Zaman, Sorumluluk veya Vücut (Take): İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Zaman, Sorumluluk veya Vücut (Take) konusundaki 11 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

11 kelime Collocations Make Take Have İngilizce Kelimeleri
to [take] {sb/sth} seriously /tˈeɪk ˌɛsbˈiː slˈæʃ ˌɛstˌiːˈeɪtʃ sˈiəɹɪəsli/ ifade

ciddiye almak

birini ya da bir şeyi önemli ya da dikkate değer olarak görmek

"You should take your studies seriously."Çalışmalarını ciddiye almalıydın.

to [take] the flank /tˈeɪk ðə flˈæŋk/ ifade

kanat almak

Koruma veya stratejik bir avantaj için bir grubun yan tarafına kendinizi veya başkalarını konumlandırmak, tipik olarak askeri bir bağlamda.

"The soldiers took the flank."Askerler kanat aldı.

to [take] the time /tˈeɪk ðə tˈaɪm/ ifade

zaman ayırmak

Belirli bir etkinlik, görev ya da amaç için bir süreyi ayırmak.

"Take the time to read the instructions."Talimatları okumak için zaman ayır.

to [take] {one's} time /tˈeɪk wˈʌnz tˈaɪm/ ifade

zamanını almak

bir işi acele etmeden, ihtiyacı kadar zaman harcamak

"Take your time, there is no rush."Zamanını al, aceleye gerek yok.

to [take] time /tˈeɪk tˈaɪm/ ifade

zaman almak

bir işin gerçekleşmesi, tamamlanması ya da başarılması için önemli bir süreye ihtiyaç duymak

"Learning a language takes time."Bir dil öğrenmek zaman alır.

to [take] a while /tˈeɪk ɐ wˈaɪl/ ifade

biraz zaman almak

Bir işin gerçekleşmesi, tamamlanması ya da bir şeyin yapılması için bir süre gerektirmek.

"This will take a while."Bu biraz zaman alacak.

to [take] ages /tˈeɪk ˈeɪdʒᵻz/ ifade

çok uzun sürmek

Bir işin beklenenden ya da gerektiğinden çok daha uzun zaman alması.

"This bus is taking ages to arrive."Bu otobüs gelmesi çok uzun sürüyor.

to [take] drugs /tˈeɪk dɹˈʌɡz/ ifade

uyuşturucu kullanmak

Uyuşturucu maddeyi (örneğin eroin, kokain) ağız, enjeksiyon ya da soluma yoluyla tüketmek.

"It is dangerous to take drugs."Uyuşturucu kullanmak tehlikelidir.

to [take] charge /tˈeɪk tʃˈɑːɹdʒ/ ifade

sorumluluğu üstlenmek

Bir şeyi ya da birini kontrol ya da yönetme görevini alıp üstlenmek.

"She will take charge tomorrow."Yarın sorumluluğu üstlenecek.

to [take] a complaint /tˈeɪk ɐ kəmplˈeɪnt/ ifade

şikayet almak

Bir ürün, hizmet ya da deneyim hakkında müşteriden ya da kullanıcıdan memnuniyetsizlik ifadesi kabul etmek.

"The manager took my complaint seriously."Müdür şikayetimi ciddiyetle aldı.

to [take] lightly /tˈeɪk lˈaɪtli/ ifade

ciddiye almamak

Bir durumu ya da sorunu hak ettiği önem ve ciddiyetle ele almamak.

"Don't take this warning lightly."Bu uyarıyı hafife alma.

Bu listedeki 11 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Collocations Make Take Have İngilizce Kelimeleri — Konular