Ünite 8 - Bölüm 2 · Interchange Orta Kelime Listesi

Interchange Orta Kelime Listesi listesindeki "Ünite 8 - Bölüm 2" ile ilgili 35 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.

35 kelime Interchange Orta Kelime Listesi
hope /hoʊp/ fiil

umut etmek

Bir şeyin olmasını veya doğru olmasını istemek.

"We hope for good weather tomorrow."Yarın iyi hava umuyoruz.

carefully /ˈkɛrfəli/ zarf

dikkatlice

Detaylara ya da doğruluğa özen göstererek, titiz bir şekilde

"Drive carefully on the icy road."Buzlu yolda dikkatlice sür.

luck /ˈɫək/ isim

şans

Kendi çabası ve eylemi dışında, tesadüfen gelen başarı ve iyi talih

"Good luck with your job interview!"İş görüşmen için bol şans!

envelope /ˈɛnvəˌloʊp/ , /ˈɑːnvəˌloʊp/ isim

zarf

mektup koyup gönderdiğimiz ince kâğıt kap

"The envelope was sealed."Zarf mühürlüydü.

destroy /dɪˈstrɔɪ/ fiil

yıkmak

Bir şeyin artık var olmamasına, çalışmamasına vb. yol açacak şekilde hasar vermek.

"He destroys the old documents completely."Eski belgeleri tamamen yıktı.

sawdust /ˈsɔˌdəst/ isim

kereste talaşı

Testere ya da benzeri bir aletle ahşap kesildikten sonra kalan ince ahşap parçacıkları.

"The workshop floor is covered in sawdust."Atölye zemini kereste talaşıyla kaplı.

commemorate /kəˈmɛmɝˌeɪt/ fiil

anmak

Geçmişteki önemli bir kişi, olay vb. için saygı göstermek ve hatırlamak

"We commemorate the fallen soldiers."Şehit askerleri anımsıyoruz.

ancestor /ˈænˌsɛstɝ/ isim

ata

çok uzun zaman önce yaşamış, genellikle büyükanne ve büyükbabalardan önceki bir kan akrabası

"An ancestor lived here."Bir ata burada yaşamıştı.

ceremony /ˈsɛrəˌmoʊni/ isim

tören

Belirli geleneksel eylemlerin gerçekleştirildiği resmi bir dini veya kamuya açık etkinlik

"The wedding ceremony was simple but beautiful."Düğün töreni sade ama güzeldi.

groom /ɡruːm/ isim

damat

Evlenmekte olan erkek

"The groom waited patiently."Damat gergin görünüyordu.

bride /braɪd/ isim

gelin

Evlenmek üzere olan veya yeni evlenmiş olan kadın

"The bride smiled brightly."Gelin çok güzel görünüyordu.

steal /stiːl/ fiil

çalmak

Birinden veya bir yerden izinsiz veya ödemeden bir şey almak

"Do not steal from other people."Başkalarından çalmayın.

future /ˈfjuʧɚ/ isim

gelecek

Bugünden sonra gelecek zaman veya o dönemde meydana gelecek olaylar

"The future is uncertain."Gelecek belirsiz.

central /ˈsɛntrəl/ sıfat

merkezi

bir şeyin merkezine veya ortasına yakın bir yerde bulunan

"The school is central."Okul merkezi.

loaf /loʊf/ isim

somun

belirli bir şekle sahip, tek parça olarak pişirilen ve genellikle servis edilmeden önce dilimlenen ekmek

"The loaf is fresh."Somun taze.

hit /hɪt/ fiil

vurmak

Elinizle veya bir nesne kullanarak birine veya bir şeye şiddetle çarpmak

"Hit the ball hard."Sınıf arkadaşlarına vurma.

messy /ˈmɛsi/ sıfat

dağınık

düzen ve temizlikten yoksun

"My desk is messy."Masan çok dağınık.

peace /piːs/ isim

barış

savaşın veya şiddetin olmadığı bir dönem veya durum

"We all want world peace."Hepimiz dünya barışı istiyoruz.

success /səkˈsɛs/ isim

başarı

ulaşılmak istenen hedefe ulaşma durumu

"Success takes time."Başarı zaman ister.

contain /kənˈteɪn/ fiil

içermek

Bir şeyin içinde bulunmak ya da daha büyük bir bütünün parçası olarak bir şeyi barındırmak

"This box contains old photographs."Bu kutu eski fotoğraflar içeriyor.

dummy /ˈdəmi/ isim

manken

sergileme veya prova amacıyla kullanılan insan figürü modeli.

"The tailor uses a dummy."Terzi bir manken kullanır.

burn /bɝn/ fiil

yanmak

Ateşli olmak ve onun tarafından yok edilmek.

"The house will burn."Ev yanacak.

event /ɪˈvɛnt/ isim

etkinlik

özellikle önemli bir şey olan, gerçekleşen herhangi bir şey

"The event was fun."Etkinlik eğlenceliydi.

grave /greɪv/ isim

mezar

Ölü bir bedeni gömmek için yerde yapılan bir çukur.

"They dug a grave."Bir mezar kazdılar.

lantern /ˈlæntərn/ isim

fener

bir sap ve ışık kaynağı içeren bir muhafazadan oluşan taşınabilir bir ışık

"Carry the lantern."Feneri taşı.

float /floʊt/ fiil

yüzmek

bir su kütlesi veya hava akımı üzerinde yavaş bir hızda hareket halinde olmak

"The boat will float."Tekne yüzecek.

bright /braɪt/ sıfat

parlak

önemli miktarda ışık yayan veya yansıtan

"The light is bright."Işık parlaktır.

skip /skɪp/ fiil

atlamak

Yapılması gereken veya normalde yapılan bir aktiviteyi bilerek yapmamak.

"He will skip class."Dersi atlayacak.

when /wɛn/ bağlaç

-ken

iki olayın aynı anda gerçekleştiğini ya da bir olayın başka bir şey sırasında gerçekleştiğini göstermek için kullanılır.

"Call me when you arrive."Varınca beni ara.

after /ˈæftɚ/ zarf

sonra

daha sonraki bir zamanda

"We went for a walk after dinner."Akşam yemeğinden sonra yürüyüşe çıktık.

before /bɪˈfɔːr/ zarf

önce

daha önceki bir zamanda

"Brush your teeth before you sleep."Uykuya dalmadan önce dişlerini fırçala.

engage /ɛnˈɡeɪdʒ/ fiil

nişanlanmak

genellikle bir evlilik teklifini kabul ederek birisiyle resmen evlenmeyi kabul etmek

"They plan to engage next month."Gelecek ay nişanlanmayı planlıyorlar.

marry /ˈmæri/ fiil

evlenmek

birinin eşi olmak, evlilik bağı kurmak

"He wants to marry his girlfriend."Kız arkadaşıyla evlenmek istiyor.

striking /ˈstraɪkɪŋ/ isim

çarpma

Bir şeye kuvvetlice veya aniden vurma veya temas etme eylemi.

"The striking was loud."Çarpma sesi yüksekti.

wish /wɪʃ/ fiil

dilemek

Olası olmasa ya da mümkün olmasa bile bir şeyin gerçekleşmesini veya doğru olmasını istemek.

"She wishes for good luck today."Bugün iyi şans diliyor.

Bu listedeki 35 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Interchange Orta Kelime Listesi — Konular