a man is a lion in his own cause/ɐ mˈæn ɪz ɐ lˈaɪən ɪn hɪz ˈoʊn kˈɔːz/kalıp
kendi davasında adam aslan gibidir
Kişinin kendi menfaatine ya da uğruna olduğu bir konuda gösterdiği çabanın, başkalarına göre çok daha yüksek olacağını ifade eder.
"People fight hardest for their own interests — a man is a lion in his own cause."İnsanlar kendi çıkarları için en çok çabalar — kendi davasında adam aslan gibidir.
a rolling stone gathers no moss/ɐ ɹˈoʊlɪŋ stˈoʊn ɡˈæðɚz nˈoʊ mˈɔs/kalıp
dolan taş yosun tutmaz
Sürekli hareket eden, yer değiştiren birinin birikmiş sorumluluk ya da sorun biriktirmeyeceğini, ancak istikrarın da getirdiği avantajları kaçırabileceğini anlatır.
"Constant movement prevents accumulation — a rolling stone gathers no moss."Sürekli hareket birikimi engeller — dolan taş yosun tutmaz.
a thing begun is half done/ɐ θˈɪŋ bɪɡˈʌn ɪz hˈæf dˈʌn/kalıp
başlanan iş yarı tamamlanmış sayılır
Bir işe başlamak, en zor adımdır; ilk adımı atmak, tamamlamaya giden sürecin yarısını oluşturur anlamındadır.
"Starting is the most important part — a thing begun is half done."Başlamak en kritik adımdır — başlayan iş yarı tamamlanmış sayılır.
he that will to Cupar maun to Cupar/hiː ðæt wˈɪltə kjˈuːpɑːɹ mˈɔːn tə kjˈuːpɑːɹ/kalıp
cupar'a gitmek isteyen Cupar'a gider
Birisi bir amaca ulaşmaya veya bir yere gitmeye gerçekten kararlıysa, kolayca vazgeçirilemeyeceğini veya cesareti kırılmayacağını ifade etmek için kullanılır
"A determined person cannot be stopped — he that will to Cupar maun to Cupar."Kararlı bir kişi durdurulamaz — Cupar'a gitmek isteyen Cupar'a gider.
if opportunity does not knock, build a door/ɪf ɑːpɚtˈuːnɪɾi dʌznˌɑːt nˈɑːk bˈɪld ɐ dˈoːɹ/kalıp
fırsat çalmazsa, kapı inşa et
Fırsatların kendiliğinden gelmesini beklemek yerine, kendi fırsatlarını yaratmak ve engelleri aşmak gerektiğini öğütler.
"Create your own opportunities — if opportunity does not knock, build a door."Kendi fırsatlarını yarat — fırsat çalmazsa, kapı inşa et.
nothing is easy to the unwilling/nˈʌθɪŋ ɪz ˈiːzi tə ðɪ ʌnwˈɪlɪŋ/kalıp
isteksiz olan için hiçbir şey kolay değildir
Motivasyonu düşük ya da çaba göstermeye istekli olmayan birinin, en basit işleri bile zor bulacağını ifade eder.
"Unwilling people find everything hard — nothing is easy to the unwilling."İsteksiz insanlar her şeyi zor bulur — isteksiz olan için hiçbir şey kolay değildir.
who says A, must say B/hˌuː sˈɛz ˈeɪ mˈʌst sˈeɪ bˈiː/kalıp
a diyen B de demeli
Bir işe başlandığında, sürecin geri kalanının da tamamlanmasının beklendiğini anlatan bir deyim.
"Once you start something, you must see it through — who says A must say B."Bir şey başlarsan, sonuna kadar gitmelisin — A diyen B de demeli.
nothing is impossible to a willing heart/nˈʌθɪŋ ɪz ɪmpˈɑːsəbəl tʊ ɐ wˈɪlɪŋ hˈɑːɹt/kalıp
istekli bir kalp için imkânsız yoktur
Kararlı ve istekli bir kişinin, ne kadar zor olursa olsun, istediğini başarabileceğini vurgular.
"Determination makes anything possible — nothing is impossible to a willing heart."Kararlılık her şeyi mümkün kılar — istekli bir kalp için imkânsız yoktur.
you cannot keep a good man down/juː kænˈɑːt kˈiːp ɐ ɡˈʊd mˈæn dˈaʊn/kalıp
iyi insanı yere seremezsin
Azimli ve iyi niyetli bir kişinin, zorluklar karşısında bile ayakta kalıp başarılı olacağını ifade eder.
"A good person always bounces back — you cannot keep a good man down."İyi bir insan her zaman toparlanır — iyi insanı yere seremezsin.
the sea refuses no river/ðə si rɪfˈjuzɪz noʊ ˈrɪvər/kalıp
Deniz hiçbir nehri reddetmez
Kararlılık ve azimle, ne kadar zor veya göz korkutucu görünürse görünsün, engellerin üstesinden gelinebileceğini ve hedeflere ulaşılabileceğini ima etmek için kullanılır.
"The sea refuses no river."Deniz hiçbir nehri reddetmez.
Bu listedeki 10 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren