Ünite 6 · New Headway Temel Kelime Listesi

New Headway Temel Kelime Listesi listesindeki "Ünite 6" ile ilgili 31 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.

31 kelime New Headway Temel Kelime Listesi
bored /bɔːrd/ sıfat

sıkılmış

yapacak bir şey olmadığı için veya bir şeyle artık ilgilenmediği için yorgun ve mutsuz olmak.

"The student is bored."Öğrenci sıkılmış.

tired /ˈtaɪɚd/ sıfat

yorgun

enerji kalmadığı için uyku ya da dinlenmeye ihtiyaç duyan

"I am tired."Yorgunum.

disappointed /ˌdɪsəˈpɔɪntɪd/ sıfat

hayal kırıklığına uğramış

beklentileri ya da umutları karşılamadığı için memnun ya da mutlu olmamak

"I am disappointed."Ben hayal kırıklığına uğradım.

worried /ˈwɝid/ sıfat

endişeli

bir şey olmuş ya da olabilecek diye mutsuz ve korkmuş hissetmek

"She looks worried."Endişeli görünüyor.

annoyed /əˈnɔɪd/ sıfat

sinirli

hafifçe kızgın ya da rahatsız hissetmek

"She felt annoyed."Ben sinirliyim.

exciting /ɪkˈsaɪtɪŋ/ sıfat

heyecan verici

ilgi, mutluluk ve enerji uyandıran

"The trip was exciting."Gezi heyecan vericiydi.

tiring /ˈtaɪɹɪŋ/ sıfat

yorucu

(özellikle bir etkinlik) fiziksel ya da zihinsel yorgunluk ve bitkinlik hissi yaratmak

"The work is tiring."Yürüyüş yorucudur.

annoying /əˈnɔɪɪŋ/ sıfat

rahatsız edici

Hafif bir öfke ya da sıkıntı uyandıran.

"The noise is annoying."Gürültü rahatsız edici.

worrying /ˈwɝiɪŋ/ sıfat

endişe verici

Potansiyel olumsuz sonuçlar hakkında bir huzursuzluk veya sıkıntı hissi yaratmak.

"The situation is worrying."Durum endişe verici.

disappointing /ˌdɪsəˈpɔɪntɪŋ/ sıfat

hayal kırıklığı yaratan

Beklentileri veya umutları karşılamamak.

"The result is disappointing."Sonuç hayal kırıklığı yaratan.

boring /ˈbɔrɪŋ/ sıfat

sıkıcı

ilgi çekmediği için yorgun ve tatminsiz hissettiren

"The lecture is boring."Ders sıkıcı.

millionaire /ˌmɪɫjəˈnɛɹ/ isim

milyoner

serveti bir milyon ya da daha fazla birim olan kişi

"The millionaire donates a large sum to charity."Milyoner büyük bir bağışta bulunur.

lunch /lʌntʃ/ isim

öğle yemeği

günün ortasında yediğimiz yemek

"We had lunch at noon."Öğle yemeğini öğleden sonra yedik.

to [take] a nap /tˈeɪk ɐ nˈæp/ ifade

şekerleme yapmak

Gün içinde kısa bir süre dinlenmek veya uyumak.

"I will take a nap after lunch."Öğle yemeğinden sonra şekerleme yapacağım.

siesta /siːˈɛstə/ isim

siesta

Genellikle öğleden sonra alınan kısa bir dinlenme veya uyku süresi.

"He takes a short siesta after lunch."Öğle yemeğinden sonra kısa bir siesta yapar.

money /ˈmʌni/ isim

para

mal ve hizmet alıp satmak için kullandığımız, madeni para veya kâğıt biçiminde olan şey

"Money is important."Para önemlidir.

village /ˈvɪlɪʤ/ isim

köy

kırsal kesimde bulunan çok küçük yerleşim yeri

"The village is small."Köy küçük.

feeling /ˈfiːlɪŋ/ isim

duygu

Mutluluk, suçluluk, üzüntü vb. gibi yaşanan duygusal bir durum veya his.

"The feeling was strange."Duygu garipti.

excited /ɪkˈsaɪtɪd/ sıfat

heyecanlı

çok mutlu, ilgili ve enerjik hissetmek

"The child is excited."Çocuk heyecanlı.

go /ɡoʊ/ fiil

gitmek

Bir yerden başka bir yere seyahat etmek veya hareket etmek

"Let's go to the cinema."Sinemaya gidelim.

holiday /ˈhɑləˌdeɪ/ isim

tatil

Genellikle dinlenmek, eğlenmek ve kişinin keyif aldığı aktiviteleri yapmak için evden veya işten uzak bir zaman dilimi.

"We enjoy our holiday."Tatilimizin tadını çıkarıyoruz.

become /bɪˈkʌm/ fiil

olmak

bir şeye başlamak veya büyüyerek bir hale gelmek

"She wants to become a teacher."Öğretmen olmak istiyor.

catch /kæʧ/ fiil

yakalamak

avlanma, kovalama veya tuzak kurma gibi yöntemler kullanarak bir şeyi veya birini ele geçirmek veya tutmak

"We can catch the thief."Hırsızı yakalayabiliriz.

fish /fɪʃ/ isim

balık

kuyruk, solungaç ve yüzgeçleri olan, suda yaşayan bir hayvan

"A shark is a fish."Haftada iki kez balık yerim.

have /hæv/ fiil

yemek, içmek

Bir şeyleri yemek ya da içmek anlamında kullanılan fiil

"Let's have lunch."Yeni bir telefonum var.

earn /ˈɝn/ fiil

kazanmak

yaptığımız iş veya sunduğumuz hizmetler karşılığında para almak

"Workers earn money from hard work."İşçiler sıkı çalışarak para kazanır.

business /ˈbɪznɪs/ isim

Para karşılığında hizmet ya da ürün sunma faaliyeti.

"His business is doing very well."Onun işi çok iyi gidiyor.

sing /sɪŋ/ fiil

şarkı söylemek

Bir melodi veya şarkı biçiminde ses üretmek için sesini kullanmak

"She loves to sing in the choir."Koro şarkı sokmayı çok seviyor.

song /sɔːŋ/ isim

şarkı

Sözleri olan müzik parçası.

"This song is beautiful."Bu şarkı çok güzel.

start /stɑːrt/ fiil

başlamak

Yeni bir şeye başlamak ve onu yapmaya, hissetmeye vb. devam etmek.

"Start a new project."Yeni bir projeye başla.

walk /wɑːk/ fiil

yürümek

Ayaklarımızı sırayla bir diğerinin önüne koyarak normal bir hızda ileriye doğru hareket etmek

"Walk to school every morning."Her sabah okula yürü.

Bu listedeki 31 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

New Headway Temel Kelime Listesi — Konular