Çatışma ve Uyum: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Çatışma ve Uyum konusundaki 8 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

8 kelime Sosyal İlişkiler İle İlgili İngilizce Atasözleri
birds in their little nests agree /bˈɜːdz ɪn ðɛɹ lˈɪɾəl nˈɛsts ɐɡɹˈiː/ kalıp

kuşlar kendi yuvasında mutlu olur

İnsanların tanıdık ve rahat ortamlarında daha uyumlu ve barışçıl davrandığını anlatır.

"Even small groups can live in harmony — birds in their little nests agree."Küçük gruplar bile huzur içinde yaşayabilir — kuşlar kendi yuvasında mutlu olur.

hawks will not pick out hawks' eyes /hˈɔːks wɪl nˌɑːt pˈɪk ˈaʊt hˈɔːks ˈaɪz/ kalıp

kartallar kartal gözünü seçmez

Benzer hedefleri paylaşan kişilerin birbirlerine zarar vermemesi gerektiğini, dayanışma ve sadakatin önemini vurgular.

"People do not hurt their own kind — hawks will not pick out hawks' eyes."Kendi türünden kimse birbirine zarar vermez — kartallar kartal gözünü seçmez.

make love, not war /mˌeɪk lˈʌv nˌɑːt wˈɔːɹ/ kalıp

sevgi üret, savaş değil

İnsanların şiddet ve çatışmadan ziyade sevgi ve barışı tercih etmeleri gerektiğini savunur.

"Choose peace over conflict — make love, not war."Çatışmadan ziyade barışı seç — sevgi üret, savaş değil.

a lean agreement is (far|way|much) better than a fat lawsuit /ɐ lˈiːn ɐɡɹˈiːmənt ɪz fˈɑːɹ wˈeɪ mˈʌtʃ bˈɛɾɚ ðˌænə fˈæt lˈɔːsuːt/ kalıp

ince bir anlaşma, şişman bir dava kadar iyidir

Uzun ve maliyetli bir davaya girmek yerine, karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm bulmanın daha iyi olduğunu ifade eder.

"A modest agreement is better than expensive conflict — a lean agreement is far better than a fat lawsuit."Mütevazı bir anlaşma pahalı bir davadan iyidir — ince bir anlaşma, şişman bir dava kadar iyidir.

it takes two to make a bargain (rolling|) /ɪt tˈeɪks tˈuː tə mˌeɪk ɐ bˈɑːɹɡɪn ɹˈoʊlɪŋ ɔːɹ/ kalıp

anlaşma iki tarafın da çabasıyla olur

Bir pazarlık ya da anlaşmanın başarılı olabilmesi için tarafların her ikisinin de iş birliği yapması ve uzlaşması gerektiğini ifade eder.

"A deal needs both sides willing — it takes two to make a bargain."Bir anlaşma iki tarafın da çabasıyla olur — bir anlaşma için her iki tarafın da istekli olması gerekir.

it takes two to make a quarrel /ɪt tˈeɪks tˈuː tə mˌeɪk ɐ kwˈɔːɹəl/ kalıp

tartışmaya iki el gerekir

Bir anlaşmazlıkta her iki tarafın da sorumluluğu olduğunu, tek tarafın suçlanamayacağını belirtir.

"Arguments always involve two parties — it takes two to make a quarrel."Tartışmalar her zaman iki tarafı içerir — tartışmaya iki el gerekir.

the quarrel of lovers is the renewal of love /ðə kwˈɔːɹəl ʌv lˈʌvɚz ɪz ðə ɹɪnˈuːəl ʌv lˈʌv/ kalıp

sevgililerin tartışması, aşkın yenilenmesidir

Romantik bir ilişkide iki kişi arasındaki çatışma ve tartışmaların ilişkinin büyümesi ve yenilenmesi için doğal ve hatta gerekli bir parça olduğunu ima eder.

"Arguments between lovers often strengthen the relationship — the quarrel of lovers is the renewal of love."Sevgililer arasındaki tartışmalar çoğu zaman ilişkiyi güçlendirir — sevgililerin tartışması, aşkın yenilenmesidir.

truth is the first casualty of war /tɹˈuːθ ɪz ðə fˈɜːst kˈæʒuːəlɾi ʌv wˈɔːɹ/ kalıp

gerçek, savaşın ilk kurbanıdır

Savaş ve çatışma zamanlarında bilgilerin çarpıtılması ya da gizlenmesi eğilimini anlatır.

"Truth is always the first victim in conflict — truth is the first casualty of war."Savaşta gerçek her zaman ilk kaybedendir — gerçek, savaşın ilk kurbanıdır.

Bu listedeki 8 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Sosyal İlişkiler İle İlgili İngilizce Atasözleri — Konular