Manuel Eylemler: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Manuel Eylemler konusundaki 26 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

26 kelime Act Literacy İngilizce Kelimeleri
annotate /ˈænəˌteɪt/ fiil

notlandırmak

Bir metin, belge ya da görsele açıklama ya da yorum eklemek.

"Annotate the text with your comments."Metni yorumlarınla notlandır.

wrest /ˈɹɛst/ fiil

zorla almak

Bir şeyi, genellikle birinin elinden, zorla çekmek ya da almak.

"He wrested the gun from the attacker."Saldırgandan silahı zorla aldı.

clutch /ˈkɫətʃ/ fiil

kavramak

Aniden ve sıkıca yakalamak veya tutmak

"She clutched her purse tightly."O, çantasını sıkıca kavradı.

caress /kɝˈɛs/ fiil

sevgiyle okşamak

nazik ve sevgi dolu bir şekilde dokunmak.

"She caressed the cat's soft fur."Kedinin yumuşak tüylerini okşadı.

sketch /skɛʧ/ fiil

eskiz çizmek

birinin veya bir şeyin hızlı ve temel bir çizimini yapmak

"Draw a quick sketch."Sanatçı manzarayı hızla eskiz olarak çizdi.

etch /ˈɛtʃ/ fiil

asitle aşındırmak

Sıklıkla asit veya lazer ışını kullanılarak sert bir yüzeye desen veya yazı kesmek veya oymak

"The artist etched a design onto glass."Sanatçı cam üzerine bir deseni asitle aşındırdı.

patch /ˈpætʃ/ fiil

tamir etmek

Bir delik ya da hasarı kapatmak için bir parça malzeme ekleyerek onarmak.

"Patch the hole in the wall."Duvarın çürük kısmını tamir et.

interweave /ˌɪntɝˈwiv/ fiil

birleştirmek

Farklı unsurları karmaşık ya da uyumlu bir şekilde bir araya getirmek.

"The stories interweave beautifully in the plot."Hikâyeler, olay örgüsünde güzelce birleştiriliyor.

intertwine /ˌɪntɝtˈwaɪn/ fiil

iç içe geçmek

Karmaşık ve birbirine bağlı bir yapı oluşturarak birbirine dolamak veya örmek.

"Their lives intertwine in the film."Hayatları filmde iç içe geçiyor.

fling /ˈfɫɪŋ/ fiil

fırlatmak

Bir şeyi ani ve güçlü bir şekilde, genellikle kontrolsüz bir biçimde atmak.

"He will fling the ball."O, topu fırlatacak.

thrust /ˈθɹəst/ fiil

itmek

Bir nesneyi ya da kişiyi büyük bir güç ve hızla itmek.

"She thrust the sword forward."Kılıcı ileriye doğru itti.

scrub /ˈskɹəb/ fiil

ovalamak

fırça vb. kullanarak bir yüzeyi çok sertçe ovalayarak temizlemek

"He scrubs the dirty pots hard."O, kirli tencereleri çok sertçe ovalıyor.

stroke /stroʊk/ fiil

okşamak

Bir hayvanın tüyünü veya kılını nazikçe okmak veya sevmek

"She stroked the cat's soft fur."Kedinin yumuşak tüylerini okşadı.

yank /ˈjæŋk/ fiil

asılmak

Ani ve güçlü bir hareketle bir şeyi çekmek.

"Yank the cord to start the engine."Motoru çalıştırmak için ipi as.

flick /ˈfɫɪk/ fiil

çevirmek

Hafif, hızlı bir hareketle bir şeyi hareket ettirmek veya itmek.

"He flicked the switch up."Anahtarı yukarı çevirdi.

nudge /ˈnədʒ/ fiil

dirseklemek

Dikkat çekmek veya bir eylem önermek amacıyla birini veya bir şeyi nazikçe itmek veya dürtmek.

"She nudged him to wake up."Onu uyandırmak için dirşekledi.

scribble /ˈskɹɪbəɫ/ fiil

karalamak

okunabilirliğe ya da forma dikkat etmeden, aceleyle ya da dikkatsizce yazmak

"He scribbled a note quickly."Hızlıca bir not karaladı.

transcribe /tɹænsˈkɹaɪb/ fiil

yazıya dökmek

Konuşulan sözleri, notları ya da herhangi bir bilgiyi yazılı forma aktarmak.

"She transcribed the interview recording."Röportaj kaydını yazıya döktü.

compose /kəmˈpoʊz/ fiil

bestecilemek

çok düşünerek edebi bir parça yazmak

"Compose the letter."Mektubu bestecileştirin.

snatch /ˈsnætʃ/ fiil

kapmak

Ani bir hareketle bir şeyi çabucak almak veya yakalamak.

"He will snatch the ball."Topu kapacak.

prod /prɑd/ fiil

dürtmek

Dikkatini çekmek veya bir şey yapmasını sağlamak için bir kişiyi veya şeyi parmak, sopa veya başka sivri bir nesneyle dürtmek veya itmek.

"He will prod the dog."Köpeği dürtücek.

pelt /ˈpɛɫt/ fiil

dövmek

Nesneleri yoğun ve sürekli bir şekilde, genellikle güçle atmak.

"The rain pelted the windows hard."Yağmur pencerelere sertçe dövdü.

wring /ˈɹɪŋ/ fiil

sıkmak

Bir şeyi kuvvetle bastırıp bükmek.

"Wring the wet towel please."Islak havluyu sık, lütfen.

pluck /ˈpɫək/ fiil

çekmek

Hafif, ani bir hareketle bir şeyi nazikçe çekmek.

"She will pluck it."Onu çekecek.

tweak /ˈtwik/ fiil

sıkmak

Keskin, hızlı bir sıkma veya çimdikleme eylemi.

"She gave his arm a tweak."Kolunu sıktı.

squeeze /skwiz/ fiil

sıkmak

genellikle elleri kullanarak, sıkıştırma veya daraltma hareketiyle baskı uygulamak

"Squeeze the bottle gently."Şişeyi nazikçe sıkın.

Bu listedeki 26 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Act Literacy İngilizce Kelimeleri — Konular