saatine bakmak
zamanın yavaş geçtiğini hissettiği için sürekli saate bakmak
"I hate watching the clock at work."İş yerinde saate bakmaktan nefret ediyorum.
Hızlı veya Yavaş konusundaki 17 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
saatine bakmak
zamanın yavaş geçtiğini hissettiği için sürekli saate bakmak
"I hate watching the clock at work."İş yerinde saate bakmaktan nefret ediyorum.
zaman su gibi akıp gidiyor
zamanın çabuk geçtiğini ifade eder
"Time flies when you are having fun!"Eğlenirken zaman su gibi akıp gider!
anında
Tereddüt etmeden.
"She'll help at the drop of a hat."Anında yardım eder.
kısa bir sürede
çok kısa bir zaman içinde
"She finished her homework in a trice."Ödevini bir çırpıda bitirdi.
iki çırpıda
çok kısa sürede, çabucak
"I will be ready in two shakes."İki çırpıda hazır olurum.
anında, zahmetsizce
Bir hareketin ya da değişimin çok çabuk ve sorunsuz yapılması.
"This sports car can stop on a dime."Bu spor araba bir anda durabilir.
başlangıçtan itibaren
bir şeyin hemen, anında gerçekleştiğini belirtmek için kullanılır
"He was fast right out of the gate."O, başlangıçtan itibaren çok hızlıydı.
tek bir hamlede
tek bir karar ya da çabayla bir şeyi başarmak
"He solved everything at a single stroke."Her şeyi tek bir hamlede çözdü.
şimdi ya da asla
Şu anın fırsatı yakalamak için tek zaman olduğu, aksi takdirde kaybedileceği anlamında kullanılır
"It is now or never, so decide quickly."Şimdi ya da asla, bu yüzden çabuk karar ver.
zaman gösterecek
Bir durumun doğruluğu, geçerliliği ya da etkisinin ilerleyen zamanla ortaya çıkacağını ifade eder.
"It is a new school — time will tell."Yeni bir okul — zaman gösterecek.
aniden, tamamen bırakmak
Ani, beklenmedik ve kademeli olmayan bir şekilde bir alışkanlığı bırakmak.
"He quit smoking cold turkey last week."Geçen hafta sigarayı aniden bıraktı.
göz açıp kapayıncaya kadar
çok çabuk, bir anda
"It was over in the blink of an eye."Her şey göz açıp kapayıncaya kadar bitti.
hemen, ilk anda
Anında ve gecikme olmadan.
"He started right away."O, hemen başladı.
sakin gün
Verimsiz ve sıkıcı geçen uzun bir gün.
"It was a slow day at the shop."Dükkanda sakin bir gündü.
kademeli olarak
bir şeyin aniden değil, yavaş yavaş, adım adım gerçekleştiğini belirtir
"By degrees, the weather improved."Kademeli olarak hava ısındı.
jack Robinson diyene kadar
o kadar çabuk ki, farkına varmaya ya da tepki vermeye zaman kalmaz
"He left before I could say Jack Robinson."Jack Robinson diyene kadar gitti.
anında
gecikmesiz, hemen gerçekleşen şekilde
"He paid me on the spot."Bana anında ödedi.
Bu listedeki 17 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla