down olmak
(African American) bir şeye katlanmak, onayı vermek ya da kabul etmek
"I am down with going to the park later."Parkta buluşmaya down’ım.
Afro-Amerikan Ağız İngilizcesi konusundaki 32 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
down olmak
(African American) bir şeye katlanmak, onayı vermek ya da kabul etmek
"I am down with going to the park later."Parkta buluşmaya down’ım.
en başından
(African American) çok baştan, ilk anda
"He told me the truth off the rip."Gerçeği en başından söyledi.
canlı ve coşkulu
(African American) hareketli, enerjik ya da heyecan dolu
"The party was on and popping until 3 AM."Parti sabaha kadar canlı ve coşkuluydu.
iyi siyah kırılmaz
(African American) Afrikalı kökenli kişilerin daha az kırışıklık ve yaşlanma belirtisi gösterdiği sözü
"My grandma says black don't crack."Büyükannem iyi siyah kırılmaz diyor.
silah
(Afro-Amerikan) Bir silah veya ateşli silah.
"He showed a blammer."Bir silah gösterdi.
silah
(Afro-Amerikan) Bir silah veya ateşli silah.
"She hid the blammy."Silahı sakladı.
esrar sigarası
(Afro-Amerikan) Bir blunt veya esrar sigarası.
"He smoked a bleezy."Bir esrar sigarası içti.
gösterişli ama kaba
(Afro-Amerikan) Gösterişli bir şekilde lüks ama sokak modasına uygun veya kaba.
"Her outfit is boughetto."Kıyafetleri gösterişli ama kaba.
kaslı
(Afrika‑Amerikan argosu) kaslı, güçlü bir yapıya sahip
"He looks brolic."O çok kaslı.
parça koparmak
(Afrika‑Amerikan argosu) aniden ya da agresif bir şekilde bir şey koparmak, paylaşmak
"He will bust off."Ekmekten bir parça kopardı.
sohbet etmek
(Afrika‑Amerikan argosu) rahatça konuşmak, muhabbet etmek
"We sat on the porch and chopped it up for an hour."Veranda’da oturup bir saat sohbet ettik.
yakın arkadaş
(Afro-Amerikan) Yakın bir arkadaş.
"He is my cuddy."O benim yakın arkadaşım.
kuzzo
(Afrika‑Amerikan argosu) kuzen; bazen aile gibi yakın arkadaş için kullanılır
"He greeted his cuzzo on the street."Sokakta kuzzo’sunu selamladı.
bitirmek
(Afro-Amerikan) Bir şeyi durdurmak, reddetmek veya sona erdirmek.
"We dead this."Bunu bitirelim.
görüşürüz
(Afrika‑Amerikan argosu) vedalaşırken kullanılan, genellikle rahat ve el işaretiyle eşlik eden ifade
"Deuces! Peace out. I am leaving now."Görüşürüz! Barış içinde çıkıyorum, şimdi gidiyorum.
hakaret etmek
(Afrika‑Amerikan argosu) birine sözle saldırmak, aşağılamak
"Do not dog out your friends."Arkadaşlarına hakaret etme.
coşkulu kutlamak
(Afrika‑Amerikan argosu) büyük ve çılgın bir şekilde parti yapmak
"They really did it up for their anniversary."Yıldönümlerini coşkulu kutladılar.
zorbalık yapmak
(Afrika‑Amerikan argosu) birine tehdit ya da şiddetle baskı uygulamak
"Do not front on me like that."Bana böyle zorbalık yapma.
yanlış anlamak
(Afro-Amerikan) Bir şeyi yanlış anlamak, yanlış yorumlamak veya yanılmak.
"Don't get it twisted, I'm serious."Yanlış anlama, ciddiyim.
çok iyi
(Afro-Amerikan) Mükemmel, yüksek kaliteli veya özellikle tatmin edici bir şey.
"This is good-good."Bu çok iyi.
nefret
(Afrika‑Amerikan argosu) gerekçesiz bir düşmanlık, antipati
"The comment was full of hateration."Yorum nefret doluydu.
sakin ol
(Afrika‑Amerikan argosu) sakin, sessiz kalmak için söylenen uyarı
"Please hold it down right now."Şimdi lütfen sakin ol.
takılmak
(Afrika‑Amerikan argosu) birisiyle rahatça vakit geçirmek, takılmak
"I kick with my old crew."Eski ekibimle takılıyorum.
yalan yok
(Afrika‑Amerikan argosu) dürüst olduğunuzu vurgulamak için kullanılan ifade
"No kizzy! I am not lying to you."Yalan yok! Sana yalan söylemiyorum.
başarılı bir şekilde yapmak
(African American) bir işi etkileyici, becerikli ve kusursuz bir şekilde gerçekleştirmek
"She really put it down tonight."Bu gece gerçekten harika bir performans sergiledi.
destek olmak
(African American) birine tamamen destek olmak, korumak ya da arkasını bırakmak
"I ride for my family always."Ailemime her zaman destek olurum.
para kazanmak
(African American) kısa sürede para ya da değerli şeyler biriktirmek, artırmak
"Let's run it up."Oyunu kazandı ve hemen para kazanmaya başladı.
kız/hanımefendi
(African American) genç kadın ya da kadın
"Shawty looks great today."Kız bugün çok güzel görünüyor.
doğru olmak
(African American) samimi, dürüst ve kendine sadık olmak
"I am just trying to keep it one hundred with you."Sana karşı tamamen dürüst olmaya çalışıyorum.
kopya çekmek
Birinin tarzını, hareketlerini veya çalışmalarını intihal etmek, kopyalamak veya taklit etmek.
"Don't bite my style."Tarzımı kopya çekme.
hadi canım
İnanmazlık, rahatsızlık veya reddetme ifade etmek için kullanılır, genellikle alaycı veya abartılı bir şekilde.
"Bye, I don't believe you."Hadi canım, sana inanmıyorum.
hoşlanmamak
Birini veya bir şeyi beğenmek, hoşlanmak, onaylamak veya desteklemek.
"I don't mess with that."Ondan hoşlanmam.
Bu listedeki 32 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla