nothing is so good for the inside of a man as the outside of a horse/nˈʌθɪŋ ɪz sˌoʊ ɡˈʊd fɚðɪ ɪnsˈaɪd əvə mˈæn æz ðɪ aʊtsˈaɪd əvə hˈɔːɹs/kalıp
insanın içi için en iyisi, atın dışıdır
Doğada bulunmanın ve hayvanlarla bağ kurmanın, iç huzur ve mutluluk üzerinde derin bir etkisi olabileceğini ima eder.
"Riding horses heals."At binmek sağlığa çok faydalıdır — insanın içi için en iyisi, atın dışıdır.
a bow long bent grows weak/ɐ bˈoʊ lˈɑːŋ bˈɛnt ɡɹˈoʊz wˈiːk/kalıp
uzun süre bükülen yay zayıflar
Sürekli çaba ya da zorlanmanın, beden ve zihnin yorgun düşmesiyle gücün ya da etkinliğin azalmasına yol açabileceğini ifade eder.
"Too much strain weakens."Dinlenmeden sürdürülen çaba etkinliği azaltır — uzun süre bükülen yay zayıflar.
a change is as good as a rest/ɐ tʃˈeɪndʒ ɪz æz ɡˈʊd æz ɐ ɹˈɛst/kalıp
değişiklik dinlenme kadar iyidir
Rutin ya da ortamda yapılan bir değişikliğin, bir mola vermek kadar ferahlatıcı etki yaratabileceğini öne sürer.
"Change feels like rest."Farklı bir şey yapmak dinlenmek kadar canlandırıcıdır — değişiklik dinlenme kadar iyidir.
diseases of the soul are more dangerous than those of the body/dɪzˈiːzᵻz ʌvðə sˈoʊl ɑːɹ mˈoːɹ dˈeɪndʒɚɹəs ðɐn ðoʊz ʌvðə bˈɑːdi/kalıp
ruh hastalıkları bedensel hastalıklardan daha tehlikelidir
Zihinsel ve duygusal sağlık sorunlarının, genel iyilik hâli üzerinde derin etkileri olabileceğini ve çoğu zaman fiziksel hastalıklardan daha zor ele alındığını ima eder.
"Mental and spiritual illness is more serious than physical — diseases of the soul are more dangerous than those of the body."Zihinsel ve ruhsal hastalıklar bedensel hastalıklardan daha ciddidir — ruh hastalıkları bedensel hastalıklardan daha tehlikelidir.
eat breakfast like a king, lunch like a prince and dinner like a pauper/ˈiːt bɹˈɛkfəst lˈaɪk ɐ kˈɪŋ lˈʌntʃ lˈaɪk ɐ pɹˈɪns ænd dˈɪnɚ lˈaɪk ɐ pˈɔːpɚ/kalıp
kral gibi kahvaltı, prens gibi öğle yemeği, dilenci gibi akşam yemeği
Güne enerjik başlamak için kahvaltının bol, öğle ve akşam yemeklerinin ise daha hafif tüketilmesinin sindirime yardımcı olduğu ve daha iyi uyku sağladığını anlatan bir öğüt.
"Eat most in the morning and least at night — eat breakfast like a king, lunch like a prince and dinner like a pauper."Sabah en çok, akşam en az yenir — kral gibi kahvaltı, prens gibi öğle yemeği, dilenci gibi akşam yemeği.
gluttony kills more than the sword/ɡlˈʌʔn̩i kˈɪlz mˈoːɹ ðɐn ðə sˈoːɹd/kalıp
oburluk kılıçtan daha çok öldürür
Aşırı ve sağlıksız yeme alışkanlıklarının, fiziksel şiddetten daha zararlı olabileceğini vurgular.
"Too much food kills."Aşırı yemek yemek şiddet kadar tehlikelidir — oburluk kılıçtan daha çok öldürür.
one hour's sleep before midnight is worth (two|three) after/wˈʌn ˈaɪʊɹz slˈiːp bɪfˌoːɹ mˈɪdnaɪt ɪz wˈɜːθ tˈuː θɹˈiː ˈæftɚ/kalıp
gece yarısından önce bir saat uyku, gece yarısından sonra iki saat uykuya eşdeğerdir
Gece yarısından önce alınan bir saatlik kaliteli uykunun, aynı sürenin gece yarısından sonra alınmasından iki kat daha faydalı olduğunu vurgulayan bir deyim
"An hour of sleep before midnight is worth double — one hour's sleep before midnight is worth two after."Gece yarısından önce bir saat uyku, iki kat değerli — gece yarısından önce bir saat uyku, gece yarısından sonra iki saate eşdeğerdir.
one hand for {oneself} and one (hand|) for the ship/wˈʌn hˈænd fɔːɹ wʌnsˈɛlf ænd wˈʌn hˈænd ɔːɹ fɚðə ʃˈɪp/kalıp
bir el kendine, bir el gemiye
Bireylerin önce kendi ihtiyaçlarını karşılamaları, ardından topluluğun ya da ekibin başarısına katkıda bulunmaları gerektiğini ima eder.
"Keep one hand free to steady yourself — one hand for oneself and one for the ship."Kendini dengede tutmak için bir elini boş bırak — bir el kendine, bir el gemiye.
laugh and (grow|be) fat/lˈæf ænd ɡɹˈoʊ biː fˈæt/kalıp
gül ve şiş
Gülmenin fiziksel ve zihinsel sağlığa faydalı olduğunu, pozitif bir bakış açısını teşvik ettiğini vurgular.
"Laughter keeps you healthy — laugh and grow fat."Gülmek sağlığını korur — gül ve şiş.
laughter is the best medicine/lˈæftɚɹ ɪz ðə bˈɛst mˈɛdəsən/kalıp
gülmek en iyi ilaçtır
Gülmenin bağışıklık sistemini güçlendirdiği, stres ve kaygıyı azalttığı, ruh halini iyileştirdiği ve genel iyilik hâlini desteklediğini ima eder.
"Laughter is the best medicine — laughter is the best medicine."Gülmek en iyi ilaçtır — gülmek en iyi ilaçtır.
a creaking door hangs longest/ə ˈkrikɪŋ dɔr hæŋz ˈlɔŋgɪst/kalıp
Gıcırdayan kapı en uzun süre asılı kalır
Daha sağlıksız görünen kişilerin, daha sağlıklı görünenlere göre daha uzun yaşayabileceğini ima etmek için kullanılır.
"A creaking door hangs longest."Gıcırdayan kapı en uzun süre asılı kalır.
the head and feet keep warm, the rest will take no harm/ðə hɛd ənd fit kip wɔrm, ðə rɛst wɪl teɪk noʊ hɑrm/kalıp
Baş ve ayaklar sıcak tutulursa, geri kalanı zarar görmez
Genel sağlık ve refahı sürdürmek için temel ihtiyaçlara odaklanmanın ve temel yönlere dikkat etmenin önemini vurgulamak için kullanılır.
"The head and feet keep warm."Baş ve ayaklar sıcak tutulursa.
Bu listedeki 12 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren