Toplum ve Politika: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Toplum ve Politika konusundaki 10 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

10 kelime Toplum ve Hukuk İle İlgili İngilizce Atasözleri
happy is the country which has no history /hˈæpi ɪz ðə kˈʌntɹi wˌɪtʃ hɐz nˈoʊ hˈɪstɚɹi/ kalıp

tarihi olmayan ülke mutludur

Geçmişte çok az çatışma ya da kargaşa yaşamış bir milletin, bugünkü ve gelecekte daha istikrarlı, barışçıl ve refah içinde olma ihtimalinin yüksek olduğunu ima eder.

"A nation with no drama is a lucky nation — happy is the country which has no history."Drama yaşamayan bir ülke şanslı bir ülkedir — tarihi olmayan ülke mutludur.

my country, right or wrong /maɪ kˈʌntɹi ɹˈaɪt ɔːɹ ɹˈɔŋ/ kalıp

ülkem, doğru ya da yanlış, benim ülkem

Bir ülkenin eylem ve politikalarına bakılmaksızın, ona koşulsuz bağlılık ve destek gösterme anlayışını ifade eder.

"Support your country regardless — my country, right or wrong."Ülkeni her koşulda destekle — ülkem, doğru ya da yanlış, benim ülkem.

a language is a dialect with an army and (a|) navy /ɐ lˈæŋɡwɪdʒ ɪz ɐ dˈaɪəlɛkt wɪð ɐn ˈɑːɹmi ænd ɐ nˈeɪvi/ kalıp

bir dil, ordusu ve donanması olan bir lehçedir

Bir dil ile bir lehçe arasındaki farkın, çoğunlukla siyasi güç ve nüfuzla belirlendiğini, dilsel farklılıklardan ziyade iktidarın etkisiyle ortaya çıktığını savunur.

"Power defines what is a language — a language is a dialect with an army and a navy."Güç, neyin dil neyin lehçe olduğunu belirler — bir dil, ordusu ve donanması olan bir lehçedir.

we are all Adam's children, but silk makes (all|) the difference /wiː ɑːɹ ˈɔːl ˈædəmz tʃˈɪldɹən bˌʌt sˈɪlk mˌeɪks ˈɔːl ðə dˈɪfɹəns/ kalıp

hepimiz Adem'in çocuklarıyız, ama ipek fark yaratır

Tüm insanların özünde eşit olduğunu, fakat sosyal statü, zenginlik ve ayrıcalık gibi dış faktörlerin büyük farklılıklara yol açtığını anlatır.

"Fine clothes distinguish people even if they are all equal — we are all Adam's children, but silk makes the difference."İyi kesim insanları ayırır; hepimiz eşitiz ama ipek fark yaratır.

a cat (may|can) look at a king /ɐ kˈæt mˈeɪ kæn lˈʊk æɾə kˈɪŋ/ kalıp

bir kedi bile bir kralı görebilir

herkesin sosyal konumu ya da statüsü ne olursa olsun temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu, kimsenin kanunların üstünde olmadığı anlamını verir.

"Even a humble person has the right to observe greatness — a cat may look at a king."Mütevazı bir insan bile büyüklüğü gözlemleme hakkına sahiptir — bir kedi bile bir kralı görebilir.

big fish eat little fish /bˈɪɡ fˈɪʃ ˈiːt lˈɪɾəl fˈɪʃ/ kalıp

büyük balık küçük balığı yer

Güç ve kaynakları fazla olanların, daha az güce sahip olanları sömürüp hâkimiyet kurduğunu ifade eder.

"The powerful consume the weak — big fish eat little fish."Güçlü, zayıfı tüketir — büyük balık küçük balığı yer.

disobedience is the true foundation of liberty /dˌɪsoʊbˈiːdiəns ɪz ðə tɹˈuː faʊndˈeɪʃən ʌv lˈɪbɚɾi/ kalıp

itaatsizlik özgürlüğün gerçek temeli

Baskıcı sistemlere, yapılara ya da rejimlere karşı durmanın, özgürlüğü güvence altına almanın ve geliştirmenin temel yolu olduğunu vurgular.

"True freedom requires questioning authority — disobedience is the true foundation of liberty."Gerçek özgürlük otoriteyi sorgulamayı gerektirir — itaatsizlik özgürlüğün gerçek temeli.

beggars fear no rebellion /bˈɛɡɚz fˈɪɹ nˈoʊ ɹɪbˈɛliən/ kalıp

yoksullar isyan korkusunu bilmez

Kaybedecek bir şeyleri olmayanların, örneğin dilencilerin, daha cesur olup isyana katılabileceklerini ifade eder.

"Those with nothing have nothing to lose — beggars fear no rebellion."Kaybedecek bir şeyleri olmayanların kaybı yoktur — yoksullar isyan korkusunu bilmez.

it takes all sorts to make a world /ɪt tˈeɪks ˈɔːl sˈɔːɹts tə mˌeɪk ɐ wˈɜːld/ kalıp

dünyayı çeşitlilik oluşturur

dünyanın işleyişi ve gelişmesi için insanların farklılıklarının ve çeşitliliğinin gerekli olduğunu ifade eder

"It takes all sorts to make a world — some people love loud music."Dünyayı çeşitlilik oluşturur — bazı insanlar yüksek sesli müziği sever.

a great city, a great solitude /ɐ ɡɹˈeɪt sˈɪɾi ɐ ɡɹˈeɪt sˈɑːlɪtˌuːd/ kalıp

büyük şehir, büyük yalnızlık

Kentsel yaşamın, anlamlı sosyal bağlar kurmanın zorlaşması nedeniyle yalnızlık ve izole hissetmeye yol açabileceğini anlatır.

"Big cities are paradoxically lonely places — a great city, a great solitude."Büyük şehirler paradoksal olarak yalnız yerlerdir — büyük şehir, büyük yalnızlık.

Bu listedeki 10 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Toplum ve Hukuk İle İlgili İngilizce Atasözleri — Konular