Korku ve Dehşet: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Korku ve Dehşet konusundaki 22 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

22 kelime Duygular İle İlgili İngilizce Deyimler
to [frighten|scare|terrify] {sb} out of {one's} wits /fɹˈaɪʔn̩ skˈɛɹ tˈɛɹɪfˌaɪ ˌɛsbˈiː ˌaʊɾəv wˈʌnz wˈɪts/ ifade

korkudan altını ıslatmak

birini gerçekten korkutan bir şey yapmak

"The noise scared me badly."Gürültü beni çok korkuttu.

cold sweat /kˈoʊld swˈɛt/ isim

soğuk ter

korku ya da kaygı nedeniyle terleme durumu

"He woke up in a cold sweat."Kabus sonrası soğuk ter içinde uyanmıştı.

to [chill] {sb} to the (bone|marrow) /tʃˈɪl ˌɛsbˈiː tə ðə bˈoʊn mˈæɹoʊ/ ifade

ilmek ilmek ürkütmek

birini aşırı derecede dehşete düşürmek

"The story chilled me to the bone."Hikaye beni ilmek ilmek ürküttü.

[chill|shiver] [run] (up|down) {one's} [spine] /tʃˈɪl ɔːɹ ʃˈɪvɚ ɹˈʌn ˌʌp ɔːɹ dˌaʊn wˈʌnz spˈaɪn/ kalıp

tüyler ürpertmek

birinin yaptığı veya söylediği bir şeyin birini son derece korkutması veya heyecanlandırması durumunda kullanılır

"A chill ran down my spine."Tüylerim ürperdi.

to [be] the death of {sb} /biː ðə dˈɛθ ʌv ˌɛsbˈiː/ ifade

ölüm sebebi olmak

başkaları için büyük endişe, sıkıntı ya da rahatsızlık kaynağı olmak

"This will be the death of me."O çocuk benim ölüm sebebim olacak.

with bated breath /wɪð bˈeɪɾᵻd bɹˈɛθ/ ifade

nefesini tutarak beklemek

büyük bir merak ve heyecan içinde, çoğu zaman nefesini tutarak beklemek

"We waited with bated breath."Nefesimizi tutarak bekledik.

to [shake|tremble] like a leaf /ʃˈeɪk tɹˈɛmbəl lˈaɪk ɐ lˈiːf/ ifade

yaprak gibi titremek

(kişinin) sinir, korku ya da soğuk nedeniyle istemsiz olarak bütün vücudunu titretmesi

"He was shaking like a leaf."O, yaprak gibi titriyordu.

to [scare] the (living|) crap out of {sb} /skˈɛɹ ðə lˈɪvɪŋ ɔːɹ kɹˈæp ˌaʊɾəv ˌɛsbˈiː/ ifade

korkunç bir şekilde korkutmak

birini aşırı derecede korkutmak

"That movie scared me badly."O film beni çok korkuttu.

to [scare] {sb} witless /skˈɛɹ ˌɛsbˈiː wˈɪtləs/ ifade

korkunç derecede korkutmak

birine çok korkunç ya da endişeli bir şey söyleyip onu aşırı derecede korkutmak

"The dog scared her witless."Köpek onu korkunç derecede korkuttu.

to [scare] {sb} straight /skˈɛɹ ˌɛsbˈiː stɹˈeɪt/ ifade

korkutmak (düzeltmek amacıyla)

davranışını düzeltmek ya da iyileştirmek için birini korkutmak ya da şok etmek

"The talk scared him straight."Belgesel onu korkutup doğru yola yönlendirdi.

to [scare] {sb} shitless /skˈɛɹ ˌɛsbˈiː ʃˈɪtləs/ ifade

korkunç derecede korkutmak (korkunç bir şekilde)

birini aşırı derecede korkutan bir şey yapmak

"The ghost story scared me shitless."Hayalet hikâyesi beni korkunç derecede korkuttu.

to [jump|leap] out of {one's} skin /dʒˈʌmp lˈiːp ˌaʊɾəv wˈʌnz skˈɪn/ ifade

korkudan/korkuyla sıçramak

aşırı korku ya da şaşkınlık nedeniyle ani bir fiziksel tepki vermek

"The noise made me jump."Ses beni sıçrattı.

to [make] {one's} hair stand on end /mˌeɪk wˈʌnz hˈɛɹ stˈænd ˌɑːn ˈɛnd/ ifade

saçları diken diken etmek

Birini çok aniden ya da şiddetle korkutmak ya da şok etmek.

"It made my hair stand."Bu durum saçlarımı diken diken etti.

to [shake|quake|tremble] in {one's} (boots|shoes) /ʃˈeɪk kwˈeɪk tɹˈɛmbəl ɪn wˈʌnz bˈuːts ʃˈuːz/ ifade

korkudan titremek

aşırı korkuya karşı istemsiz olarak titremek

"The big dog made the mailman shake in his boots."Büyük köpek postacıyı korkudan titretmişti.

to [scare|freighten] the (living|) daylights out of {sb} /skˈɛɹ fɹˈeɪʔn̩ ðə lˈɪvɪŋ dˈeɪlaɪts ˌaʊɾəv ˌɛsbˈiː/ ifade

korkunç bir şekilde korkutmak

birini çok ani ve şiddetli bir şekilde şok edip korkutmak

"The spider scared me badly."Örümcek beni çok korkuttu.

on tenterhooks /ˌɑːn tˈɛntɚhˌʊks/ ifade

heyecan içinde

bir şey beklerken büyük bir kaygı, merak ya da heyecan içinde olmak

"I am on tenterhooks waiting for news."Haberi beklerken heyecan içindeyim.

like a scalded cat /lˈaɪk ɐ skˈɑːldᵻd kˈæt/ ifade

haşlanmış kedi gibi

çok huzursuz ve ajite bir durumda, genellikle şok veya korkudan dolayı

"She ran like a scalded cat."Haşlanmış kedi gibi koştu.

to [scare] the (living|) shit out of {sb} /skˈɛɹ ðə lˈɪvɪŋ ɔːɹ ʃˈɪt ˌaʊɾəv ˌɛsbˈiː/ ifade

korkunç bir şekilde korkutmak

birini yoğun bir şekilde korkutmak ya da şok etmek

"You really scared the shit out of me!"Beni gerçekten korkunç bir şekilde korkuttun!

rooted (to|in) the (spot|floor|ground) /ɹˈuːɾᵻd tʊ ɔːɹ ɪnðə spˈɑːt ɔːɹ flˈoːɹ ɔːɹ ɡɹˈaʊnd/ ifade

yerinde saplanıp kalmak

aşırı şok, şaşkınlık ya da korku nedeniyle hareket edememek

"I was rooted to the spot."Yerimde saplanıp kaldım.

to [make] {one's} blood run cold /mˌeɪk wˈʌnz blˈʌd ɹˈʌn kˈoʊld/ ifade

kanı dondurmak

birine yoğun bir korku hissi vermek

"That story made my blood run cold."O hikâye kanımı dondurdu.

to [make] {one'} ‌(skin|flesh) (crawl|creep) /mˌeɪk wˈʌn skˈɪn flˈɛʃ kɹˈɔːl kɹˈiːp/ ifade

tüylerini ürpertmek

rahatsızlık ya da tiksinti vererek deride karıncalanma hissi uyandırmak

"His creepy laugh made my skin crawl."Onun ürkütücü kahkahası tüylerimi ürpertti.

for dear life /fɔːɹ dˈɪɹ lˈaɪf/ ifade

canını dişine takmak

yaralanmaktan ya da ölmekten kurtulmak için büyük çaba göstermek

"He held on to the rope for dear life."İpi canını dişine takarak tuttu.

Bu listedeki 22 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Duygular İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular