sadece isim olarak
Bir kişinin, nesnenin ya da durumun, başlığı, etiketi ya da tanımıyla örtüşmediğini söylemek için kullanılır.
"It was in name."O sadece isim olarak liderdir.
Mazeret konusundaki 20 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
sadece isim olarak
Bir kişinin, nesnenin ya da durumun, başlığı, etiketi ya da tanımıyla örtüşmediğini söylemek için kullanılır.
"It was in name."O sadece isim olarak liderdir.
görünüşleri korumak
Her şeyin yolunda olduğunu göstererek, sorunların başkaları tarafından fark edilmemesini sağlamak.
"They kept up smiling."Görünüşleri korumak için çaba harcıyorlar.
sözde destek
samimi olmayan bir destek, yardım ya da taahhüt sunma
"He pays lip service to the idea but does nothing."Fikri sadece sözde destekliyor, ama hiçbir şey yapmıyor.
sözünün arkasına para koymak
Söylediklerine samimiyetini ya da bağlılığını kanıtlamak için para harcamak ya da yatırım yapmak.
"Put money where mouth."Sözünün arkasına para koyma zamanı geldi.
koyun postlu kurt
Güzel ve dostça görünse de aslında kötü niyetli kişi.
"He is a wolf in sheep's clothing."O bir koyun postlu kurttur.
ölmek gibi yapmak
Hareket etmeden yere yatarak ölüyormuş gibi numara yapmak.
"He played dead well."Köpek bazen ölmek gibi yapar.
cesur bir yüz takınmak
mutluluk, kaygı ya da sorunlarını gizleyerek davranmak
"She put on a brave face."Kötü habere rağmen cesur bir yüz takındı.
serinkanlı davranmak
Kızgın, heyecanlı, korkmuş gibi hislerini gizlemek için sakin görünmek.
"He tried to play it cool."Serinkanlı davranmaya çalıştı.
boş yere alarm vermek
Gerçekten ihtiyacı olmadığı halde yardım istediği için kötü bir üne sahip olmak ve bu yüzden güvenilmez olmak.
"Don't cry wolf too often."Çok sık boş yere alarm verme.
timsah gözyaşı
sahte, yapay üzüntü ya da pişmanlık gösterisi
"His crocodile tears were fake."O, ona karşı timsah gözyaşları döktü.
masum görünmek ama değil
Bir kişinin sadece nazik veya masum göründüğünü, ancak gerçekte öyle olmadığını söylemek için kullanılır.
"Butter would not melt."Masum görünüyordu ama değil.
rol yapmak
Sahte bir tavır takınmak, sahte bir şekilde konuşmak ya da davranmak.
"She is just putting on an act."Sadece rol yapıyor.
kasıtlı kazara
Bir şeyi bilerek yapıp, sanki kazara olmuş gibi davranmak.
"I think he broke it accidentally on purpose."Bence onu kasıtlı kazara kırdı.
gözcü
Bir gruba sızıp faaliyetlerini raporlayan kişi.
"The stool pigeon gives evidence to the police."Gözcü polisle iş birliği yapıyor.
ölü taklidi yapmak
Başkalarının rahatsız etmemesi veya saldırmaması için uyuyormuş veya ölüymüş gibi davranmak.
"The dog played possum."Köpek ölü taklidi yaptı.
kağıt kaplan
Görünüşte korkutucu, tehlikeli ya da güçlü, fakat gerçekte öyle olmayan kişi ya da şey.
"The threat was a paper tiger."Tehdit bir kağıt kaplandı.
karanlıkta ıslık çalmak
Korkusuz ya da kaygısız görünmek için kendini aldatmak.
"He whistles in the dark."Karanlıkta ıslık çalıyor.
gözyaşlarını akıtmak
Başkalarının sempatisini kazanmak ya da istediğini elde etmek için gözyaşı dökmeye başlamak.
"She turned on the waterworks when she got caught."Yakalandığında gözyaşlarını akıttı.
bira bütçesiyle şampanya zevki
Maddi gücünün çok altında olan lüks ve pahalı şeyleri istemek.
"She wants luxury holidays on a tight budget — champagne taste on a beer budget."Sıkı bütçeyle lüks tatiller istiyor – bira bütçesiyle şampanya zevki.
bir tavır takınmak
Belirli bir izlenim bırakmak ya da bir düşünceyi vurgulamak amacıyla bilinçli olarak bir davranış sergilemek.
"He strikes an attitude of confidence."Kendinden emin bir tavır takındı.
Bu listedeki 20 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla