Aile: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Aile konusundaki 14 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

14 kelime İlişkiler İle İlgili İngilizce Deyimler
love child /lˈʌv tʃˈaɪld/ isim

gayrimeşru çocuk

evli olmayan ebeveynleri olan bir çocuk

"The king acknowledged his love child."Kral gayrimeşru çocuğunu tanıdı.

born on the wrong side of the blanket /bˈɔːɹn ɑːnðə ɹˈɔŋ sˈaɪd ʌvðə blˈæŋkɪt/ ifade

resmi olmayan birliktelikten doğmuş

doğum sırasında ebeveynleri evli olmayan bir çocuğa atıfta bulunmak için kullanılır

"He was born on the wrong side of the blanket."Resmi olmayan birliktelikten doğmuştu.

born and bred /bˈɔːɹn ænd bɹˈɛd/ ifade

doğup büyümüş

Kişinin doğup yetiştiği yeri tanımlamak için kullanılır.

"She was born and bred."Ben doğup büyümüş bir Londralıyım.

to [have] a bun in the oven /hæv ɐ bˈʌn ɪnðɪ ˈʌvən/ ifade

fırında ekmek olmak

Hamile olmak.

"She has a bun oven."Fırında ekmek var.

to [wrap] {sb} (up|) in cotton wool /ɹˈæp ˌɛsbˈiː ˌʌp ɪn kˈɑːʔn̩ wˈʊl/ ifade

pamuk yünüyle sarmak

Birini aşırı koruyucu ya da tedbirli bir şekilde tutmak.

"Don't wrap kids."Çocuklarınızı pamuk yünüyle saramazsınız.

pigeon pair /pˈɪdʒən pˈɛɹ/ isim

güvercin çifti

Aynı ailede ardışık doğmuş bir erkek ve bir kız çocuğu.

"They have a pigeon pair"Onların bir güvercin çifti var.

{one's} (own|) flesh and blood /wˈʌnz ˈoʊn flˈɛʃ ænd blˈʌd/ ifade

kendi kanı ve eti

Aile bağını ifade eden kişi.

"She is my blood."O, benim kendi kanı ve etim.

curtain lecture /kˈɜːtən lˈɛktʃɚ/ isim

perde arkasında ders

Eşin, eşine özel ortamda yaptığı uyarı ya da azarlama.

"She gave him a curtain lecture."Ona perde arkasında bir ders verdi.

black sheep /blˈæk ʃˈiːp/ isim

kara koyun

Aile ya da topluluk içinde utanç ya da rezalet kaynağı olarak görülen kişi.

"He is the black sheep."O, ailenin kara koyunu.

chip off the old block /tʃˈɪp ˈɔf ðɪ ˈoʊld blˈɑːk/ ifade

babadan kalan bir parça

Ebeveynine özellikle kişilik, özellik ya da davranış bakımından çok benzeyen kişi.

"He is a chip."Oğlunun babadan kalan bir parça olduğunu söylüyorlar.

to [cut] {sb} off with a (cent|penny) /kˈʌt ˌɛsbˈiː ˈɔf wɪð ɐ sˈɛnt ɔːɹ pˈɛni/ ifade

mirastan mahrum bırakmak

bir aile üyesini onaylamamak veya belirli davranışları veya kararları uygulamak için mali desteği kesmek

"His dad cut him."Babası onu mirastan mahrum bıraktı.

Benjamin of the family /bˈɛndʒəmᵻn ʌvðə fˈæmɪli/ ifade

ailenin en küçüğü

bir ailenin en küçük çocuğuna atıfta bulunmak için kullanılır

"He is the Benjamin."Ailenin en küçüğü odur.

from father to son /fɹʌm fˈɑːðɚ tə sˈʌn/ ifade

babadan oğula

Gelenek, bilgi, değer ya da becerinin bir nesilden diğerine, özellikle babadan oğula aktarılması.

"The business passed from father to son."İş babadan oğula geçti.

big mama /bˈɪɡ mˈɑːmɐ/ isim

aile anası

ailesini geçindiren kişi olarak görülen bir kadın

"He calls his mother "Big Mama"."Annesine "Aile Anası" diyor.

Bu listedeki 14 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

İlişkiler İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular