boşa zaman harcamamak, değeceğini sağlamak
Bir şeyin sadece zamanını boşa harcamak yerine bir kişiye fayda sağlamasını sağlamak.
"Make the wait worth your while."Bekleyişin değeceğini sağla.
Avantaj konusundaki 11 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
boşa zaman harcamamak, değeceğini sağlamak
Bir şeyin sadece zamanını boşa harcamak yerine bir kişiye fayda sağlamasını sağlamak.
"Make the wait worth your while."Bekleyişin değeceğini sağla.
birine çok iyi gelmek
Birini daha mutlu veya daha sağlıklı hissettirmek için çaba göstermek.
"A holiday will do you good."Bir tatil sana iyi gelecek.
mahremde dostu olmak
Çıkarlarını ilerletebilecek, büyük güce veya nüfuza sahip bir tanıdığa sahip olmak.
"He has a friend in court."Mahremde bir dostu var.
yüksek mevkilere sahip dostlar
büyük nüfuz sahibi ve kişinin sorunlarından kurtulmasına ya da istediğini elde etmesine yardımcı olabilecek tanıdıklar
"He has friends in high places."Onun yüksek mevkilere sahip dostları var.
elindeki kuş
eldeki somut ve kesin şey; başka bir şey peşine düşmek yerine ona değer vermenin önemi vurgulanır
"A bird in the hand is safe."Elindeki kuş güvenlidir.
birinin lehine birçok şeyin bulunması
belirli bir alanda ya da durumda başarı ya da ilerleme şansını artıran olumlu niteliklere ya da avantajlara sahip olmak
"You have a lot going for you."Senin lehine birçok şey var.
dalga (başarının) tadını çıkarmak
Bir şeyin getirdiği ani başarı döneminden faydalanmak ya da bundan yararlanmak.
"They rode the wave of success."Başarının dalgasını sürdüler.
daha iyi durumda olmak
kendisini daha iyi bir koşul ya da durum içinde bulmak
"We are better off now."Şimdi daha iyi durumdayız.
birine faydası dokunmak
Birine fayda sağlamak veya durumunu çeşitli yollarla iyileştirmek.
"The medicine did me good."İlaç bana iyi geldi.
rahat bir konumda oturmak
özellikle maddi açıdan avantajlı ya da elverişli bir durumda olmak
"After the win, he is sitting pretty."Zaferin ardından o rahat bir konumda oturuyor.
bir şeyi işe koymak
bir şeyi, örneğin beceri, varlık gibi, kullanmak
"Put your savings to work."Biriktirdiklerini işe koy.
Bu listedeki 11 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla