Yenilgi: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Yenilgi konusundaki 24 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

24 kelime Başarısızlık İle İlgili İngilizce Deyimler
to [come] to grief /kˈʌm tə ɡɹˈiːf/ ifade

başarısızlığa uğramak

İstenmeyen, talihsiz veya hayal kırıklığı yaratan bir sonuçla karşılaşmak.

"The project came to grief."Proje başarısızlığa uğradı.

out of the running /ˌaʊɾəv ðə ɹˈʌnɪŋ/ ifade

yarış dışı kalmak

bir yarışta ya da rekabette kazanma şansının kalmaması

"He is out of the running."Sakatlığı onu yarış dışı bıraktı.

wide (of|off) the mark /wˈaɪd ʌv ˈɔf ðə mˈɑːɹk/ ifade

hedeften uzak

Doğru veya beklenen sonuçtan çok uzak.

"Your guess is wide of mark."Tahminin hedefinizden uzak.

comedy of errors /kˈɑːmədi ʌv ˈɛɹɚz/ ifade

hatalar komedisi

Bir dizi komik hata, aksilik veya yanlış anlaşılma ile işaretlenmiş bir durum veya olaylar dizisi.

"A real comedy of errors."Gerçek bir hatalar komedisi.

to [miss] the (boat|bus) /mˈɪs ðə bˈoʊt bˈʌs/ ifade

fırsatı kaçırmak

Bir şeyden, özellikle iyi bir fırsattan yararlanma şansını kaybetmek.

"He missed the boat."Fırsatı kaçırdı.

dead duck /dˈɛd dˈʌk/ isim

ölü ördek

hiç başarılı olamayan ya da gelecekte başarılı olması çok düşük olan kişi ya da şey

"Without funding the project is a dead duck."Finansman olmadan proje bir ölü ördek haline geldi.

to [come] a cropper /kˈʌm ɐ kɹˈɑːpɚ/ ifade

çuvallamak

Bir şeyde aniden başarısız olmak.

"The plan came a cropper."Plan çuvalladı.

dead in the water /dˈɛd ɪnðə wˈɔːɾɚ/ ifade

ölü su gibi

tamamen durma ya da ilerleme şansı olmayan durum ya da plan

"The project is dead."Teklif ölü su gibi.

to [pass] {one's} sell-by date /pˈæs wˈʌnz sˈɛlbaɪ dˈeɪt/ ifade

modası geçmiş olmak

artık etkili ya da faydalı olmamak

"That actor has passed his sell-by date."O aktörün modası geçmiş.

to [go|come] down in the world /ɡˌoʊ kˈʌm dˌaʊn ɪnðə wˈɜːld/ ifade

düşüş yaşamak

sosyal ya da maddi statüde gerileme görmek

"He came down in the world."O, düşüş yaşadı.

yesterday's (man|woman) /jˈɛstɚdˌeɪz mˈæn wˈʊmən/ ifade

dünün insanı

bir zamanlar önemli ya da etkili olup artık geçmişte kalmış kişi

"He is yesterday's man now."O artık dünün insanı.

to [draw] a blank /dɹˈɔː ɐ blˈæŋk/ ifade

boş çıkmak

Bir şeyi net bir şekilde hatırlayamamak.

"I drew a blank."Boş çıktım.

the writing [is] on the wall /ðə ɹˈaɪɾɪŋ ɪz ɑːnðə wˈɔːl/ kalıp

yazı duvarda

olumsuz bir sonucun yakında gerçekleşeceğine dair açık işaretlerin bulunması

"The writing is on the wall — the company is in serious trouble."Yazı duvarda — şirket ciddi sıkıntıda.

to [take] {sb} to the cleaners /tˈeɪk ˌɛsbˈiː tə ðə klˈiːnɚz/ ifade

temizlemek

Bir kişiyi veya grubu, genellikle çok küçük düşürücü bir şekilde, tamamen yenmek.

"They took us to cleaners."Bizi temizlediler.

to [knock] {sb} off {one's} feet /nˈɑːk ˌɛsbˈiː ˈɔf wˈʌnz fˈiːt/ ifade

birini hazırlıksız yakalamak

Birini tamamen ve beklenmedik bir şekilde bunaltmak veya yenmek.

"The news knocked her off her feet."Haber onu hazırlıksız yakaladı.

dead loss /dɛd lɔs/ isim

ölü zarar

Üretken olmayan bir durum veya aktivite.

"This project is a dead loss."Bu proje ölü bir zarardır.

dog days /dˈɑːɡ dˈeɪz/ isim

zor günler

Zorluk, mücadele veya sıkıntı dönemi.

"These are the dog days."Bunlar zor günler.

dead man walking /dˈɛd mˈæn wˈɔːkɪŋ/ ifade

ölü adam yürüyüşü

Kendisi için büyük değeri veya önemi olan bir şeyi, örneğin konumunu, işini, unvanını vb. kaybetmeye yatkın biri.

"He is a dead man."O ölü bir adam.

dead end /ˈdɛd ɛnd/ isim

çıkmaz

ilerleme ya da iyileşme işareti göstermeyen durum

"Road is dead end."Yol bir çıkmazdır.

down for the count /dˌaʊn fɚðə kˈaʊnt/ ifade

bayılmış gibi olmak

başarısızlık yaşayıp devam edemeyecek durumda olmak

"He was down for count."Boksör bayılmış gibi oldu.

draw a blank /drɔ ə blæŋk/ ifade

boş çıkmak

Bir sorun için fikir veya çözüm bulamamak.

"I draw a blank."Boş çıktım.

take somebody to the cleaners /teɪk ˈsəmˌbɑdi tɪ ðə ˈklinərz/ ifade

birini temizliğe götürmek

Bir kişiyi veya grubu tamamen yenmek, genellikle çok küçük düşürücü bir şekilde.

"They will take us to the cleaners."Bizi temizliğe götürecekler.

wooden spoon /ˈwʊdən spun/ isim

tahta kaşık

genellikle tahta kaşık olan, bir yarışmada sonuncu olan kişiye veya takıma verilen sahte bir ödül

"He won the wooden spoon."Tahta kaşığı o kazandı.

knock somebody offone'sfeet /nɑk ˈsəmˌbɑdi offone'sfeet*/ ifade

birini hazırlıksız yakalamak

birini tamamen ve beklenmedik bir şekilde bunaltmak veya yenmek

"The news knocked me off my feet."Haber beni hazırlıksız yakaladı.

Bu listedeki 24 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Başarısızlık İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular