burun kıvırmak
kendini başkalarından üstün gösteren tavır
"He has his nose in air."Burun kıvırarak yürür.
Gururlu ve Kibirli konusundaki 13 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
burun kıvırmak
kendini başkalarından üstün gösteren tavır
"He has his nose in air."Burun kıvırarak yürür.
kibirli
Kişinin yüksek bir özsaygı ya da kendini çok önemli hissetmesi
"He got a swelled head."Başarıdan sonra aktör kibirli oldu.
kibirli davranmak
Kendini başkalarından üstün ya da daha önemli göstermek için tavır takınmak.
"He puts on airs since getting rich."Zengin olduktan beri kibirli davranıyor.
yüksek at
kendini başkalarından üstün göstermek için sergilenen kibirli ve gösterişli tavır
"She gets off her high horse and apologizes."Yüksek atından in ve özür dile.
şeytan kadar gururlu
Başarılarından aşırı gurur duyan, kendini beğenen kişi.
"He is as proud as Lucifer."O, Şeytan kadar gururlu.
ego gezintisi
Kendini başkalarından daha önemli hissettiren davranış ya da konuşma.
"His speech was a total ego trip."Konuşması tam bir ego gezintisiydi.
kendini beğenmiş
kendisi hakkında aşırı derecede yüksek bir fikre sahip olan birini tanımlamak için kullanılır
"He is as proud as a peacock."O kendini beğenmiş biri.
kanaryayı yutmuş gibi
bir kişinin yaptığı veya başardığı bir şey nedeniyle aşırı derecede memnun, mutlu veya gururlu göründüğünü söylemek için kullanılır
"She looked like the cat that got the canary."Kanaryayı yutmuş gibi görünüyordu.
elini fazla zorlamak
Kendine ya da konumuna aşırı güvenerek başarısız olmak.
"The politician overplayed his hand."Siyasetçi elini fazla zorladı.
burnu havada
başkaları üzerindeki genellikle var olmayan üstünlüğünü vurgulayan bir şekilde davranmak
"That child is too big for his britches."O çocuk burnu havada.
kibirli bürokrat
kendisini başkalarından üstün gören, çok resmi ve eski moda davranan kişi
"The manager is a stuffed shirt who never cracks a joke."Müdür kibirli bir bürokrat, hiç şaka yapmaz.
ego'sunu okşamak
Birinin kendine olan saygısını ya da önem duygusunu artırmak, tatmin etmek.
"She likes to stroke his ego."O, onun ego'sunu okşamayı seviyor.
başını dik tutmak
Yaptığı iş ya da elde ettiği başarıyla gurur duymak.
"She holds her head up high."O, başını dik tutuyor.
Bu listedeki 13 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla