birinin gözünü boyamak
Birinden gerçeği gizlemek ve ona doğru olmayan bir şeye inanmasını sağlamak.
"You can't pull the wool over my eyes."Benim gözümü boyayamazsın.
Aldatma konusundaki 21 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
birinin gözünü boyamak
Birinden gerçeği gizlemek ve ona doğru olmayan bir şeye inanmasını sağlamak.
"You can't pull the wool over my eyes."Benim gözümü boyayamazsın.
gerçeği bükmek
gerçekleri değiştirerek ya da eksik bırakarak tam doğru söylememek
"He is bending the truth."Gerçeği büküyor.
duman üflemek
birini yanıltmak, aldatmak amacıyla yanıltıcı söz ya da davranışlarda bulunmak
"He is just blowing smoke."Sadece duman üflüyor.
inanılması güç hikaye
İnanılması zor bir hikaye, açıklama veya mazeret.
"His story was a Canterbury tale."Hikayesi inanılması güç bir hikayeydi.
hesapları manipüle etmek
Kişisel çıkar amacıyla bir şirketin ya da kuruluşun mali kayıtlarını yasa dışı olarak değiştirmek.
"He tried to cook the books."Kayıtları manipüle etmeye çalıştı.
kar işi (yalancı pazarlık)
Birini aldatma ya da aşırı övgüyle bir şeye inandırma çabası.
"The salesman gave her a snow job."Satıcı ona bir kar işi yaptı.
tamamen inanmak
Bir kişinin ne kadar kolay kandırıldığını veya aldatıldığını vurgulamak için kullanılır.
"He believed it hook, line, and sinker."Ona tamamen inandı.
birinin gözüne toz atmak
Birine yanlış, değiştirilmiş veya yanıltıcı bilgi vermek.
"She threw dust in his eyes."Onun gözüne toz attı.
bir şeyin sırrını çıkarmak
Birini sürekli ya da kurnazca sorular sorarak bilgi vermeye zorlamak.
"I finally wormed the secret out of her."Sonunda sırrını ondan çıkardım.
kandırıp ortadan kaldırmak
Bir kişiyi kasten öldürmek.
"He took him for ride."Onu kandırıp ortadan kaldırdı.
şüphelenmek
Bir durumun yanlış ya da dürüst olmayan bir şey içerdiğini hissetmeye başlamak.
"I smell a rat, something is wrong with this deal."Bir şeyler ters gidiyor, bir şeyler şüpheli kokuyor.
maymunluk
Yaramaz, dürüst olmayan veya kabul edilemez davranış.
"Stop the monkey business and work."Maymunluğu bırak ve çalış.
bir köpeğin arka bacağı kadar eğri
Güvenilmez veya aldatıcı bir şekilde davranan bir kişiye atıfta bulunmak için kullanılır.
"That man is crooked as a dog's hind leg."O adam bir köpeğin arka bacağı kadar eğri.
birini kandırmak
Bir kişinin doğru olmayan bir şeye inanmasını sağlamak.
"He led me up the garden path."Beni kandırdı.
yem ve değiştirme
Müşterileri çekmek için bir ürün veya hizmetin düşük bir fiyattan reklamının yapıldığı, ancak daha sonra daha pahalı veya daha düşük kaliteli bir seçenekle değiştirildiği aldatıcı bir pazarlama taktiği.
"The store used a bait and switch tactic."Mağaza yem ve değiştirme taktiği kullandı.
duman ve aynalar
Bir şeyin etkileyici veya önemli göründüğü, ancak aslında başka bir şeyden dikkat dağıtıcı olduğu bir durum.
"His plan is all smoke and mirrors."Onun planı tamamen duman ve aynalar.
hile yapmak
Birini zekice ve genellikle beklenmedik bir şekilde aldatmak.
"He pulled a fast one on me."Bana hile yaptı.
bedava öğle yemeği
Ücretsiz gibi görünen, fakat gizli ya da dolaylı bir maliyeti olan şey.
"There is no free lunch."Bedava öğle yemeği yoktur.
taklitçi
Başkasının davranışlarını, kıyafetlerini, fikirlerini vb. taklit eden kişi.
"Stop being a copycat!" the child shouts."Taklitçi olma, bırak! diye bağırdı çocuk.
inanılmaz bir masal
inanılması zor bir hikaye, açıklama veya bahane
"That is a Canterbury tale."Bu inanılmaz bir masal.
birini kandırmak
bir kişiyi aldatmak, genellikle parasını çalmak için
"They took me for a ride."Beni kandırdılar.
Bu listedeki 21 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla