Zaman: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Zaman konusundaki 13 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

13 kelime Zaman İle İlgili İngilizce Deyimler
red-letter day /ɹˈɛdlˈɛɾɚ dˈeɪ/ isim

önemli gün

oldukça güzel bir olayın gerçekleştiği ve unutulmayacak bir gün

"The day she graduated was a red-letter day."Mezun olduğu gün onun için önemli bir gündü.

zero hour /zˈiəɹoʊ ˈaɪʊɹ/ isim

sıfır saat

Bir olayın ya da eylemin başlaması planlanan kesin an

"It's zero hour."Saldırının sıfır saati 05:00'tir.

moment of truth /mˈoʊmənt ʌv tɹˈuːθ/ ifade

gerçeğin anı

Kritik bir olayın ya da eylemin gerçekleştiği zaman.

"The moment of truth had finally arrived."Gerçeğin anı nihayet geldi.

turning point /tˈɜːnɪŋ pˈɔɪnt/ isim

dönüm noktası

Bir durumun köklü bir değişim geçirdiği, özellikle de iyileşmeye yol açan an

"It was important turning point."Bu çok önemli bir dönüm noktasıydı.

on the other side of {sth} /ɑːnðɪ ˈʌðɚ sˈaɪd ʌv ˌɛstˌiːˈeɪtʃ/ ifade

sonrasında

Bir şeyin olduktan veya yapıldıktan sonraki zamanı ifade etmek için kullanılır.

"We will celebrate on the other side."Sonrasında kutlayacağız.

to [come|follow] (hot|close|hard) on the heels of {sth} /kˈʌm fˈɑːloʊ hˈɑːt klˈoʊs hˈɑːɹd ɑːnðə hˈiːlz ʌv ˌɛstˌiːˈeɪtʃ/ ifade

peşinden gelmek

Bir olayın hemen ardından, çok yakın bir sürede gerçekleşmek.

"It came close on heels."O, hemen peşinden geldi.

black day /blˈæk dˈeɪ/ isim

kara gün

Büyük talihsizlik ve üzüntünün yaşandığı gün.

"It was a black day for the team."Takım için kara bir gündü.

in the (same|next) breath /ɪn ðə ˈseɪm ˈbrɛθ/ ifade

aynı anda, peş peşe

Bir şeyin başka bir şeyle neredeyse aynı anda gerçekleştiği zaman kullanılır.

"He laughed and cried in the same breath."Aynı anda hem güldü hem ağladı.

to [lose] track of time /lˈuːz tɹˈæk ʌv tˈaɪm/ ifade

zamanın farkına varamamak

Geçen zamanı ya da neler olduğunu hiç anlamamak.

"I lost track of time."Zamanın farkına varamadım.

to [have] time on {one's} hands /hæv tˈaɪm ˌɑːn wˈʌnz hˈændz/ ifade

elinde boş zaman olmak

hiç meşgul olmamak, vakit bulmak

"Now that I am retired, I have time on my hands."Emekli oldum, artık elimde boş zaman var.

to [run|take] its course /ɹˈʌn tˈeɪk ɪts kˈoːɹs/ ifade

doğal akışına bırakmak

Bir süreci doğal, normal veya beklenen bir şekilde tamamlamak.

"Let the event run its course."Olayın doğal akışına bırakın.

to [be] early days (yet|) /biː ˈɜːli dˈeɪz jˈɛt/ ifade

henüz erken

Bir şeyin sonucunu hâlâ tahmin etmenin çok erken olduğu, gelişiminin ilk aşamasında olduğu anlamı.

"It is early days yet."Henüz erken.

out of season /aʊt əv ˈsizən/ ifade

mevsimi dışında

bir yiyecek, sebze veya meyvenin doğal olarak yetişmediği veya kolayca bulunmadığı yılın zamanı boyunca

"This is out of season."Bu mevsimi dışında.

Bu listedeki 13 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Zaman İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular