küller küle, toprak toprağa
Tüm canlıların nihayetinde öleceğini ve toprağa dönüşeceğini ima eder, ölümlülük fikrini ve insan yaşamının geçici doğasını vurgular.
"Ashes to ashes, dust."Küller küle, toprak.
Ölüm konusundaki 16 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
küller küle, toprak toprağa
Tüm canlıların nihayetinde öleceğini ve toprağa dönüşeceğini ima eder, ölümlülük fikrini ve insan yaşamının geçici doğasını vurgular.
"Ashes to ashes, dust."Küller küle, toprak.
ölülerin ısırması söz konusu değildir
Ölümden sonra bir şeyin ya da birinin artık tehdit oluşturmadığını, korkulan durumun aslında bir tehlike taşımadığını temin etmek için söylenir.
"Dead men do not bite."Ölüler tehdit oluşturmaz — ölülerin ısırması söz konusu değildir.
ölüm en büyük eşitleyicidir
Ölüm karşısında tüm insanların eşit olduğunu, maddi servet ya da statünün ölüm karşısında anlamsızlaştığını vurgulamak için kullanılır.
"Death is the leveler."Ölüm herkesi eşit muamele eder — ölüm en büyük eşitleyicidir.
ölüm tüm borçları öder
Bir kişi öldüğünde, yaşamı boyunca taşıdığı borçların ya da yükümlülüklerin artık geçerli olmadığını, bu anlamda “ödenmiş” sayıldığını anlatır.
"Death pays all debts."Ölüm tüm mali yükümlülükleri ortadan kaldırır — ölüm tüm borçları öder.
ölmek, yaşam kadar doğaldır
Ölümün insan yaşamının doğal bir parçası olduğunu ve kabul edilmesi gerektiğini vurgulamak için söylenir.
"Dying is natural as living."Ölüm, yaşam kadar doğaldır — ölmek, yaşam kadar doğaldır.
son her şeyi eşit yapar
Tüm bireylere saygı ve onurla davranmanın önemini vurgular, çünkü yaşamları boyunca var olan herhangi bir farklılığa bakılmaksızın nihayetinde ölümde eşit olacaklardır.
"The end makes all equal."Son her şeyi eşit yapar.
hayatın ortasında ölümle birlikteyiz
İnsanın yaşamının kırılganlığını ve ölümün kaçınılmaz bir gerçek olduğunu vurgulamak için kullanılır.
"Death is always present in life — in the midst of life we are in death."Hayatın içinde her daim ölüm vardır — hayatın ortasında ölümle birlikteyiz.
taş gibi ölüdür, eşi benzeri yoktur
Ölümün nihai son olduğunu ve hiçbir şeyin onunla karşılaştırılamayacağını veya etkilerini tersine çeviremeyeceğini ifade eder.
"A dead person is beyond all remedies — stone-dead hath no fellow."Ölü bir kişi tüm çarelerin dışındadır — taş gibi ölüdür, eşi benzeri yoktur.
ölüm hariç her şeyin bir çareyi vardır
Hayatta karşılaştığımız pek çok sorunun çözümü ya da tedavisi bulunabilirken, ölümün kaçınılmaz ve aşılmaz bir gerçek olduğunu vurgulamak için söylenir
"Everything can be fixed except death — there is a remedy for everything except death."Her şey düzeltilebilir, ölüm hariç — ölüm hariç her şeyin bir çareyi vardır.
yaşam ölümden ayrı değildir, sadece öyle görünür
Hayatın, ölümle aynı varoluş döngüsünün bir parçası olduğunu, ölümün de doğal ve kaçınılmaz bir aşama olduğunu hatırlatır.
"Life and death are part of the same continuum — life is not separate from death, it only looks that way."Yaşam ve ölüm aynı sürekliliğin iki yüzüdür — yaşam ölümden ayrı değildir, sadece öyle görünür.
ölüler ölülerini gömsün
Geçmişe veya ölümlere aşırı derecede bağlanmadan, şimdiki anda yaşamanın önemini vurgular.
"Do not dwell on the past — let the dead bury the dead."Geçmişe takılıp kalma — ölüler ölülerini gömsün.
gençler ölebilir, yaşlılar ölmek zorundadır
Ölümün hayatın doğal ve kaçınılmaz bir parçası olduğunu, yaş ne olursa olsun herkesin bir gün ölmesi gerektiğini ifade eder.
"Old people must die eventually — young men may die, but old men must die."Yaşlıların bir gün ölmesi gerekir — gençler ölebilir, yaşlılar ölmek zorundadır.
defnedilenin cebinde cep yoktur
Hayatta biriktirilen maddi şeylerin ölümle birlikte yanımıza gidilemeyeceğini, bu yüzden maddi birikim peşinde koşmanın anlamsız olduğunu anlatır.
"You cannot take your wealth with you — shrouds have no pockets."Zenginliğini yanına götüremezsin — defnedilenin cebinde cep yoktur.
Sanat uzundur ve hayat kısadır
Sanatsal yaratımların, yaratıcıları vefat ettikten çok sonra dayanma yeteneğine sahip olduklarını, onları bir tür ölümsüzlük haline getirdiklerini ima etmek için kullanılır.
"Art is long, life is short."Sanat uzundur, hayat kısadır.
iyi insanlar genç ölür
İyi, erdemli kişilerin ölmesinin her zaman erken olduğunu, yaşları ne olursa olsun bu durumun üzüntü yarattığını ifade eder.
"The best people often die young — the good die young."En değerli insanlar sık sık genç ölür — iyi insanlar genç ölür.
İyiler genç ölür
Hayatın adaletsiz olduğu ve bazen uzun ve tatmin edici bir yaşamı hak eden bireylerin çok erken alındığı fikrini ifade etmek için kullanılır.
"The good die young."İyiler genç ölür.
Bu listedeki 16 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla