki 12 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Bilgi İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular