it is easy to find a thousand soldiers, but hard to find a good general/ɪt ɪz ˈiːzi tə fˈaɪnd ɐ θˈaʊzənd sˈoʊldʒɚz bˌʌt hˈɑːɹd tə fˈaɪnd ɐ ɡˈʊd dʒˈɛnɚɹəl/kalıp
bin asker bulmak kolay, iyi bir general bulmak zordur
İşi yapacak çok sayıda insan bulunabilir, fakat etkili bir lider bulmak çok daha zor demektir.
"Good leaders are rare — it is easy to find a thousand soldiers but hard to find a good general."İyi liderler nadirdir — bin asker bulmak kolay, iyi bir general bulmak zordur.
an army of sheep led by a lion would defeat an army of lions led by a sheep/ɐn ˈɑːɹmi ʌv ʃˈiːp lˈɛd baɪ ɐ lˈaɪən wʊd dɪfˈiːt ɐn ˈɑːɹmi ʌv lˈaɪənz lˈɛd baɪ ɐ ʃˈiːp/kalıp
aslanın önderliğindeki bir koyun ordusu, koyunun önderliğindeki bir aslan ordusunu yener
İyi bir liderin, sayısal ya da fiziksel üstünlüğe sahip bir grubu dahi yenebileceğini vurgular.
"Leadership determines outcomes more than numbers — an army of sheep led by a lion would defeat an army of lions led by a sheep."Liderlik sayıyı geçer — aslanın önderliğindeki bir koyun ordusu, koyunun önderliğindeki bir aslan ordusunu yener.
(when|while) the cat is away (, the mice will play|)/wɛn wˌaɪl ðə kˈæt ɪz ɐwˈeɪ ðə mˈaɪs wɪl plˈeɪ/kalıp
kedi uzakta iken fareler oynar
Yetkili ya da gözetleyici birinin yokluğunda, insanların denetim altında olmazlarsa kuralları çiğneme eğiliminde olduklarını anlatır.
"The cat is away, mice will play."Kedi uzakta, fareler oynar.
in the country of the blind, the one-eyed man is king/ɪnðə kˈʌntɹi ʌvðə blˈaɪnd ðə wˈʌnˈaɪd mˈæn ɪz kˈɪŋ/kalıp
körlerin ülkesinde tek gözlü kraldır
Herkesin cahil ya da deneyimsiz olduğu bir ortamda, sınırlı bir bilgi ya da yeteneğe sahip birinin bile üstün ya da uzman kabul edilebileceğini anlatan bir atasözü.
"Among those with less, even a small advantage makes you the best — in the country of the blind, the one-eyed man is king."Azı olanlar arasında bile küçük bir avantaj seni en iyisi yapar — körlerin ülkesinde tek gözlü kraldır.
fish (always|) rots from the head (down|)/fˈɪʃ ˈɔːlweɪz ɹˈɑːts fɹʌmðə hˈɛd dˌaʊn/kalıp
balık baştan çürür
Bir kurumda ortaya çıkan sorunların ya da hataların genellikle en üst düzey yöneticiden kaynaklandığını anlatır.
"Problems in an organisation start at the top — fish always rots from the head down."Kurumsal problemler üstten başlar — balık baştan çürür.
a nod from a lord is a breakfast for a fool/ɐ nˈɑːd fɹʌm ɐ lˈɔːɹd ɪz ɐ bɹˈɛkfəst fɚɹə fˈuːl/kalıp
bir lorddan gelen bir baş sallama, aptal için bir kahvaltıdır
Küçük bir jestin bile, güç veya nüfuz sahibi olanlardan kolayca etkilenen saf veya aptal bir kişiyi tatmin etmek için yeterli olduğunu ima etmek için kullanılır.
"The powerful can manipulate the foolish with small gestures — a nod from a lord is a breakfast for a fool."Güçlüler aptalları küçük jestlerle manipüle edebilir — bir lorddan gelen bir baş sallama, aptal için bir kahvaltıdır.
better be the head of a dog than the tail of a lion/bˈɛɾɚ biː ðə hˈɛd əvə dˈɑːɡ ðɐn ðə tˈeɪl əvə lˈaɪən/kalıp
köpeğin başı olmak, aslanın kuyruğu olmaktan iyidir
Küçük bir organizasyonda bir miktar yetki ve kontrol sahibi olmanın, büyük bir organizasyonda alt konumda olmaktan daha tercih edilir olduğunu söyler.
"It is better to lead something small than follow something great — better be the head of a dog than the tail of a lion."Küçük bir şeyin başında olmak, büyük bir şeyin altında yürümekten iyidir — köpeğin başı olmak, aslanın kuyruğu olmaktan iyidir.
everyone loves a lord/ˈɛvɹɪwˌʌn lˈʌvz ɐ lˈɔːɹd/kalıp
herkes bir lordu sever
İnsanların yüksek sosyal ya da ekonomik konuma sahip kişilere hayranlık duyduğunu ve onların olumsuz yönlerini görmezden gelerek onlarla ilişki kurmak istediğini anlatır.
"People are always impressed by status and title — everyone loves a lord."İnsanlar statü ve unvan karşısında hep etkilenir — herkes bir lordu sever.
good masters (always|) make good servants/ɡˈʊd mˈæstɚz ˈɔːlweɪz mˌeɪk ɡˈʊd sˈɜːvənts/kalıp
iyi efendiler iyi hizmetkarlar yaratır
Üstlerin çalışanlarına karşı nazik, saygılı ve adil davranmasının, onların sadık ve verimli olmasını sağladığını ifade eder.
"Good leadership produces good followers — good masters always make good servants."İyi liderlik iyi takipçi getirir — iyi efendiler iyi hizmetkarlar yaratır.
uneasy lies the head that wears the crown/ʌnˈiːzi lˈaɪz ðə hˈɛd ðæt wˈɛɹz ðə kɹˈaʊn/kalıp
taç takan baş huzursuzdur
Güç ve otorite sahibi olmanın beraberinde büyük sorumluluk ve stres getirdiğini, bu yüzden rahat bir uyku bulmanın zor olduğunu anlatır.
"Power comes with constant pressure — uneasy lies the head that wears the crown."Güç sürekli bir baskı getirir — taç takan baş huzursuzdur.
if you pay peanuts, you get monkeys/ɪf juː pˈeɪ pˈiːnʌts juː ɡɛt mˈʌnkɪz/kalıp
fıstık öde, maymun al
Düşük ücretler verildiğinde, kalitesiz, deneyimsiz ya da motivasyonu düşük çalışanların işe alınacağını ifade eder.
"Low pay attracts poor quality — if you pay peanuts, you get monkeys."Düşük maaş düşük kalite getirir — fıstık öde, maymun al.
Bu listedeki 11 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren