Sonuçlar: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Sonuçlar konusundaki 16 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

16 kelime Sonuç ve Etki İle İlgili İngilizce Atasözleri
a bad padlock invites a picklock /ɐ bˈæd pˈædlɑːk ɪnvˈaɪts ɐ pˈɪklɑːk/ kalıp

kötü bir asma kilit çalıcıyı çeker

Zayıf güvenlik önlemlerinin, hırsızlık gibi istenmeyen sonuçları davet edeceğini vurgular.

"Poor security invites theft — a bad padlock invites a picklock."Zayıf güvenlik hırsızlığı çeker — kötü bir asma kilit çalıcıyı çeker.

as you make your bed, so you must lie (up|) on it /æz juː mˌeɪk jʊɹ bˈɛd sˌoʊ juː mˈʌst lˈaɪ ˌʌp ˈɑːn ɪt/ kalıp

yattığın yatağa sen uzanırsın

Kişinin kendi eylemlerinin sonuçlarını kabul etmesi ve sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini ifade eder.

"You must live with the consequences of your choices — as you make your bed, so you must lie on it."Seçimlerinin sonuçlarıyla yaşamalısın — yattığın yatağa sen uzanırsın.

after dinner comes the reckoning /ˈæftɚ dˈɪnɚ kˈʌmz ðə ɹˈɛkənɪŋ/ kalıp

yemek sonrası hesap gelir

Özellikle zevk veya aşırılık içeren eylemler için sonuçları olacağını uyarmak için kullanılır.

"There is always a price to pay after the pleasure — after dinner comes the reckoning."Zevkten sonra her zaman bir bedel ödenir — yemek sonrası hesap gelir.

catching is before hanging /kˈætʃɪŋ ɪz bɪfˌoːɹ hˈæŋɪŋ/ kalıp

yakalamadan asma olmaz

Suçluların cezalandırılmadan önce yakalanması gerektiğini, önlem alınmadan ceza uygulanamayacağını vurgular.

"You must first catch someone before punishing them — catching is before hanging."Önce yakalamak gerekir, sonra ceza vermek — yakalamadan asma olmaz.

curiosity killed the cat /kjˌʊɹɪˈɑːsɪɾi kˈɪld ðə kˈæt/ kalıp

merak kediyi öldürür

Bir duruma çok fazla karışmanın ya da gereksiz bilgi peşinde koşmanın olumsuz sonuçlar doğurabileceğini anlatan atasözü.

"Being too curious can lead to trouble — curiosity killed the cat."Çok meraklı olmak başa bela olur — merak kediyi öldürür.

every bullet has (a|its) billet /ˈɛvɹi bˈʊlɪt hɐz ɐ ɪts bˈɪlɪt/ kalıp

her kurşunun bir hedefi vardır

Kaderin ya da alacağın kimleri öldüreceğini, şansın ya da rastgele bir olayın değil, belirlediğini anlatmak için kullanılır.

"Fate decides who dies."Her riskin bir sonucu vardır — her kurşunun bir hedefi vardır.

evil doers are evil dreaders /ˈiːvəl dˈuːɚz ɑːɹ ˈiːvəl dɹˈɛdɚz/ kalıp

kötü yapanlar kötü korkar

Kötü iş yapan kişilerin genellikle sonuçlarından ya da cezadan korktuklarını vurgulayan bir söz.

"Those who do wrong are always afraid of consequences — evil doers are evil dreaders."Yanlış yapanlar daima sonuçlarından korkar — kötü yapanlar kötü korkar.

the greater the truth, the greater the libel /ðə ɡɹˈeɪɾɚ ðə tɹˈuːθ ðə ɡɹˈeɪɾɚ ðə lˈaɪbəl/ kalıp

gerçek ne kadar büyükse, iftira da o kadar büyüktür

Gerçeğin ne kadar zarar verici ya da skandalsa, karalama davası veya başka yasal işlemle sonuçlanma olasılığının o kadar yüksek olduğunu belirtmek için kullanılır.

"The more true something is, the more damage it does — the greater the truth, the greater the libel."Bir şey ne kadar doğruysa, o kadar fazla zarar verir — gerçek ne kadar büyükse, iftira da o kadar büyüktür.

one year's seeding makes seven years' weeding /wˈʌn jˈɪɹz sˈiːdɪŋ mˌeɪks sˈɛvən jˈɪɹz wˈiːdɪŋ/ kalıp

bir yıllık ekim, yedi yıllık ot biçimini getirir

Küçük bir hatanın ya da ihmalin uzun vadede büyük çaba ve zaman gerektiren sorunlara yol açabileceğini anlatan bir atasözü.

"One small mistake creates years of consequences — one year's seeding makes seven years' weeding."Küçük bir hata yıllarca süren sorunlar doğurur — bir yıllık ekim, yedi yıllık ot biçimini getirir.

there is no such thing as (a|) free lunch /ðɛɹ ɪz nˈoʊ sˈʌtʃ θˈɪŋ æz ɐ ɔːɹ fɹˈiː lˈʌntʃ/ kalıp

bedava öğle yemeği diye bir şey yoktur

Her şeyin bir maliyeti ya da karşılığı olduğunu, bunun hemen görülmeyebileceğini ifade eden bir söz.

"Nothing is truly free — there is no such thing as a free lunch."Hiçbir şey gerçekten bedava değildir — bedava öğle yemeği diye bir şey yoktur.

what goes over the devil's back comes (right|) under his belly /wˌʌt ɡoʊz ˌoʊvɚ ðə dˈɛvəlz bˈæk kˈʌmz ɹˈaɪt ˌʌndɚ hɪz bˈɛli/ kalıp

şeytanın sırtından gelen karnının altına gelir

Kötü niyetli eylemlerin sonuçlarından kaçınılamayacağını vurgulamak için kullanılır.

"Ill-gotten gains eventually lead to loss — what goes over the devil's back comes under his belly."Kötü yoldan elde edilen kazançlar sonunda kayba yol açar — şeytanın sırtından gelen karnının altına gelir.

you reap what you sow /juː ɹˈiːp wˌʌt juː sˈoʊ/ kalıp

ne ekersen onu biçersin

İnsanın davranışlarının karşılığını alacağını, iyi ya da kötü sonuçların eylemlere bağlı olduğunu anlatan bir atasözü.

"Your actions determine your outcomes — you reap what you sow."Davranışların sonuçlarını belirler — ne ekersen onu biçersin.

old sins cast long shadows /ˈoʊld sˈɪnz kˈæst lˈɑːŋ ʃˈædoʊz/ kalıp

eski günahlar uzun gölgeler bırakır

Geçmişte yapılan hataların uzun yıllar boyunca etkisini sürdürdüğünü, insanı rahatsız etmeye devam ettiğini ifade eder.

"Past mistakes follow you for a long time — old sins cast long shadows."Geçmiş hatalar uzun süre peşini bırakmaz — eski günahlar uzun gölgeler bırakır.

if you sell the cow, you sell her milk too /ɪf juː sˈɛl ðə kˈaʊ juː sˈɛl hɜː mˈɪlk tˈuː/ kalıp

ineği satarsan sütünü de satarsın

Değerli bir şeyi bırakır veya satarsa, onunla birlikte gelen faydaları ve avantajları da bıraktığını ima etmek için kullanılır.

"Giving something up means losing all its benefits — if you sell the cow, you sell her milk too."Bir şeyi bırakmak tüm faydalarından vazgeçmek demektir — ineği satarsan sütünü de satarsın.

every bullet hasabillet /ˈɛvəri ˈbʊlət hasabillet*/ kalıp

Her kurşunun bir hedefi vardır

Her eylemin veya kararın sonuçları veya etkileri olduğunu vurgulamak için kullanılır.

"Every bullet has a billet."Her kurşunun bir hedefi vardır.

give a thing, and take a thing to wear the devil's gold ring /ɡˈɪv ɐ θˈɪŋ ænd tˈeɪk ɐ θˈɪŋ tə wˈɛɹ ðə dˈɛvəlz ɡˈoʊld ɹˈɪŋ/ kalıp

bir şey ver, bir şey al, şeytanın altın yüzüğünü tak

Şartları tam olarak anlamadan veya riskleri değerlendirmeden bir işleme veya değişime girmenin olumsuz sonuçlara veya istenmeyen sonuçlara yol açabileceğini ima etmek için kullanılır.

"Beware of unfair exchanges."Adil olmayan değişimlerden kaçının.

Bu listedeki 16 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Sonuç ve Etki İle İlgili İngilizce Atasözleri — Konular