Ünite 1 - Bölüm 1 · Interchange Orta Kelime Listesi

Interchange Orta Kelime Listesi listesindeki "Ünite 1 - Bölüm 1" ile ilgili 39 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.

39 kelime Interchange Orta Kelime Listesi
hometown /ˈhoʊmˌtaʊn/ isim

memleket

bir kişinin büyüdüğü ya da doğduğu kasaba ya da şehir

"He returns to his hometown every summer."Her yaz memleketine döner.

employer /ɪmˈplɔɪɚ/ isim

işveren

Çeşitli işler için bireyleri işe alan ve ödeme yapan kişi veya kuruluş.

"My employer is very kind."İşverenim çok nazik.

ski /skiː/ fiil

kayak yapmak

Ayaklara takılan iki kaygan çubuk üzerinde kar üzerinde hareket etmek.

"He skis down the snowy mountain fast."Karla kaplı dağdan hızlıca kayak yapar.

swim /swɪm/ fiil

yüzmek

genellikle kollar ve bacaklar gibi vücut hareketleriyle su içinde ilerlemek

"She swims every morning."O her sabah yüzer.

teach /tiːtʃ/ fiil

öğretmek

üniversitede, kolejde, okulda vb. öğrencilere ders vermek

"She wants to teach English abroad."Yurtdışında İngilizce öğretmek istiyor.

amusement park /əˈmjuzmənt ˌpɑrk/ isim

lunapark

insanların eğlenmek, oyunlar, trenler veya diğer aktiviteler için para ödedikleri büyük bir yer

"The amusement park was crowded."Lunapark kalabalıktı.

beach /biːtʃ/ isim

plaj

deniz ya da göl kenarında bulunan kumlu ya da çakıllı alan.

"We walked on the beach."Plajda yürüdük.

cat /kæt/ isim

kedi

Yumuşak tüyü, kuyruğu ve dört bacağı olan, sıklıkla evcil hayvan olarak beslenen küçük hayvan.

"The black cat crossed the street."Siyah kedi karşı geçti.

comic book /kˈɑːmɪk bˈʊk/ isim

çizgi roman

Bir dizi resim ve kelimeyle hikâye anlatan, genellikle süper kahramanlar ya da macera temalı kitap.

"I read a comic book."Çizgi roman, panel dizisiyle hikâye anlatır.

video game /ˈvɪdioʊ ˌɡeɪm/ isim

video oyunu

bilgisayar, oyun konsolu veya mobil cihaz üzerinde oynanan dijital bir oyun

"He loves video games."O, video oyunlarını çok sever.

playground /ˈpleɪˌɡraʊnd/ isim

oyun alanı

Çocuklar için, özellikle parkların veya okulların içinde, dışarıda inşa edilmiş bir oyun alanı.

"Children play in playground after school."Çocuklar okuldan sonra oyun alanında oynuyor.

sticker /ˈstɪkɝ/ isim

etiket

Bir nesneye yapıştırılabilen, bir tarafı yapışkan bir maddeyle kaplı küçük kağıt ya da plastik parça; etiket, süsleme ya da gösterge olarak kullanılabilir.

"The computer has a logo sticker."Bilgisayarın üzerinde bir logo etiketi var.

teddy bear /tˈɛdi bˈɛɹ/ isim

oyuncak ayı

Ayı şeklinde, yumuşak maddelerden yapılmış bir oyuncak.

"The teddy bear was named after President Theodore Roosevelt."Oyuncak ayının adı, Başkan Theodore Roosevelt'ten gelmektedir.

toy /tɔɪ/ isim

oyuncak

Çocukların oynaması için yapılmış şey, bebek, aksiyon figürü vb.

"The toy is on the floor."Oyuncak yerde.

turtle /ˈtɝtəl/ isim

kaplumbağa

vücudunu saran sert bir kabuğu olan, çoğunlukla suda yaşayan bir hayvan

"The turtle moved slowly."Kaplumbağa yavaşça hareket etti.

pet /pɛt/ isim

evcil hayvan

Evde beslediğimiz ve baktığımız köpek, kedi gibi hayvan

"My pet is very friendly."Evcil hayvanım çok sevecen.

used to /ˈjuːst ˌtu/ fiil

eskiden yapmak

Geçmişte sık sık veya sürekli olarak gerçekleştiği, ancak artık gerçekleşmediği durumları ifade etmek için kullanılır.

"He used to play outside every day."Eskiden her dışarıda oynardı.

memory /ˈmɛməri/ isim

hafıza

zihnin geçmiş olayları, kişileri, deneyimleri vb. saklama ve hatırlama yeteneği

"She has a good memory."Onun iyi bir hafızası var.

medical /ˈmɛdɪkəl/ sıfat

tıbbi

Tıp, hastalıkların tedavisi ve sağlık ile ilgili.

"He needs medical care."Tıbbi bakıma ihtiyacı var.

center /ˈsɛntɚ/ isim

merkez

bir alan veya nesnenin orta kısmı veya noktası

"The center is crowded."Merkez kalabalık.

interest /ˈɪntəˌrɛst/ isim

ilgi

bir kişi veya şey hakkında daha fazla bilgi edinme veya öğrenme isteği

"He showed great interest."Büyük ilgi gösterdi.

camp /kæmp/ isim

kamp

insanların geçici olarak kaldığı, genellikle çadırlarda veya geçici yapılarda bulunan bir yer.

"We will camp here."Мы будем здесь разбивать лагерь.

outdoor /ˈaʊtˌdɔr/ sıfat

açık hava

(bir yer veya mekân için) çatısı veya duvarı olmayan, doğal veya açık havada bulunan

"We love outdoor activities."Açık hava etkinliklerini severiz.

originally /ərˈɪʤənəli/ zarf

başlangıçta

doğal kökenine veya kaynağına ilişkin bir şekilde

"It was originally mine."Başlangıçta bendim.

move /muv/ fiil

taşınmak

Konumunu veya bulunduğu yeri değiştirmek

"They move to a new apartment soon."Yakında yeni bir daireye taşınıyorlar.

speak /spiːk/ fiil

konuşmak

belirli bir duygu ya da düşünceyi sesle ifade etmek

"Please speak more clearly."Lütfen daha net konuş.

take /teɪk/ fiil

almak

Bir şeye uzanıp onu tutmak.

"Please take this book."Lütfen bu kitabı al.

collect /kəˈlɛkt/ fiil

toplamak

Farklı yerlerden veya kişilerden şeyleri bir araya getirmek.

"She collects stamps as a hobby."Hobi olarak pul toplar.

fish /fɪʃ/ isim

balık

kuyruk, solungaç ve yüzgeçleri olan, suda yaşayan bir hayvan

"A shark is a fish."Haftada iki kez balık yerim.

play /pleɪ/ fiil

oynamak

Eğlence için bir oyuna veya etkinliğe katılmak

"Children play in the park."Çocuklarda parkta oynar.

watch /wɑːtʃ/ fiil

izlemek

bir şeye veya kişiye bir süre boyunca dikkatle bakmak

"Watch the movie with subtitles."Filmi altyazılı izle.

cartoon /kɑːrˈtuːn/ isim

çizgi film

gerçek insanlar veya nesneler yerine bir dizi çizim veya modelin fotoğraflanmasıyla yapılan film veya televizyon programı

"The cartoon was very funny."Çizgi film çok komikti.

place /pleɪs/ isim

yer

birinin veya bir şeyin bulunduğu veya bulunması gereken alan

"This is a beautiful place for a picnic."Bu piknik için güzel bir yer.

hobby /ˈhɑːbi/ isim

hobi

boş zamanlarda yapmaktan keyif aldığımız aktivite

"Reading is my favorite hobby."Kitap okumak en sevdiğim hobim.

possession /pəˈzɛʃən/ isim

mal varlığı

(çoğunlukla çoğul) bir kişinin belirli bir zamanda sahip olduğu veya sahip olduğu herhangi bir şey

"The possession was valuable."Mal varlığı değerliydi.

politics /ˈpɑlɪˌtɪks/ isim

siyaset

Bir ülke, eyalet veya şehrin yönetimiyle ilgili düşünce ve faaliyetler bütünü

"Politics can be complicated."Siyaset karmaşık olabilir.

messy /ˈmɛsi/ sıfat

dağınık

düzen ve temizlikten yoksun

"My desk is messy."Masan çok dağınık.

appearance /əˈpɪrəns/ isim

görünüş

Birinin veya bir şeyin dış görünüş biçimi.

"Her appearance was elegant."Onun görünüşü zarifti.

care /kɛr/ fiil

önemsemek

bir şeyi veya birini önemli görmek ve onlara karşı endişe veya kaygı duymak

"I care about the environment."Çevreyi önemsiyorum.

Bu listedeki 39 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Interchange Orta Kelime Listesi — Konular