Arkadaşlık ve Uzlaşma: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Arkadaşlık ve Uzlaşma konusundaki 21 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

21 kelime İlişkiler İle İlgili İngilizce Deyimler
through thick and thin /θɹuː θˈɪk ænd θˈɪn/ ifade

her koşulda, her şeye rağmen

Zorluk ya da koşullar ne olursa olsun.

"We have been friends through thick and thin."Kalın ve ince zamanlarda dost olduk.

speaking terms /spˈiːkɪŋ tˈɜːmz/ isim

konuşur durumda olmak

iki kişinin birbirini selamladığı veya sohbet ettiği iki yönlü bir ilişki

"They are on speaking terms."Konuşur durumdalar.

on (good|friendly) terms /ˌɑːn ɡˈʊd fɹˈɛndli tˈɜːmz/ ifade

iyi ilişkide olmak

Birisiyle dostane, sorunsuz bir ilişki içinde olmak ve karşılıklı iyi iletişim kurabilmek.

"They are on good terms with their neighbors."Komşularıyla iyi ilişkideler.

to [mend] {one's} fences /mˈɛnd wˈʌnz fˈɛnsᵻz/ ifade

ilişkileri onarmak

özellikle bir gerilim ya da çatışma döneminden sonra, ilişkileri düzeltmek ya da yeniden kurmak

"He will mend his fences."Komşusuyla ilişkilerini onarmaya çalışıyor.

to [make] {oneself} at home /mˌeɪk wʌnsˈɛlf æt hˈoʊm/ ifade

kendi evindeymiş gibi hissetmek

resmi kuralları düşünmeden rahat ve konforlu hissetmek

"Make yourself at home."Kendi evindeymiş gibi hisset.

to [make] it up to {sb} /mˌeɪk ɪt ˌʌp tʊ ˌɛsbˈiː/ ifade

telafi etmek

Önceki bir hatayı, kusuru ya da yanlışı dengelemek ve karşı tarafın güvenini ya da affını kazanmak için bir şey yapmak.

"I will make it up to you, I promise."Sana telafi edeceğim, söz veriyorum.

to [kiss] and [make] up /kˈɪs ænd mˌeɪk ˈʌp/ ifade

barışmak

Bir tartışma ya da anlaşmazlık sonrası aradaki sorunları çözmek.

"They kissed and made up yesterday."Dün barıştılar ve öpüştüler.

joined at the hip /dʒˈɔɪndætðəhˈɪp/ ifade

biriyle yapışık

Ayrılmaz, sürekli birlikte olan iki kişiyi tanımlamak için kullanılır.

"Those two are joined at the hip."İkisi birbirine yapışık.

to [go] back a long way /ɡˌoʊ bˈæk ɐ lˈɑːŋ wˈeɪ/ ifade

uzun süredir birlikte olmak

Birçok yıl boyunca aynı ilişkide, çatışmada ya da işte bulunmuş olmak.

"Our businesses go back."Ailelerimiz uzun süredir birlikte.

to [give] and [take] /ɡˈɪv ænd tˈeɪk/ ifade

vermek ve almak

(iki ya da daha fazla taraf) karşılıklı olarak uzlaşmak, anlaşma sağlamak için birbirine şeyler vermek ve almak

"All relationships require give and take."Tüm ilişkilerde vermek ve almak gerekir.

for company /fɔːɹ kˈʌmpəni/ ifade

yoldaşlık amacıyla

Yalnızlığı azaltmak için yapılan bir eylemi tanımlar.

"I bought a dog for company."Yoldaşlık amacıyla bir köpek aldım.

to [build] bridges /bˈɪld bɹˈɪdʒᵻz/ ifade

köprü kurmak

İki kişi ya da grup arasında dostane bir ilişki oluşturmak.

"We need to build bridges between the two groups."İki grup arasında köprü kurmamız gerekiyor.

to [be|live] in each other's [pocket] /biː ɔːɹ lˈaɪv ɪn ˈiːtʃ ˈʌðɚz pˈɑːkɪt/ ifade

birbirine çok yakın olmak

biriyle çok yakın olmak ve zamanının çoğunu onunla geçirmek

"They live in each other's pocket."Birbirlerine çok yakınlar.

(as|) thick as thieves /æz θˈɪk æz θˈiːvz/ ifade

sırdaş olmak

(insanlar için) hiçbir sır olmadan yakın ve güvene dayalı bir bağa sahip olmak

"They are as thick as thieves."Sırdaşlar.

to [wipe] the slate clean /wˈaɪp ðə slˈeɪt klˈiːn/ ifade

sayfayı temizlemek

geçmiş anlaşmazlıkları ya da hataları unutup yeniden başlamak

"Let us wipe the slate clean and start over."Sayfayı temizleyip yeniden başlayalım.

to [get|start] off on the right foot /ɡɛt ɔːɹ stˈɑːɹt ˈɔf ɑːnðə ɹˈaɪt fˈʊt/ ifade

iyi bir başlangıç yapmak

Bir işe ya da ilişkiye başarılı bir şekilde başlamak.

"Let's start off right."İyi bir başlangıç yapmak istiyorum.

no hard feelings /nˈoʊ hˈɑːɹd fˈiːlɪŋz/ ifade

gönül kırmamak

Bir tartışma ya da rekabet sonrasında arada bir kırgınlık kalmamasını dile getirmek.

"No hard feelings, okay?"Umarım aramızda gönül kırıklığı kalmaz.

on nodding terms /ˌɑːn nˈɑːdɪŋ tˈɜːmz/ ifade

selamlaşma hâli

İlişkinin sadece basit selamlaşmalarla sınırlı olduğu durum.

"We are just on nodding terms with the neighbors."Komşularla sadece selamlaşma hâlindeyiz.

go back a long way /goʊ bæk ə lɔŋ weɪ/ ifade

eskiye dayanmak

uzun süredir var olmak, örneğin çatışmalarda veya iş dünyasında

"We go back a long way."Eski dostuz.

give and take /ɡˈɪv ænd tˈeɪk/ ifade

karşılıklı fedakârlık

Tarafların uzlaşma sağlamak için birbirinden taviz vermeye istekli olduğu durum.

"Marriage requires a lot of give and take."Evlilik çokça karşılıklı fedakârlık gerektirir.

wipe the slate clean /waɪp ðə sleɪt klin/ ifade

safı temizlemek

geçmiş anlaşmazlıkları veya hataları unutmak ve yeniden başlamak

"Let's wipe the slate clean."Safı temizleyelim.

Bu listedeki 21 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

İlişkiler İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular