son eser, veda eseri
Bir kişinin emeklilik ya da ölümünden önce yaptığı son önemli iş
"The concert was her swan song."Konser onun veda eseriydi.
Son konusundaki 20 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
son eser, veda eseri
Bir kişinin emeklilik ya da ölümünden önce yaptığı son önemli iş
"The concert was her swan song."Konser onun veda eseriydi.
tükenmek
(herhangi bir sınırlı kaynak için) tamamen veya neredeyse bitmiş olmak.
"The food is all up."Yemekler tükendi.
boşa çıkarmak
bir şeyin başarıya ulaşmasını ya da beklentileri karşılamasını engellemek
"Rain brought plans naught."Yağmur planlarımızı boşa çıkardı.
boşa gitmek
tamamen başarısız olmak, beklentileri karşılayamamak
"Efforts came to naught."Tüm çabaları boşa gitti.
günü kapatmak
çalışmayı ya da bir etkinliği, genellikle günün sonunda ya da yeterince yapıldı hissedildiğinde sonlandırmak
"Let's call it a day."Bugünü kapatalım.
kapatmak, son vermek
bir konuyu hallederek ona son vermeye karar vermek
"Draw a line under this."Buna bir nokta koyalım.
artık yok
bir kişinin bir etkinlikten ya da yerden kesin olarak ayrıldığını ve fikrini değiştirmeyeceğini söylemek
"He has left building."Patron artık yok.
son vermek, kapatmak
birinin inancını ya da düşüncesini çürütmek, bir konuyu kapatmak
"Put this to rest."Bu meseleye son vermenin zamanı geldi.
projeyi iptal etmek
bir etkinliğin gerçekleşmesini ya da sürdürülmesini engellemek
"They pulled the plug."Projeyi iptal ettiler.
yazık olmak, son vermek
bir şeyi, özellikle planlananı mahvederek sona erdirmek
"Rain put paid to picnic."Sakatlık kariyerine son verdi.
fren yapmak
bir şeyin gerçekleşmesini ya da ilerlemesini engellemek
"Put the brakes on."Harcamalara fren yaptı.
dinlenmeye bırakmak
bir süredir yaptığı bir şeye aniden son vermek
"Give it a rest."Bunu dinlenmeye bırak.
elveda demek
kaybedilen bir şeyi geri alamayacağını kabul etmek
"Kiss money goodbye."Dün işine elveda dedi.
vazgeçmek, pes etmek
başarısızlık ihtimali çok yüksek olduğu için bir işe devam etmenin anlamsız olduğunu karar vermek
"Give up project."Projeye vazgeçti, işe yaramaz bir iş gibi gördü.
vedalaşmak
Ölüm, işten çıkarma vb. için kendini hazırlamak.
"Kiss your job goodbye."İşinle vedalaş.
kapamak, son vermek
özellikle uzun süredir devam eden kötü bir şeye son vermek
"Close the book on this."Bu bölüme son vermenin zamanı geldi.
geçmişte kalmış bir şey
Daha modern ya da daha istenen bir şeyle yer değiştirdiği için artık var olmayan ya da gerçekleşmeyen şey.
"That is a thing of the past."Bu geçmişte kalmış bir şey.
haritadan silmek
birini ya da bir şeyi tamamen yok etmek, ortadan kaldırmak
"Wipe them off the map."Deprem kasabayı haritadan sildi.
gözden kaybolmak
(bir nitelik, fikir veya ilke için) artık var olmamak veya unutulmak.
"Hope went out the window."Umut gözden kayboldu.
meyve vermemek
(bir plan veya eylem planı için) başarılı olmamak veya beklenen sonuçları üretmemek.
"The plan withered on the vine."Plan meyve vermedi.
Bu listedeki 20 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla