yük bindirmek
Bir kişiye zorlayıcı ya da ağır bir sorumluluk, zorunluluk ya da sıkıntı getirmek.
"This job places a burden on me."Bu iş üzerimde bir yük bindiriyor.
Yerleştirme veya Dayatma (Place) konusundaki 9 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
yük bindirmek
Bir kişiye zorlayıcı ya da ağır bir sorumluluk, zorunluluk ya da sıkıntı getirmek.
"This job places a burden on me."Bu iş üzerimde bir yük bindiriyor.
arama yapmak
Birine telefonla ulaşmak amacıyla arama gerçekleştirmek.
"I placed a call to my mother."Annemle bir arama yaptım.
talep etmek
Belirli bir hedef ya da standartı karşılamak için birine ya da bir şeye belli bir çaba, performans ya da çıktı gerektirmek.
"This places a demand."Bu görev bizden bir talep bekliyor.
peşinat yatırmak
Rezervasyon ya da satın alma işlemini güvence altına almak amacıyla ön ödeme olarak bir miktar para vermek.
"We placed a deposit on the house."Eve peşinat yatırdık.
odaklanmak
Belirli bir konu, yön ya da soruna dikkat yönlendirmek, onu temel düşünce noktası haline getirmek.
"The school places a focus on science."Okul bilim dallarına odaklanıyor.
sınırlama getirmek
Belirli eylem, davranış ya da erişimi kontrol altına almak amacıyla bir sınır ya da kural koymak.
"The law places a limit on speed."Yasa hız limitine sınırlama getiriyor.
bir şeye değer biçmek
Bir şeye belirli bir değer ya da önem atfetmek.
"We place value on this."Arkadaşlığa değer biçmek zordur.
vurgulamak
Bir şeye özel önem ya da dikkat göstermek.
"She places an emphasis on health."Sağlığa vurgu yapar.
sipariş vermek
Bir işletmeden ya da tedarikçiden mal ya da hizmet talep etmek.
"I placed an order for a new phone."Yeni bir telefon için sipariş verdim.
Bu listedeki 9 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla