Müzisyen Türleri: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Müzisyen Türleri konusundaki 29 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

29 kelime Müzik İle İlgili İngilizce Kelimeler
bandsman /bˈændzmən/ isim

bando üyesi

Genellikle askeri ya da brass (bakır) bandolarında çalan müzisyen.

"Bandsman plays in military band."Bando üyesi askeri bandoda çalar.

bassist /ˈbeɪsɪst/ isim

basçı

Bas gitar ya da kontrbas çalan kişi.

"Bassist plays bass guitar."Basçı bas gitar çalar.

accompanist /əˈkəmpənəst/ isim

akompanyist

Diğer müzisyenlere enstrüman çalarak, armoni ya da ritim sağlayarak eşlik eden müzisyen.

"Accompanist supports soloist."Akompanyist soloisteye eşlik eder.

cellist /ˈtʃɛɫəst/ isim

çelloçu

Çello çalan kişi.

"Cellist plays cello."Çelloçu çello çalar.

drummer /ˈdrʌmɚ/ isim

davulcu

bir grupta davul veya davul seti çalan kişi

"The drummer kept time."Davulcu ritmi tuttu.

fiddler /ˈfɪdəɫɝ/, /ˈfɪdɫɝ/ isim

kemanist

Özellikle halk müziğinde keman çalan kişi.

"Fiddler plays folk violin."Kemanist halk müziği kemanı çalar.

impressionist /ˌɪmˈpɹɛʃənəst/, /ˌɪmˈpɹɛʃənɪst/ isim

empresyonist

Empresyonizm ilkelerini takip eden bir ressam, müzisyen veya yazar.

"Debussy was an impressionist."Debussy bir empresyonistti.

instrumentalist /ˌɪnstɹəˈmɛnəɫɪst/ isim

enstrümantalist

Belirli bir enstrümanı çalma konusunda yetenekli icracı.

"He is a skilled instrumentalist."O yetenekli bir enstrümantalist.

keyboardist /kˈiːboːɹdˌɪst/ isim

klavyeci

Klavyeli bir enstrüman çalan, özellikle elektronik piyano çalan kişi.

"Keyboardist plays keyboards."Klavyeci klavye çalar.

one-man band /wˈʌnmˈæn bˈænd/ isim

tek kişilik grup

Aynı anda birden fazla enstrüman çalan sanatçı.

"One-man band plays multiple instruments."Tek kişilik grup birden çok enstrüman çalar.

organist /ˈɔɹɡənəst/ isim

orgcu

Org çalan müzisyen.

"Organist plays organ."Orgcu org çalar.

pianist /piˈænɪst/ isim

piyanist

piyano çalan kişi, özellikle profesyonel olarak piyano çalan müzisyen

"The pianist played softly."Piyanist yumuşakça çaldı.

piper /ˈpaɪpɝ/ isim

balkabağı çalan

Balkabağı (bagpipe) çalan kişi.

"Piper plays bagpipes."Balkabağı çalan kişi balkabağı çalar.

saxophonist /ˈsæksəˌfoʊnɪst/ isim

saksofonist

Saksofon çalan kişi.

"Jazz saxophonist played."Caz saksofonisti çaldı.

timpanist /tˈɪmpɐnˌɪst/ isim

timpani çalan

Timpani (kettle drum) çalan müzisyen.

"Timpanist plays kettle drums."Timpani çalan kişi kettle drum çalar.

bassoonist /bəˈsunɪst/ isim

fagotçu

Fagot çalan kişi.

"She is a bassoonist."O bir fagotçudur.

clarinetist /ˌkɫɛɹəˈnɛtɪst/ isim

klarnetçi

klarnet çalan kişi

"Clarinetist plays clarinet."Klarnetçi klarnet çalar.

trombonist /ˌtɹɑmˈboʊnɪst/ isim

trombonist

trombon çalan kişi

"Trombonist plays trombone."Trombonist trombon çalar.

bugler /bjˈuːɡlɚ/ isim

borazan

borazancı, boraz çalan kişi

"Bugler plays bugle."Borazan boraz çalar.

guitarist /ɡɪˈtɑːrɪst/ isim

gitarist

Gitar çalan biri.

"The guitarist played beautifully."Gitarist güzel çaldı.

harpist /ˈhɑɹpɪst/ isim

arpist

arp çalan kişi

"Harpist plays harp."Arpist arp çalar.

harpsichordist /hˈɑːɹpsɪkˌɔːɹdɪst/ isim

klavsenist

klavsen çalan kişi

"Harpsichordist plays harpsichord."Klavsenist klavsen çalar.

oboist /ˈoʊboʊəst/ isim

obozist

obua çalan kişi

"Oboist plays oboe."Obozist obua çalar.

percussionist /pɝˈkəʃənɪst/ isim

perküsyonist

vuruşlu çalgılar çalan kişi, özellikle orkestrada

"Percussionist plays drums cymbals."Perküsyonist davul ve zil çalar.

concertmaster /ˈkɑnsɝtˌmæstɝ/ isim

konser başçısı

orkestrada birinci keman başçısı, bölümünü yöneten, orkestrayı akort ettiren ve şef ile müzisyenler arasında köprü görevi gören baş müzisyen

"Concertmaster leads orchestra strings."Konser başçısı orkestranın yaylılarını yönlendirir.

busker /ˈbəskɝ/ isim

sokak sanatçısı

kamu alanında müzik çalarak geçimini sağlamak için seyircilere bağış isteyen kişi

"Busker performs on streets."Sokak sanatçısı sokaklarda performans sergiler.

virtuoso /vɝtʃuˈoʊsoʊ/ isim

virtuoz

müzik aleti çalmada son derece yetenekli olan kişi

"She is a virtuoso."O bir virtuoz.

first chair /fˈɜːst tʃˈɛɹ/ isim

birinci sandalye

bir orkestrada ya da toplulukta belirli bir bölümün baş müzisyeni ya da lideri

"First chair leads each section."Birinci sandalye her bölümü yönetir.

flutist /ˈfɫaʊtɪst/, /ˈfɫutɪst/ isim

flütist

flüt çalan kişi

"Flutist plays flute."Flütist flüt çalar.

Bu listedeki 29 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Müzik İle İlgili İngilizce Kelimeler — Konular