Esaret, Duygular ve Etkileşimler (Hold): İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Esaret, Duygular ve Etkileşimler (Hold) konusundaki 13 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

13 kelime Collocations Be Place Put More İngilizce Kelimeleri
to [hold] {sb/sth} in contempt /hˈoʊld ˌɛsbˈiː slˈæʃ ˌɛstˌiːˈeɪtʃ ɪn kəntˈɛmpt/ ifade

küçümsemek / hor görmek

birine ya da bir şeye karşı güçlü bir saygısızlık ya da tiksinti duymak

"She holds liars in contempt."Yalancıları hor görüyor.

to [hold] office /hˈoʊld ˈɑːfɪs/ ifade

görevde bulunmak

bir hükümet, örgüt ya da kurumda resmi bir pozisyonda, genellikle belirli bir süre için çalışmak

"The senator held office for twenty years."Senatör yirmi yıl görevde bulundu.

to [hold] {sb/sth} accountable /hˈoʊld ˌɛsbˈiː slˈæʃ ˌɛstˌiːˈeɪtʃ ɐkˈaʊntəbəl/ ifade

sorumlu tutmak

bir kişinin eylemlerinden sorumlu olmasını sağlamak ve davranışları için sonuçlarla yüzleşmesini temin etmek

"We must hold politicians accountable."Siyasileri sorumlu tutmalıyız.

to [hold] prisoner /hˈoʊld pɹˈɪzənɚ/ ifade

tutsak etmek

birini isteği dışında, genellikle yaptıklarından dolayı hapsederek tutmak

"They held him prisoner for days."Onu günlerce tutsak ettiler.

to [take|hold] hostage /tˈeɪk ɔːɹ hˈoʊld hˈɑːstɪdʒ/ ifade

rehine almak

talep ya da çıkar sağlamak amacıyla birini esir tutmak

"The criminals took the clerk hostage."Suçlular kasiyeri rehine aldı.

to [hold] hands /hˈoʊld hˈændz/ ifade

el ele tutuşmak

sevgi, birlik veya destek ifadesi olarak birisiyle elini birine vermek

"They are holding hands."El ele tutuşuyorlar.

to [hold|take] captive /hˈoʊld ɔːɹ tˈeɪk kˈæptɪv/ ifade

esir almak

birinin özgürlüğünü kısıtlayarak, hareket ya da eylem kabiliyetini sınırlamak

"They held her captive for weeks."Onu haftalarca esir aldılar.

to [hold] {one's} attention /hˈoʊld wˈʌnz ɐtˈɛnʃən/ ifade

dikkatini çekmek

birinin odaklanmasını, ilgisini veya bağlılığını sürdürmek

"The speaker held my attention for an hour."Konuşmacı bir saat boyunca dikkatimi çekti.

to [hold] it against {sb/sth} /hˈoʊld ɪt ɐɡˈɛnst ˌɛsbˈiː slˈæʃ ˌɛstˌiːˈeɪtʃ/ ifade

hesap sormak

Birinin geçmişteki eylemleri nedeniyle biri hakkında olumsuz bir fikre sahip olmak

"I won't hold it against you."Senden hesap sormayacağım.

to [hold] promise /hˈoʊld pɹˈɑːmɪs/ ifade

vaad vermek

gelecekteki başarı ya da olumlu sonuçlar için potansiyele sahip olmak

"This holds great promise."Bu yeni proje büyük vaad taşıyor.

to [hold] true /hˈoʊld tɹˈuː/ ifade

geçerli olmak

zaman içinde ya da farklı durumlarda hâlâ doğru ya da geçerli kalmak

"The old saying still holds true today."Eski atasözü hâlâ geçerlidir.

to [hold] {sth} sacred /hˈoʊld sˈeɪkɹəd/ ifade

kutsal saymak

bir şeyi büyük saygı, onur ya da adanmışlıkla değerlendirmek

"They hold this tradition sacred."Bu geleneği kutsal sayıyorlar.

to [hold] in high (regard|esteem) /hˈoʊld ɪn hˈaɪ ɹɪɡˈɑːɹd/ ifade

yüksek saygı göstermek

birine ya da bir şeye karşı büyük saygı, hayranlık ya da takdir duymak

"We hold them in esteem."Onu yüksek saygı ile tutarım.

Bu listedeki 13 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Collocations Be Place Put More İngilizce Kelimeleri — Konular