beklemek zorunda kalmak
Birinin gelmesini ya da bir şeyin gerçekleşmesini beklemek zorunda olmak.
"Cool your heels now."Bekleme odasında bir saat beklemek zorunda kaldım.
Bekleme konusundaki 9 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
beklemek zorunda kalmak
Birinin gelmesini ya da bir şeyin gerçekleşmesini beklemek zorunda olmak.
"Cool your heels now."Bekleme odasında bir saat beklemek zorunda kaldım.
tozun dinmesi
Önemli bir değişiklik ya da ciddi bir anlaşmazlık sonrasında durumun sakinleşmesini ya da istikrar kazanmasını beklemek.
"Wait for dust to settle."Karar vermeden önce tozun dinmesini bekleyin.
sabırla beklemek
Uygun ya da avantajlı bir zamanı bekleyerek harekete geçmemek.
"The cat bided its time before pouncing."Kedi, atlamadan önce sabırla bekledi.
nefesini tutmak
bir şeyi sabırsızlıkla ya da heyecanla beklemek
"I'll hold my breath."Nefesini tutma.
sabırla beklemek
Acelemiz olmadan, bir işe hemen atlamadan beklemek; genellikle emir kipinde kullanılır.
"Hold your horses, we are not ready yet."Sabırla bekleyin, henüz hazır değiliz.
sabırlı ol, sakin kal
birine acele etmemesini, öfkelenmeden önce düşünmesini söylemek için kullanılan ifade
"Keep your pants on, please."Sakin ol — yemek yakında hazır olacak.
zaman kaybetmek
Vaktini boşa harcamak ya da bir işi geciktirerek yapmak.
"Don't let grass grow here."Burada zaman kaybetme.
sıkı tutunmak
Bir süre bir şey yapmayı bırakmak, beklemek.
"Just hang tight, help is coming soon."Sıkı tutun, yardım yakında geliyor.
durumu değerlendirmek
Belirli bir zaman diliminde bir durumun ya da koşulun nasıl olduğunu anlamak, ölçmek.
"Let us first see how the land lies."Önce durumun nasıl olduğunu görelim.
Bu listedeki 9 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla