what does not kill {sb}, makes {sb} stronger/wˌʌt dʌznˌɑːt kˈɪl ˌɛsbˈiː mˌeɪks ˌɛsbˈiː stɹˈɔŋɡɚ/kalıp
seni öldürmeyen güçlendirir
Zorlayıcı sorunların üstesinden gelmenin kişiyi daha dayanıklı ve güçlü kıldığını vurgulamak için söylenir.
"Hardship builds strength — what does not kill you makes you stronger."Zorluklar güç verir — seni öldürmeyen güçlendirir.
a burnt child dreads the fire/ɐ bˈɜːnt tʃˈaɪld dɹˈɛdz ðə fˈaɪɚ/kalıp
yanmış çocuk ateşten korkar
Olumsuz bir deneyimin kişide kalıcı bir temkinli tutum bırakıp benzer durumları tekrar yaşamaktan kaçınmasına yol açtığını anlatır.
"A painful experience makes you permanently cautious — a burnt child dreads the fire."Acı bir deneyim seni daima temkinli kılar — yanmış çocuk ateşten korkar.
smooth seas do not make skillful (sailors|mariners)/smˈuːð sˈiːz duːnˌɑːt mˌeɪk skˈɪlfəl sˈeɪlɚz mˈæɹɪnɚz/kalıp
sakin denizler usta denizcileri yaratmaz
Deneyim ve becerinin, kolay ve sorunsuz koşullarda değil, zorluklar ve sıkıntılarla karşılaşarak geliştiğini ifade eder.
"Easy conditions do not build resilience — smooth seas do not make skillful sailors."Kolay şartlar dayanıklılık kazandırmaz — sakin denizler usta denizcileri yaratmaz.
a dose of adversity is often as needful as a dose of medicine/ɐ dˈoʊs ʌv ædvˈɚsɪɾi ɪz ˈɔfən æz nˈiːdfəl æz ɐ dˈoʊs ʌv mˈɛdəsən/kalıp
bir doz zorluk, bir doz ilaç kadar gereklidir
Zorluklarla yüzleşmenin ve onları aşmanın kişisel gelişim için faydalı olduğunu vurgulamak için söylenir.
"Hardship is sometimes necessary — a dose of adversity is often as needful as a dose of medicine."Bazen sıkıntılar da ilaç gibi gerekir — bir doz zorluk, bir doz ilaç kadar gereklidir.
a fault once denied is twice committed/ɐ fˈɑːlt wˈʌns dɪnˈaɪd ɪz twˈaɪs kəmˈɪɾᵻd/kalıp
bir hata bir kez inkar edilirse iki kez işlenir
Bir hatayı kabul etmeyip inkar etmenin aynı hatanın tekrarlanmasına yol açacağını anlatır.
"Denying a mistake doubles it — a fault once denied is twice committed."Yanlışını inkar etmek hatayı ikiye katlar — bir hata bir kez inkar edilirse iki kez işlenir.
a good example is the best sermon/ɐ ɡˈʊd ɛɡzˈæmpəl ɪz ðə bˈɛst sˈɜːmən/kalıp
iyi örnek en güzel vaazdır
Örnek olarak davranmanın, söz söylemekten daha etkili bir öğretim yöntemi olduğunu vurgular.
"Leading by example teaches more than words — a good example is the best sermon."Örnek olmak kelimelerden daha çok şey öğretir — iyi örnek en güzel vaazdır.
adversity and loss make a man wise/ædvˈɚsɪɾi ænd lˈɔs mˌeɪk ɐ mˈæn wˈaɪz/kalıp
zorluk ve kayıp insanı bilge yapar
Zorlayıcı durumların kişiye değerli dersler ve içgörüler kazandırarak olgunlaşmasını sağladığını ifade eder.
"Hardship teaches wisdom — adversity and loss make a man wise."Sıkıntı bilgelik getirir — zorluk ve kayıp insanı bilge yapar.
adversity is a great schoolmaster/ædvˈɚsɪɾi ɪz ɐ ɡɹˈeɪt skˈuːlmæstɚ/kalıp
zorluk büyük bir öğretmendir
Zor deneyimlerin kişisel gelişim ve öğrenme için değerli fırsatlar sunduğunu anlatır.
"Hard times teach you a lot — adversity is a great schoolmaster."Kötü zamanlar çok şey öğretir — zorluk büyük bir öğretmendir.
there is no great loss without some gain/ðɛɹ ɪz nˈoʊ ɡɹˈeɪt lˈɔs wɪðˌaʊt sˌʌm ɡˈeɪn/kalıp
büyük bir kayıpsız kazanç olmaz
Önemli bir kayıp ya da zorluk içinde bile genellikle gizli bir fırsat ya da fayda bulunduğunu vurgular.
"Something good always comes from a loss — there is no great loss without some gain."Her kayıptan bir şeyler çıkar — büyük bir kayıpsız kazanç olmaz.
Bu listedeki 9 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren