Çaba Eksikliği: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Çaba Eksikliği konusundaki 12 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

12 kelime Azim İle İlgili İngilizce Deyimler
to [fall|drop] by the wayside /fˈɔːl ɔːɹ dɹˈɑːp baɪ ðə wˈeɪsaɪd/ ifade

yolda kalmak, başarısız olmak

bir şeyi sürdürmeyi başaramamak

"Do not let dreams fall by the wayside."Hayallerin yolda kalmasına izin verme.

to [give] {sth} a miss /ɡˈɪv ˌɛstˌiːˈeɪtʃ ɐ mˈɪs/ ifade

pas geçmek

bir şeyi yapmamaya karar vermek

"I think I will give the party a miss."Partiye pas geçeceğim sanırım.

to [give] up the ghost /ɡˈɪvˌʌp ðə ɡˈoʊst/ ifade

pes etmek

Başarı şansı çok az veya hiç olmayan bir faaliyete son vermek.

"The old engine gave up the ghost."Eski motor pes etti.

to [lift|raise] a finger /lˈɪft ɹˈeɪz ɐ fˈɪŋɡɚ/ ifade

parmak kaldırmak

Birine yardım etmek amacıyla en ufak bir çaba göstermek

"He never lifts a finger to help at home."O, evde yardım etmek için hiç parmak kaldırmaz.

to [pull] {one's} socks up /pˈʊl wˈʌnz sˈɑːks ˈʌp/ ifade

kendini toparlamak

Yeterince iyi veya tatmin edici olmayan bir şeyi iyileştirmek için elinden geleni yapmak.

"You need to pull your socks up."Kendini toparlaman gerekiyor.

to [run] out of steam /ɹˈʌn ˌaʊɾəv stˈiːm/ ifade

enerjisi tükenmek

heyecanını ya da motivasyonunu kaybetmek, işi bitiremez hâle gelmek

"I ran out of steam quickly."Çabucak enerjim türedi.

to [take] a back seat /tˈeɪk ɐ bˈæksiːt/ ifade

geri planda kalmak

Başkasına kıyasla daha az önemli, daha az görünür veya ikincil bir rolü kabul etmek.

"He decided to take a back seat and let me lead."Geri planda kalmaya ve bana liderlik etmeye karar verdi.

on a (silver|) platter /ˌɑːn ɐ sˈɪlvɚ plˈæɾɚ/ ifade

hazır ve nazır

Bir şeyin kolayca veya çaba harcamadan elde edilmesi veya sunulması.

"He expects everything on a silver platter."Her şeyi hazır ve nazır bekliyor.

to throw {one's} hand in /θɹˈoʊ wˈʌnz hˈænd ˈɪn/ ifade

pes vermek

Başarının mümkün olmadığını görerek bir işi bırakmak ya da bir şeyin parçası olmaktan vazgeçmek.

"He decided to throw his hand in."O, pes vermeye karar verdi.

to [fiddle] while Rome [burn] /fˈɪdəl wˌaɪl ɹˈoʊm bˈɜːn/ ifade

roma yanarken keman çalmak

Önemli sorunları ihmal edip daha önemsiz konularla uğraşmak.

"He fiddled while Rome burned."Roma yanarken keman çaldı.

tofallby the wayside /tofallby* ðə ˈweɪˌsaɪd/ ifade

yol kenarında kalmak

bir şeyi yapmaya devam edememek

"He will tofallby the wayside."Yol kenarında kalacak.

give up the ghost /gɪv əp ðə goʊst/ ifade

pes etmek

Başarı şansı çok az veya hiç olmayan bir faaliyete son vermek.

"He gave up the ghost."Pes etti.

Bu listedeki 12 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Azim İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular