Tropikal ve subtropikal sularda yaşayan, zehirli bir sokması olan büyük bir deniz canlısı; aslında bir denizanası değil, birlikte çalışan özel bireylerden oluşan bir koloni.
"The Portuguese man of war stings swimmers."Portekiz denizanası, yüzücülere sokulur.
octopus/ˈɑktəˌpʊs/isim
ahtapot
Sekiz uzun kolu, yumuşak yuvarlak gövdesi ve iç kabuğu olmayan bir deniz yaratığı
"The octopus changed color."Ahtapot rengini değiştirdi.
plankton/ˈpɫæŋktən/isim
plankton
Deniz ya da tatlı suyun içinde süzülen, daha büyük hayvanların besin kaynağı olan mikroskobik organizmalar.
"Whales feed by filtering plankton from the water."Balinalar, sudan plankton süzerek beslenir.
sea anemone/sˈiː ɐnˈɛməni/isim
deniz anemonu
yırtıcı, çiçeğe benzeyen ve parlak renkli bir deniz polipi
"Sea anemones look like flowers but sting and eat small fish."Deniz anemonları çiçek gibi görünür fakat iğneli dokunaçlarıyla küçük balıkları sokar ve yer.
seahorse/sˈiːhɔːɹs/isim
denizatı
dik duruşlu, at benzeri başı ve kıvrık kuyruğu olan küçük bir deniz balığı
"The seahorse swam slowly."Denizatı yavaş yüzdü.
starfish/ˈstɑɹˌfɪʃ/isim
denizyıldızı
Beş kollu, yıldız şeklinde bir ekinoderm; genellikle yumuşakçalarla beslenir.
"We found a bright orange starfish on the beach."Plajda parlak turuncu bir denizyıldızı bulduk.
sea urchin/sˈiː ˈɜːtʃɪn/isim
denizkestanesi
Dikenlerle kaplı, yuvarlak kabuğu olan küçük deniz hayvanı; yemek olarak toplanır.
"Sea urchin spines."Denizkestanesi dikenleri.
Bu listedeki 9 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren