Elinden Gelenin En İyisini Yapma: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Elinden Gelenin En İyisini Yapma konusundaki 25 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

25 kelime Azim İle İlgili İngilizce Deyimler
to [go] the extra mile /ɡˌoʊ ðɪ ˈɛkstɹə mˈaɪl/ ifade

ekstra çaba göstermek

Beklenenin ötesinde çaba sarf etmek.

"She goes the extra mile."Müşterileri için her zaman ekstra çaba gösterir.

to [go] to any [length] /ɡˌoʊ tʊ ˌɛni lˈɛŋθ/ ifade

her yolu denemek

Bir şeyi başarmak ya da yapmak için aşırı çaba harcamak

"He would go to any length to win."Kazanmak için her yolu deneyecekti.

to [go] to the ends of the earth /ɡˌoʊ tə ðɪ ˈɛndz ʌvðɪ ˈɜːθ/ ifade

dünyanın dört bir yanına gitmek

Bir şeyi yapmak ya da elde etmek için ne gerekiyorsa yapmak, zor olsa da

"I would go to the ends of the earth for you."Senin için dünyanın dört bir yanına giderim.

to [leave] no stone unturned /lˈiːv nˈoʊ stˈoʊn ʌntˈɜːnd/ ifade

taş üstünde taş bırakmamak

Bir hedefe ulaşmak için elinden geleni yapmak, özellikle de bir şeyi bulmayı veya aramayı içeriyorsa.

"We will leave no stone unturned."Taş üstünde taş bırakmayacağız.

to [move] heaven and earth /mˈuːv hˈɛvən ænd ˈɜːrθ/ ifade

her şeyi yapmak

Bir şeyde başarılı olmak için son derece çaba göstermek ve yapabileceği her şeyi yapmak

"She moved heaven and earth."Yardım etmek için her şeyi yaptı.

to [pull] out all the stops /pˈʊl ˈaʊt ˈɔːl ðə stˈɑːps/ ifade

elinden geleni yapmak

başarmak için çok çaba harcamak ve mümkün olan her şeyi yapmak

"We must pull out all the stops."Hepsi ellerinden geleni yaptılar.

to [punch] above {one's} weight /pˈʌntʃ əbˌʌv wˈʌnz wˈeɪt/ ifade

ağırlığının üstünde oynamak

Kendisinden sosyal açıdan daha çekici bir kişiyle romantik ilişki içinde olmak.

"He punches above his weight."O, ağırlığının üstünde oynamaktadır.

(at|) full stretch /æt fˈʊl stɹˈɛtʃ/ ifade

tam kapasiteyle

Mevcut tüm kaynakları, enerjiyi vb. kullanmak

"They worked at full stretch."Tam kapasiteyle çalıştılar.

to [bend|lean] over backward /bˈɛnd lˈiːn ˌoʊvɚ bˈækwɚdz/ ifade

elinden geleni yapmak

Bir işi başarmak için aşırı ya da büyük çaba harcamak.

"The teacher bent over backward to help her students."Öğretmen, öğrencilerine yardım etmek için elinden geleni yaptı.

to [bust] {one's} [ass|butt|hump] /bˈʌst wˈʌnz ˈæs bˈʌt hˈʌmp/ ifade

kolları sıvamak / çok çabalamak

Bir şeyi başarmak için çok çaba harcamak

"I busted my hump to get this done."Bunu halletmek için kollarımı sıvadım.

to [do] {one's} best /dˈuː wˈʌnz bˈɛst/ ifade

elinden geleni yapmak

Mümkün olduğunca iyi bir çaba göstermek.

"Just do your best on the test."Sınavda elinden geleni yap.

to [do|try] {one's} utmost /dˈuː tɹˈaɪ wˈʌnz ˈʌtmoʊst/ ifade

elinden geleni yapmak

Bir şeyi en iyi şekilde yapabilmek için çaba göstermek

"I will do my utmost to help."Yardım etmek için elinden geleni yapacağım.

to [give] {sth} {one's} all /ɡˈɪv ˌɛstˌiːˈeɪtʃ wˈʌnz ˈɔːl/ ifade

tüm gücünü vermek

Yapılan işe mümkün olduğunca çok çaba harcamak

"He gave it his all."Tüm gücünü verdi.

to [go] all out /ɡˌoʊ ˈɔːl ˈaʊt/ ifade

elinden geleni yapmak

bir şeyi yapmak için tüm enerji, kaynak ve kararlılığını harcamak

"They went all out."Onun için elinden geleni yaptılar.

to [go] out of {one's} way /ɡˌoʊ ˌaʊɾəv wˈʌnz wˈeɪ/ ifade

kendini zorlamak / fazladan çaba göstermek

Beklenenden ya da gerekenin ötesinde çaba harcayarak bir şeyi yapmak ya da başarmak

"She went out of her way to help me."Bana yardım etmek için kendini zorladı.

to [put] {one's} best foot forward /pˌʊt wˈʌnz bˈɛst fˈʊt fˈoːɹwɚd/ ifade

en iyi izlenimi bırakmak

Özellikle zor bir durumda, mümkün olduğunca çok çaba harcayarak bir işe başlamak

"Try to put your best foot forward."En iyi izlenimi bırakmaya çalış.

{not} for (the|) want of trying /nˌɑːt fɔːɹ ðə wˈɑːnt ʌv tɹˈaɪɪŋ/ ifade

denemekten kaçınmamak

Birinin başarısız olsa bile elinden geleni yaptığını ifade etmek için kullanılır

"Not for want of trying."Denemekten kaçınmadı.

to [give] {sb/sth} {one's} best shot /ɡˈɪv ˌɛsbˈiː slˈæʃ ˌɛstˌiːˈeɪtʃ wˈʌnz bˈɛst ʃˈɑːt/ ifade

elinden geleni denemek

Bir şeyi en iyi şekilde yapmaya çalışmak

"Give it your best shot."Elinden geleni dene.

to [go] to the wall /ɡˌoʊ tə ðə wˈɔːl/ ifade

yıkılmak / çökmek

maddi sıkıntılar nedeniyle kurtarılamaz bir şekilde iflas etmek, başarısız olmak

"Many small businesses went to the wall."Birçok küçük işletme çöküşe gitti.

the best bet /ðə bˈɛst bˈɛt/ ifade

en mantıklı seçenek

başarıya ulaşmak için en uygun ya da en olası hareket

"Your best bet is to wait."En mantıklı seçeneğin beklemek olacaktır.

to [bust] a gut /bˈʌst ɐ ɡˈʌt/ ifade

canını dişine takmak

bir şeyi yapmak veya başarmak için elinden gelenin en iyisini yapmak

"I busted a gut trying to finish on time."Zamanında bitirmek için canımı dişime taktım.

punch aboveone'sweight /pənʧ aboveone'sweight*/ ifade

ağırlığının üstünde dövüşmek

genellikle sahip olduğundan daha fazla güç, yetenek, para vb. gerektiren bir şeyi başarmak veya başarmaya çalışmak

"He punched above his weight."Ağırlığının üstünde dövüştü.

putone'sbest foot forward /putone'sbest* fʊt ˈfɔrwərd/ ifade

elinden gelenin en iyisini yapmak

özellikle zor bir şeyi yaparken veya başarırken olabildiğince çok çaba göstermek.

"Put your best foot forward."Elinden gelenin en iyisini yap.

go to the wall /goʊ tɪ ðə wɔl/ ifade

sonuna kadar gitmek

bir şeyi yapmak veya başarmak için elinden gelen her şeyi yapmak.

"We must go to the wall."Sonuna kadar gitmeliyiz.

bust a gut /bəst ə gət/ ifade

canını dişine takmak

bir şeyi başarmak veya elde etmek için elinden gelenin en iyisini yapmak

"I will bust a gut."Canımı dişime takacağım.

Bu listedeki 25 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Azim İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular