kendi payı olmak
belirli bir sonuca kişisel yatırım ya da pay sahibi olmak; bu durum kişiyi başarıya ya da başarısızlıktan kaçınmaya motive eder
"I have skin in the game."Benim de bu işte bir payım var.
Fayda ve Liyakat konusundaki 10 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
kendi payı olmak
belirli bir sonuca kişisel yatırım ya da pay sahibi olmak; bu durum kişiyi başarıya ya da başarısızlıktan kaçınmaya motive eder
"I have skin in the game."Benim de bu işte bir payım var.
konuya bir çıkarı olmak
belirli bir durumun sonucuyla ilgili bir menfaati olmak
"He has no dog in this fight."Bu kavgada onun bir çıkarı yok.
katkı sağlamak
Ortak bir hedefe ulaşmak için işbirliği ortamında faydalı ya da değerli bir şey sunmak.
"Bring skills to table."O, masaya yılların deneyimini getiriyor.
pastanın bir dilimi
kişinin elde edebileceği para ya da fayda payı
"Everyone wants a piece of the pie."Herkes pastanın bir dilimini istiyor.
güneş parlarken ekin biçmek
Ertelenmek veya beklemek yerine, mevcut olan elverişli bir fırsattan veya durumdan yararlanmak.
"Make hay while the sun shines."Güneş parlarken ekin biç.
değirmenin unu
Özellikle daha fazla tartışma, fikir veya üretkenlik yaratmak için kullanılabilen veya işlenebilen malzeme veya bilgi.
"Every problem is grist for the mill."Her sorun değirmenin unudur.
uzun bir yol katetmek
önemli bir etki ya da etki yaratmak
"Kindness goes a long way."Nezaket uzun bir yol katetir.
dengeleri değiştirmek
Bir durumu bir kişinin, grubun vb. lehine değiştirmek.
"She tipped the balance today."Bugün dengeleri değiştirdi.
uzun vadede faydalı olmak
Uzun vadede birine veya bir şeye avantajlı veya faydalı olmak.
"Your patience will stand you in good stead."Sabrın sana uzun vadede faydalı olacak.
rüzgarın arkanda esmesi
ilerlemeyi ya da başarıyı destekleyen, elverişli koşulların ya da durumların bulunması
"He has the wind at his back now."Şimdi rüzgar arkanda esiyor.
Bu listedeki 10 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla