Ünite 1 · New Headway Temel Kelime Listesi

New Headway Temel Kelime Listesi listesindeki "Ünite 1" ile ilgili 36 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.

36 kelime New Headway Temel Kelime Listesi
parent /ˈpɛrənt/ isim

ebeveyn

annemiz veya babamız

"A parent must take good care of their child."Bir ebeveyn çocuğuna iyi bakmak zorundadır.

mother /ˈmʌðɚ/ isim

anne

bir çocuğun kadın ebeveyni

"Her mother held her hand when she felt scared."Korktuğu zaman annesi elini tuttu.

wife /waɪf/ isim

resmen evli olduğunuz kadın

"His wife is a doctor at the big city hospital."Eşi büyük şehir hastanesinde doktor.

husband /ˈhʌzbənd/ isim

koca

resmen evli olduğunuz erkek

"Her husband works as an engineer."Kocası mühendis olarak çalışıyor.

daughter /ˈdɔːtɚ/ isim

kız

Bir kişinin kız çocuğu

"Their daughter learned to read before she even started school."Kızları okula başlamadan önce okumayı öğrendi.

grandmother /ˈɡrænˌmʌðɚ/ isim

büyükanne

Annemizin veya babamızın annesi

"My grandmother bakes the best cookies in the whole world."Büyükannem dünyanın en güzel kurabiyelerini pişirir.

grandfather /ˈɡrænˌfɑːðɚ/ isim

dede

annemizin veya babamızın babası olan erkek

"My grandfather is kind."Dede iyidir.

uncle /ˈʌŋkəl/ isim

amca/dayı

babamızın veya annemizin erkek kardeşi veya onların kardeşinin kocası

"My uncle taught me how to fish at the lake last summer."Amcam geçen yaz gölde bana balık tutmayı öğretti.

aunt /ænt/, /ɑːnt/ isim

teyze/hala

annemizin veya babamızın kız kardeşi veya onların kardeşinin eşi

"My aunt lives in Florida."Teyzem Florida'da yaşıyor.

cousin /ˈkʌzən/ isim

kuzen

teyzemizin veya amcamızın çocuğu

"My cousin lives in another city."Kuzenim başka bir şehirde yaşıyor.

niece /niːs/ isim

yeğen (kız)

kız kardeşimizin veya erkek kardeşimizin kızı veya kocamızın veya eşimizin kardeşlerinin kızı

"My niece drew a pretty picture just for me at school."Yeğenim okulda benim için güzel bir resim çizdi.

nephew /ˈnɛfju/ isim

yeğen (erkek)

kız kardeşimizin veya erkek kardeşimizin oğlu veya kocamızın veya eşimizin kardeşlerinin oğlu

"My nephew loves to play football in the park with his friends."Yeğenim parkta arkadaşlarıyla futbol oynamayı seviyor.

boyfriend /ˈbɔɪfrɛnd/ isim

erkek arkadaş

sevdiğiniz ve ilişkiniz olan erkek

"Her boyfriend gave her flowers for her birthday yesterday."Erkek arkadaşı dün doğum günü için ona çiçek verdi.

girlfriend /ˈɡɝlfrɛnd/ isim

kız arkadaş

sevdiğiniz ve ilişkiniz olan kadın

"His girlfriend cooked a nice dinner for him last night."Kız arkadaşı dün gece ona güzel bir akşam yemeği hazırladı.

cheap /tʃiːp/ sıfat

ucuz

Düşük fiyatlı.

"The ticket is cheap."Bilet ucuz.

expensive /ɪkˈspɛnsɪv/ sıfat

pahalı

Yüksek fiyatlı.

"The watch is expensive."Saat pahalı.

family /ˈfæməli/, /ˈfæmli/ isim

aile

Kan veya evlilik bağıyla birbirine bağlı kişiler; genellikle anne, baba ve çocuklarından oluşan birlik

"Our family eats dinner together at six every evening."Ailemiz her akşam altıda birlikte akşam yemeği yer.

father /ˈfɑːðɚ/ isim

baba

bir çocuğun erkek ebeveyni

"My father taught me how to ride a bike."Babam bana bisiklet sürmeyi öğretti.

child /ʧaɪld/ isim

çocuk

henüz ergenliğe veya yetişkinliğe ulaşmamış genç bir kişi.

"She is a happy child."O mutlu bir çocuk.

son /sʌn/ isim

oğul

Bir kişinin erkek çocuğu.

"Her son joined the army when he turned eighteen years old."Oğlunun on sekiz yaşına gelince orduya katıldı.

brother /ˈbrʌðɚ/ isim

erkek kardeş

Anne ve babayı bizimle paylaşan erkek kardeş

"His older brother helped him learn to kick the ball."Ağabeyi ona topu nasıl tekmeleyeceğini öğretti.

sister /ˈsɪstɚ/ isim

kız kardeş

Anne ve babayı bizimle paylaşan kadın kardeş

"My sister and I shared a room when we were small kids."Kız kardeşim ve ben küçükken aynı odada uyurduk.

horrible /ˈhɑrɪbəl/ sıfat

korkunç

son derece hoş olmayan, berbat

"The smell is horrible."Koku korkunç.

nice /naɪs/ sıfat

hoş

Zevk ve keyif sağlayan, güzel.

"She is a nice person."O hoş bir insan.

big /bɪɡ/ sıfat

büyük

boyut veya kapsam bakımından ortalamanın üzerinde olan

"The elephant is big."Fil büyüktür.

small /smɔl/ sıfat

küçük

Fiziksel boyutu ortalamanın altında olan.

"The mouse is small."Fare küçüktür.

hot /hɑːt/ sıfat

sıcak

Normalden yüksek bir sıcaklığa sahip olan

"The soup is hot."Çorba sıcak.

cold /koʊld/ sıfat

soğuk

İnsan vücudunun ortalama sıcaklığından daha düşük bir sıcaklığa sahip olan

"The drink is cold."İçecek soğuk.

good /ɡʊd/ sıfat

iyi

tatmin edici bir niteliğe sahip olan

"The movie is good."Film iyi.

bad /bæd/ sıfat

kötü

tatmin edici bir niteliğe sahip olmayan

"The news is bad."Haber kötü.

old /oʊld/ sıfat

yaşlı

hayatın ileri aşamalarında yaşayan

"My grandfather is old."Dedem yaşlı.

young /jʌŋ/ sıfat

genç

hayatın erken aşamalarında olan

"My sister is young."Kız kardeşim genç.

slow /sloʊ/ sıfat

yavaş

Düşük bir hızda hareket eden, gerçekleşen ya da yapılan.

"The turtle is slow."Kaplumbağa yavaş.

fast /fæst/ sıfat

hızlı

Bir işi yaparken, özellikle hareket ederken yüksek bir hıza sahip olmak.

"The car is fast."Araba hızlı.

easy /ˈiːzi/ sıfat

kolay

Yapması ya da anlaması için az çaba ya da beceri gerektiren.

"The test is easy."Test kolay.

difficult /ˈdɪfɪˌkʌlt/ sıfat

zor

Yapmak, anlamak ya da üstesinden gelmek için çok çalışma ya da beceri gerektiren.

"The question is difficult."Soru zor.

Bu listedeki 36 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

New Headway Temel Kelime Listesi — Konular