bir lokma yemek
Kısa bir atıştırma ya da tadına bakmak amacıyla az miktarda yiyecek tüketmek.
"Let's have a bite to eat."Bir lokma yiyelim.
Günlük Yaşam (Have) konusundaki 23 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
bir lokma yemek
Kısa bir atıştırma ya da tadına bakmak amacıyla az miktarda yiyecek tüketmek.
"Let's have a bite to eat."Bir lokma yiyelim.
ara vermek
Çalışmayı ya da bir etkinliği geçici olarak durdurup dinlenmek, rahatlamak ya da enerji toplamak.
"Let's have a break."Bir ara verelim.
bir sohbet etmek
Genellikle samimi ve gayri resmi bir konuşma yapmak.
"Let's have a chat after work."İş çıkışı bir sohbet edelim.
konuşma yapmak
Bir ya da birkaç kişiyle düşünce, fikir ya da söz alışverişinde bulunmak.
"We had a good conversation."İyi bir konuşma yaptık.
dans etmek
Müzik eşliğinde sosyal bir ortamda dans hareketleri sergilemek.
"They had a dance at the party."Partide dans ettiler.
tartışma yapmak
Belirli bir konu ya da sorun üzerine başkalarıyla görüş alışverişinde bulunmak.
"We had a discussion about the problem."Sorun üzerine bir tartışma yaptık.
içki içmek
Alkol içeren bir içecek tüketmek.
"Let's have a drink."Bir içki içelim.
gülmek
başkalarıyla birlikte neşeli anlar paylaşmak, kahkaha atmak
"We had a good laugh."İyi bir kahkaha attık.
dinlemek
Bir şarkı, kayıt ya da birinin konuşması gibi bir şeyi dinlemek için bir an ayırmak
"Have a listen to this song."Bu şarkıyı dinle.
bir göz atmak
Kısa ve gayri resmi bir şekilde bir şeye bakmak, incelemek ya da gözlemlemek.
"Let me have a look."Bir göz atayım.
parti düzenlemek
Arkadaş, aile ya da tanıdıklarla bir sosyal toplantı ya da kutlama organize etmek
"We will have a party on Saturday."Cumartesi bir parti düzenleyeceğiz.
sandviç yemek
İki dilim ekmek arasına malzemeler koyarak yapılan öğün ya da atıştırmalığı tüketmek
"I had a sandwich for lunch."Öğle yemeğinde bir sandviç yedim.
yüzmek
Bir havuz, göl, deniz ya da başka bir su kütlesinde yüzmek
"We had a swim in the lake."Gölde bir yüzme yaptık.
konuşmak
Bilgi paylaşmak, bir konuyu ele almak ya da bir şeyler anlatmak amacıyla birileriyle sohbet etmek
"You need to have a talk with him."Onunla bir konuşma yapman gerekiyor.
kısa bir konuşma yapmak
Birine bir mesaj iletmek, bir soru sormak ya da belirli bir konuyu görüşmek amacıyla kısa bir sohbet etmek
"I need a word with you."Seninle bir şey konuşmam lazım.
kahvaltı yapmak
Günün ilk öğünü olan sabah yemeğini yemek
"We have breakfast at seven."Sabahları saat yedide kahvaltı yaparız.
kahve içmek
Tek başına ya da başkalarıyla, genellikle sabah ya da öğleden sonra bir içecek olarak kahve tüketmek
"Let's have coffee together."Haydi birlikte kahve içelim.
koklamak
Bir şeyin kokusunu kontrol etmek amacıyla burnunu yaklaştırmak
"The cat had a sniff."Köpek çantama bir kez kokladı.
atıştırmalık yemek
Ana öğünler arasında, genellikle küçük bir miktarda yiyecek tüketmek
"I want to have a snack."Bir atıştırmalık yemek istiyorum.
yemek yemek
Kahvaltı, öğle ya da akşam gibi düzenli öğün zamanlarında yiyecek tüketmek
"We had a meal at a nice restaurant."Güzel bir restoranda yemek yedik.
keyfini çıkarmak
Hoş, güzel veya tatmin edici bir şeyden zevk almak.
"Have yourself a nice day!"İyi günler!
gizli bir kozunu saklamak
İhtiyaç duyulduğunda stratejik olarak kullanılabilecek gizli bir kaynak, plan ya da avantajın bulunması.
"He has something up his sleeve."Onun bir kozunu sakladığını biliyorum.
övgüye layık olmak
Bir şeyin pek çok olumlu özelliği olması ve bu yüzden yüksek takdir ya da övgüye değer olması
"This plan has a lot to recommend it."Bu planın övgüye layık pek çok yönü var.
Bu listedeki 23 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla