Ders 3B · New English File İleri Kelime Listesi

New English File İleri Kelime Listesi listesindeki "Ders 3B" ile ilgili 34 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.

34 kelime New English File İleri Kelime Listesi
overthrow /ˈoʊvɝˌθɹoʊ/ fiil

devirmek

bir otorite veya güç sahibini zorla görevinden uzaklaştırmak

"The rebels tried to overthrow the government."İsyancılar hükümeti devirmeye çalıştı.

people /ˈpi:pəl/ isim

insanlar

bir grup insan

"The people in the crowd cheered when the band came on."Kalabalıktaki insanlar, grup sahneye çıktığında alkışladı.

commander /kəˈmændɚ/ isim

komutan

askeri bir operasyonun veya bir grup askerin sorumlusu olan subay

"The commander led the troops."Komutan askerlere önderlik etti.

refugee /ˈɹɛfjudʒi/ isim

mülteci

Savaş, doğal afet gibi nedenlerle kendi ülkesini terk etmek zorunda kalan kişi.

"The refugee fled from war."Mülteci savaştan kaçtı.

sniper /ˈsnaɪpɝ/ isim

keskin nişancı

Gizli ve genellikle uzaktan hedefi vuran kişi.

"A sniper waits unseen."Keskin nişancı gizli bir konumdan ateş ediyor.

survivor /sɝˈvaɪvɝ/ isim

hayatta kalan

Özellikle ölümcül bir olaydan sonra yaşamını sürdüren kişi ya da şey.

"The sole survivor of the crash is rescued."Kazanın tek hayatta kalanı kurtarıldı.

ceasefire /ˈsisˈfaɪɝ/ isim

ateşkes

Kalıcı barış görüşmelerinin yürütüldüğü dönemde, çatışma ya da savaş sırasında geçici olarak silahların bırakılması.

"The two sides agreed to a ceasefire after months of bloody fighting."İki taraf, aylar süren kanlı çatışmanın ardından ateşkes kararı aldı.

rebellion /ɹɪˈbɛɫjən/ isim

isyan

Bir değişiklik yaratmayı amaçlayan, genellikle şiddet içeren, bir otoriteye karşı organize edilmiş bir eylem.

"Armed rebellion lasted."Silahlı isyan sürdü.

siege /ˈsidʒ/ isim

kuşatma

düşmanı, bir kasabayı vb. çevreleyerek ikmal hatlarını kesip teslim olmalarını sağlama eylemi

"The castle was under siege for six months."Ŏaltı altı ay boyunca kuşatma altındaydı.

declare /dɪˈklɛr/ fiil

ilan etmek

resmi olarak bir şeyi insanlara duyurmak

"The president declared a state of emergency."Başkan olağanüstü hâli ilan etti.

metaphorical /ˌmɛtəˈfɔɹɪkəɫ/ sıfat

mecazi

Kelimelerin sıradan anlamı yerine, temsil ettiği düşünce ya da sembol için kullanılması.

"Her language is metaphorical."Onun dili mecazlı.

civil war /sˈɪvəl wˈɔːɹ/ isim

iç savaş

Aynı ülke içinde yaşayan gruplar arasında gerçekleşen savaş.

"A civil war is very sad."İç savaş çok üzücü bir durumdur.

treaty /ˈtriti/ isim

antlaşma

İki ya da daha fazla hükümet ya da devlet arasında resmi anlaşma.

"The two countries signed a treaty."İki ülke bir antlaşma imzaladı.

coup /ku/ isim

darbe

hükümeti değiştirmek amacıyla beklenmedik, yasa dışı ve çoğunlukla şiddet içeren girişim

"The military took power in a sudden coup last year."Ordu geçen yıl ani bir darbe ile iktidarı ele geçirdi.

event /ɪˈvɛnt/ isim

etkinlik

özellikle önemli bir şey olan, gerçekleşen herhangi bir şey

"The event was fun."Etkinlik eğlenceliydi.

ally /ˈælaɪ/ isim

müttefik

Özellikle savaş çıkması durumunda başka bir ülkeye yardım eden ülke

"France was an ally of America."Fransa Amerika'nın müttefikiydi.

civilian /səˈvɪɫjən/ sıfat

sivil

askeri veya polis gücünün bir üyesi olmayan ve hükümette resmi bir görevi bulunmayan bir kişiye ilişkin

"She has a civilian job."Sivil bir işi var.

force /fɔrs/ isim

kuvvet

polis, asker vb. gibi eğitimli ve organize edilmiş insanlardan oluşan bir grup.

"The police force arrived quickly."Polis kuvveti hızla geldi.

wounded /ˈwundɪd/ isim

yaralı

Fiziksel ya da duygusal olarak zarar görmüş kişi.

"The wounded are cared for."Yaralı asker savaş alanından kaldırıldı.

break out /bɹˈeɪk ˈaʊt/ fiil

kaçmak

zorla tutulduğu bir yerden (örneğin bir hapishaneden) kurtulmak, firar etmek

"Prisoners plan to break out tonight."Mahkûmlar bu gece kaçmayı planlıyor.

defeat /dɪˈfiːt/ fiil

yenmek

bir savaş, oyun, yarışma vb. karşısında birini mağlup etmek

"Our team will defeat the opponents."Takımımız rakipleri yenecek.

release /riˈlis/ fiil

serbest bırakmak

Birini hapsedildiği veya sıkışıp kaldığı bir yerden ayrılmasına izin vermek.

"Please release him."Lütfen onu serbest bırakın.

retreat /ɹiˈtɹit/ fiil

geri çekilmek

(askeri) Yenilgiye uğrandığı veya zayıf durumda olduğu için tehlikeden kaçmak amacıyla uzaklaşmak.

"The army will retreat from battle."Ordu savaştan geri çekilecek.

shell /ʃel/ isim

fişek

Bir ateşli silaha doldurulan, bir kovan veya gövde, barut, kapsül ve mermi içeren bir mühimmat bileşeni.

"The shell held gunpowder and bullet."Fişek barut ve mermi tutuyordu.

surrender /sɝˈɛndɝ/ fiil

teslim olmak

Bir düşmana veya rakibe karşı dirençten vazgeçmek veya savaşmayı bırakmak

"The army surrendered to the enemy."Ordu düşmana teslim oldu.

conflict /ˈkɑnflɪkt/ isim

çatışma

Önemli bir şey hakkında bir anlaşmazlık veya tartışma.

"The conflict grew."Çatışma büyüdü.

warfare /ˈwɔɹˌfɛɹ/ isim

savaş

Belirli yöntemler ya da silahlar kullanılarak yürütülen silahlı çatışma faaliyeti.

"Modern warfare depends heavily on advanced technology"Modern savaş, gelişmiş teknolojiye büyük ölçüde dayanır.

execute /ˈɛksəkˌjut/ fiil

idam etmek

birini özellikle yasal bir ceza olarak öldürmek

"Execute the prisoner."Devlet mahkumiyetini kesinleşmiş katili idam etti.

blow up /blˈoʊ ˈʌp/ fiil

havaya uçurmak

bir şeyin patlamasına neden olmak

"Terrorists blow up the train station bridge."Teröristler tren istasyonu köprüsünü havaya uçurur.

revolution /ˌɹɛvəˈɫuʃən/ isim

devrim

Bir ülkede halk tarafından, özellikle şiddet içeren biçimde iktidarın, hükümetin vb. köklü bir şekilde değiştirilmesi

"The revolution changed history."Devrim tarihi değiştirdi.

troop /trup/ isim

birlik

silahlı kuvvetler veya askerler, özellikle büyük sayılarda

"A troop marched past."Bir birlik geçti.

capture /ˈkæpʧər/ fiil

yakalamak

bir hayvanı veya kişiyi yakalayıp esir olarak tutmak

"They capture the bird."Kuşu yakalarlar.

loot /ˈɫut/ isim

yağma / ganimet

Zorla ya da yasa dışı yollarla elde edilen para, mal ya da değerli eşyalar.

"They found the loot."Soygunun ganimeti bir depoda saklanıyor.

casualty /ˈkæʒəɫti/, /ˈkæʒəwəɫti/, /ˈkæʒwəɫti/ isim

kayıp

bir savaş veya kaza sırasında öldürülen veya yaralanan kişi

"Many casualty reported."Çok sayıda kayıp bildirildi.

Bu listedeki 34 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

New English File İleri Kelime Listesi — Konular