Ertelemek: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Ertelemek konusundaki 10 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

10 kelime Zaman İle İlgili İngilizce Deyimler
to [drag] {one's} (feet|heels) /dɹˈæɡ wˈʌnz fˈiːt hˈiːlz/ ifade

ayaklarını sürüklemek

Kasıtlı olarak yavaş davranmak.

"Stop dragging your feet and decide."Ayaklarını sürüklemeyi bırak ve karar ver.

rain check /ɹˈeɪn tʃˈɛk/ isim

yağmur kontrolü (teklifi ertelemek)

Bir davet, teklif ya da planı reddetmek ya da iptal etmek, ancak daha sonra kabul etmeyi düşünmek.

"He took a rain check on dinner."Akşam yemeğini yağmur kontrolüyle erteledi.

to [buy] time /bˈaɪ tˈaɪm/ ifade

zaman kazanmak

Daha fazla zaman elde etmek için bir şeyi ertelemek.

"He is just trying to buy time."Sadece zaman kazanmak istiyor.

to [kick] the can down the road /kˈɪk ðə kæn dˌaʊn ðə ɹˈoʊd/ ifade

sorunu ertelemek

Üstesinden gelinmesi gereken sorunları sürekli olarak ileriye atmak.

"They always kick the can down the road."Her zaman sorunu ertelemeyi tercih ederler.

on ice /pˌʊt kˈiːp ˌɛstˌiːˈeɪtʃ ˌɑːn ˈaɪs/ ifade

beklemede tutmak

Geçici olarak pasif ya da ertelenmiş bir durumu ifade eder.

"Put that plan on ice for now."Bu planı şimdilik beklemede tut.

to [sit] on {one's} hands /sˈɪt ˌɑːn wˈʌnz hˈændz/ ifade

elini kolunu bağlamak

Gereken zamanda harekete geçmemek, pasif kalmak.

"Don't just sit on your hands."Sadece elini kolunu bağlama.

on the fence /ɑːnðə fˈɛns/ ifade

kararsız kalmak

Bir konu hakkında karar verememek, iki seçenek arasında tereddüt etmek.

"I am still on the fence about this issue."Bu konuda hâlâ kararsızım.

to [put] off (until|till) tomorrow what {sb} can do today /pˌʊt ˈɔf ʌntˈɪl tˈɪl təmˈɔːɹoʊ wˌʌt ˌɛsbˈiː kæn dˈuː tədˈeɪ/ ifade

yarına bırakmak

Şu anda yapılması gereken bir işi başka bir zamana ertelemek.

"Do not put off until tomorrow what you can do today."Bugün yapabileceğini yarına bırakma.

to [play] for time /plˈeɪ fɔːɹ tˈaɪm/ ifade

zaman kazanmak için taktik yapmak

bir şeyin gerçekleşmesini geciktirerek onu önlemek ya da daha iyi hazırlık için zaman yaratmaya çalışmak

"He was just playing for time during the interview."Mülakat sırasında sadece zaman kazanmak için taktik yapıyordu.

on hold /ˌɑːn hˈoʊld/ ifade

beklemede

gelecekte ele alınmak üzere askıya alınmış durum

"My call is on hold."Aramam beklemede.

Bu listedeki 10 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Zaman İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular